Kadınlar artık susmayacaklar!

Kadınlar artık susmayacaklar!

Her gün gazeteleri açarken “ya bugün?” sorusunun cevabını arıyoruz her sayfada, her başlıkta, her yazıda... Ya bugün kim kimi düşman belledi, kim kimi öldürdü, kim kimi hapsetti karanlığa... Birileri var susturmaya çalışan, susmazlarsa susturan, birileri var konuşmaya korkan. Kim mi bunlar? KADINLAR…Günde en

Zülem Paltacı

Her gün gazeteleri açarken “ya bugün?” sorusunun cevabını arıyoruz her sayfada, her başlıkta, her yazıda... Ya bugün kim kimi düşman belledi, kim kimi öldürdü, kim kimi hapsetti karanlığa... Birileri var susturmaya çalışan, susmazlarsa susturan, birileri var konuşmaya korkan. Kim mi bunlar? KADINLAR…
Günde en az 5 kadın öldürülüyor, milyonlarca kadın şiddete maruz kalıyor, tacize uğruyor. Tacize uğrayan kadınlar mini etek giydi, çatalı gözüktü, sokağa çıktı diye neredeyse haksız. Daha dün 13 yaşındaki N.Ç ‘nin 26 kişi tarafından tecavüze uğramasına yargıdan verilen cevap:  “Kızın rızası vardı”. Daha çocuk yaştaki bedene verilen zararın cezası bu mudur? 4 yıl! Şiddet gören kadınların sığındıkları polislerden gördükleri muamele ortada. Ve bizler verilen bu kararlara her ne kadar tepki göstersek de devam ediyor devlet aynı sloganı tekrarlatmakta: ‘‘Erkek vuruyor, devlet koruyor’’!
Bunun en belirgin örneklerinden biri de Fethiye davası. İçinde öğretmenlerin, milli eğitim müfettişinin, ressamın, baba ve oğulların bulunduğu birçok kişi tarafından tecavüze uğrayan kadın ve 5 yıldır süregelen bir dava. Sanmayın ki dava, tecavüz suçunun cezalandırılması için görevli olan savcının iddianamesiyle, polisin-jandarmanın delilleri toplamasıyla açıldı. Hayır! Dava, kadının ısrarlı mücadelesiyle, delillerin toplanması için ısrarlı çabasıyla, bütün hukuk yollarını tüketmesiyle, Adalet Bakanlığından İnsan Hakları Komisyonuna kadar her yere başvurmasıyla ve kadın örgütlerinin desteğiyle açıldı. Kadın uğradığı tecavüze karşı dava açtırabilmek için bunca emek harcar ve her seferinde yeni bir travmayla baş başa kalırken tecavüzcüler ne yapıyordu dersiniz? Ellerini kollarını sallayarak sokaklarda gezmeye, okullarına, evlerine gitmeye, iyi aile babaları, iyi komşular olarak yaşamaya devam ettiler.  Mücadele sonucu açılan dava boyunca da sanık avukatları sürekli “Kadının bu muameleyi hak ettiğini” ispat etmeye çalıştı, tecavüzcülerin “suçsuzluğu” değildi kanıtlanmaya çalışılan. Bu bile göstermiyor mu bir kadın tecavüze uğradığında o çok güven duymamız gereken adalet mekanizmasının her bir adımında nelerle karşılaştığını? Ama biz umudumuzu kaybetmiyoruz, bütün bu adaletsizlik silsilesinin içinde “Erkek adalet değil, gerçek adalet” demek için, bir daha başka bir kadın bunları yaşamasın diye, kadınların her davada örselenen adalet duygularını bir nebze olsun tamir etmek ve şiddete-tacize-tecavüze dur demek adına daha güçlü ses çıkarabilmelerini sağlamak için bu duruşmada da davanın takipçisiyiz. Bu davanın bizim de davamız olduğunu göstermek ve  ‘‘kadınlar susmuyor’’ demek için 27 Nisan’da, tıpkı diğer duruşmalarda olduğu gibi Fethiye’de olacağız!

*Üniversite Öğrencisi

www.evrensel.net