...şimdi en güzel şiir barıştır

...şimdi en güzel şiir barıştır

Cihan Korel TOPAL
Ankara

Asıl adı Kemal Sadık Gökçeli olan, Türkiye Edebiyatı'nın en çok okunan Koca Çınar'ı Yaşar Kemal... O güzel insan, o güzel atına bindi ve çekip gitti bundan 1 yıl önce, 28 Şubat tarihinde. Ardında bıraktığı onca eserle çekip gittiği yer, aslında hep olduğu yerdi: sonsuzluk.
Romandan öyküye, denemeden şiire 40'ı aşkın yapıtı bulunan Yaşar Kemal, çoğunlukla Anadolu'nun efsane ve masallarından yararlanmıştır. En çok bilinen yapıtı, Cumhuriyet'in ilk döneminde, Çukurova'da köylülerin ağalığa karşı mücadelesini anlattığı, kırktan fazla dile çevrilen, ülkemizde de bir milyondan fazla satılan, adına türküler bestelenmiş, filmi dahi çekilmiş İnce Memed romanıdır. Eserlerini; okuduğu her insanı büyüleyen, büyülendikçe düşündüren, düşündürdükçe umutsuzluktan umut yaratan, umut yarattıkça mücadele eden insanoğlunu anlatırdı insana…Değil sadece Çukurova, değil sadece Toroslar, değil sadece Anadolu. Dünya; anlattığı yerkürenin düşünü, tarihi idi.
BİR EDEBİYAT İŞÇİSİ
Sait Faik, aslen Kürt olan Yaşar Kemal için,"Türklerin en Kürt'ü, Kürtlerin en Türk'ü" derken, Yaşar Kemal ırkçılığın en kötü hastalık ve zalimlik olduğunu söylüyordu ve bir dil arıyordu bu dünyada; dilsizce, düşmanca ve bölük pörçük dolaşamayacağı.
Hiçbir zaman sosyalist tavrını sergilemekten geri durmadı Yaşar Kemal. Her zaman, sadece proletaryanın çıkarları doğrultusunda sanatını icra eden edebiyat işçisi, kendisini şöyle ifade ediyordu:
"Halka kim zulmediyorsa, etmişse, halkı kim eziyor, ezmişse, onu kim sömürmüş, sömürüyorsa, feodalite mi, burjuvazi mi... Halkın mutluluğunun önüne kim geçiyorsa, ben sanatımla ve bütün hayatımla onun karşısındayım."
Sadece doğaya ve sanata inanan Yaşar Kemal, insanın doğasına uygun olması gerektiğini dile getiriyordu her zaman.
ABDİ GİTTİ HAMZA GELDİ
Prometheus'tan bu yana, modern tarih boyu elden ele, hiç sönmeyen meşaleyi alma sırası İnce Memed'e geldiğinde, yine o vakitten bu yana çıkarılmış dersle, yani düzenin yıkılmadığı sürece bir şeyin değişmeyeceğini dile getiriyordu: "Abdi gitti, Hamza geldi..." devrimin ne kadar gerekli olduğunu, ezilenlerin meşru dili ve tarihten aldığı mirasla tekrar tekrar anlatıyordu.

www.evrensel.net