Bir erkek gazetecinin JINHA deneyimi

Bir erkek gazetecinin JINHA deneyimi

Fatih POLAT

Haber Nöbeti'mdeki üçüncü günde, dünyanın ilk kadın haber ajansı olan JINHA'da haber nöbeti tutacağım gündeme geldiğinde doğrusu biraz şaşırdım. Haber Nöbeti'nin ilk  grubundaki erkek meslektaşlarımız da JINHA'yı ziyaret etmiş ve onların  haberini yapmıştı. Ama gün boyu onlarla birlikte çalışmak bakımından bu bir ilk olacaktı. Bu, JINHA'daki meslektaşlarımızın bizim Haber Nöbeti'nin Diyarbakır'daki koordinasyon grubundaki arkadaşım Sedat Yılmaz'a "Bize haber nöbeti için erkek arkadaşlardan da birini gönderebilirsiniz" demeleriyle gündeme gelmişti.

11 Şubat perşembe sabahı Haberin Nöbeti'nin ikinci grubunda birlikte çalıştığım BirGün editörlerinden Zeynep Yüncüler ile JINHA'dayız. Birlikte yapılan keyifli kahvaltının ardından gündem toplantısına geçiliyor.

Gazetecilik yaşamım boyunca habercilik dilindeki cinsiyetçiliğe karşı dikkatli olmaya özen göstermeme ve Evrensel'de kadın sayfası, kadın eki deneyimleriyle de bu alanın duyarlılıklarına yabancı olmamama rağmen, bu alanda önemli bir deneyim biriktiren bir kadın ajansında görev yapıyor olmak heyecan vericiydi.

Gündem toplantısının ardından, buradaki meslektaşlarımızla birlikte haber izlemenin yanında bizim ilk gruptaki meslektaşlarımızın da yapmış olmasına rağmen JINHA'nın kendisinin haberini yapmalıyız diye düşündük. Belki farklı yönlerini öne çıkararak, önceden yapılanların yanına bir şeyler koyabilirdik.

KCK Basın Davası'nda tutuklanan gazetecilerden biri olan DİHA'nın Sorumlu Yazıişleri Müdürü Fatma Koçak, şimdi JINHA'da görev yapıyordu. Gündem toplantısının ardından Zeynep ile birlikte Fatma'yı dinlemek için bir köşeye çekildik.

Önce habercilik anlayışlarının temelini nelerin oluşturduğu sorarak başlıyoruz. Bunları anlatırken 'soyadı' konusundaki farklarına dikkat çekiyor; "Soyadı konusu bizim yayıncılığımızın temellerinden birini oluşturuyor. Erkek soyunun devamına dayalı anlayışa karşı sen diyorsun ki, 'Hayır yok öyle bir şey. Kişi kendisidir. Örneğin diğer basın yargı haberlerinde homofobik yaklaşımın besleyen bir üslup sergiler. Onlar, tacizi, cinsel istismarı besleyen bir yerden haberler yaparlar. Biz haberden bu öğeleri arındırıyoruz."

JINHA'nın soyadı konusundaki dikkat noktasını anlatırken bilmeyenlerin kişileri soyadlarıyla anmadıklarını düşünmemeleri için Fatma'nın da verdiği şu bilgiyi paylaşalım. Bir haberde kişinin ismini önce soyadı ile veriyorlar, ancak hakim habercilik dilinde kişinin adı ve soyadı önce birlikte verildikten sonra ardından soyadı ile devam edilirken JINHA haber dilinde isim ile devam ediliyor.

Fatma, önlerine gelen bir haberdeki cinsiyetçi öğeleri ayırırken dikkat ettikleri noktaları anlatarak devam ediyor: "Mesela geçen şöyle bir haber vardı. Kadın tecavüze uğradı, babası sahip çıktı, evine götürdü. Sanki o babasının malıymış da, malı bozuk çıkmış almış evine götürmüş gibi. Onu sen bütünüyle kesiyorsun, görmüyorsun. Haberlerde çokça kullanılan ifadelerden biri de '55 yaşındaki yaşlı kadın, 25 yaşındaki genç bayan' gibi ifadeler, ya da '3 çocuklu kadın katledildi' gibi ifadeler. Orada kadının katledilmesidir önemli olan. Ayrıca biz 18 yaşından küçükler için tecavüzü kullanmayız, istismar deriz. 18 yaşından küçük birinin beden bütünlüğüne dokunmak suçtur. Bu rızası olması ya da olmaması üzerinden tartışılamaz. Ya da tecavüz devlet kaynaklı ise o bir ideolojik yansımadır, biz ona 'cinsel işkence' diyoruz. 'Polis tecavüz etti' dediğinizde adlileştirmiş oluyorsunuz. Bunlar bizim kendimizin ürettiği şeyler değil, kadın hareketleriyle ortak çalışmanın getirdiği şeyler. Kadın hareketinin oluşturduğu literatürün dilini kullanıyoruz biz daha çok. Bir de biz kadın intiharlarını, intihar diye vermeyiz, 'şüpheli kadın ölümü' deriz. Çünkü her kadın intiharının ardında bir sürükleme vardır."

Sohbetimiz sırasında Zeynep, Fatma'ya soruyor: "Bugüne kadar bir erkeğin JINHA'ya dönük olarak hiç haklı bir eleştirisi oldu mu?" Fatma'nın yanıtı şöyle: "Yok olmadı. Genellikle neden hiç erkek çalıştırmıyorsunuz, gibi kaba sorular soruyorlar."

AJANSIMIZIN FİKİR ANNESİ AYFER'DİR

Fatma'ya bir kadın ajansı fikrinin nasıl gündeme geldiğini de soruyoruz. Kadın ajansının Ayfer Serçe'nin fikri olduğu belirten Fatma, "O hep, 'bir kadın ajansımız olmalı' derdi. Aslında onun bir vasiyetiydi bir kadın ajansı kurmak. Her yerde örgütlenmiş gönüllüler ağı olan bir kadın ajansı oluşturmak gerektiğini söylerdi. Ajansımızın fikir annesi Ayfer'dir" diyor.

Fırat Haber Ajansı (ANF) muhabiri Ayfer Serçe (Şilan Aras), kadın intiharlarını izlemek için gittiği İran'ın kuzey batı bölgesinden dönerken 20-23 Temmuz 2006 tarihleri arasında Kelareş alanında İran güvenlik güçlerinin yürüttüğü operasyonda vurularak öldürülmüştü.

SOSYOLOG, FUTBOLCU VE GAZETECİ

Fatma ile bu öğretici sohbetimizin ardından, ajansın en genç muhabirlerinden biri olan, spor muhabiri Medine Mamedoğlu ile haber izledim.

Amedspor Kadın Futbol Takımından Büşra Öncü ile röportaja gittik birlikte. Giderken de yolda sohbet ettik. Medine, 2 aydır JINHA'da çalışıyormuş. Dicle Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde 3. sınıf öğrencisi olan Medine, aynı zamanda bir futbolcu. 2 yıl üniversitenin futbol liginde oynamış. Futbolu tutku derecesinde seviyor. Ama JINHA'da çalışmaya başlamasıyla birlikte gazeteciliği de çok ısınmış. Şimdi ikisini de çok sevdiğini söylüyor. Okuduğu sosyoloji bölümünde yüksek lisans yapmak da kafasının bir tarafında var.  
Medine ile habere giderken aklıma Beritan'ın 'heyecanı' geliyor. O da acayip derecede heyecanlı.

'ÇİÇEKLERİMİZİN İÇİNDE BOMBA YOK'

Röportaja giderken bana, az sonra görüşeceğimiz Büşra Öncü'yü anlatıyor: "Fenerbahçe maç için buraya geldiğinde, kulüp de bir jest olarak Amedspor Kadın Futbol Takımı oyuncularının onları havalaanında çiçeklerle karşılamasını kararlaştırmıştı. Bunu yaptılar. Ama Feherbahçe'deki Türk futbolcular onların uzattığı çiçekleri almadı. Bunun üzerine Büşra Öncü de, facebook sayfasında 'Çiçeklerimizin içinde bomba yok' diye yazdı. Amedspor'un en büyük taraftar sayfasında da onun bu mesajı paylaşıldı."

Az sonra Büşra Öncü ile bir araya geliyoruz ve röportaj için bir kafeye oturuyoruz. Onlar röportaj yaparken ben de fotoğraflarını çekiyorum. Arada Medine bana da, 'Sen de soru sormak ister misin?' diyor. Amedspor olarak başarılarını neye borçlu olduklarını soruyorum, "Çok çalışıyoruz, haftada 4 gün antrenman yapıyoruz" diyor.

İkinci olarak da, "Kadın bir futbolcu olarak karşılaştığı bir engel var mı?" diye soruyorum, Büşra Öncü'nün buna yanıtı da şu oluyor: "En önemli şeylerden birisi kadın futbol takımının maçlarına pek fazla taraftar gelmiyor. Gelmelerini istiyoruz."

Gazetecilik yaşamım boyunca hiç spor muhabirliği yapmamıştım. JINHA'daki bir günlük mesaim bana bunu da tatma fırsatı verdi.
Ve günün sonunda arkadaşlarla vedalaşırken, bu bir günlük deneyimin bana kattıklarını farkında olarak ayrılıyorum. Hepsine bir kez daha teşekkür etmek isterim.

Son Düzenlenme Tarihi: 12 Şubat 2016 13:22
www.evrensel.net