Biz işçiler, alın terimizle akademisyenlerin yanındayız

Biz işçiler, alın terimizle akademisyenlerin yanındayız

İMES İşçi Komitesi

Türkiye’nin ve İstanbul’ un en büyük metal eşya imal eden, üreten sanayi sitelerinden biri olan İMES’te çalışan işçiler olarak çatışmalar sona ersin, yasaklar kaldırılsın, çocuklar, bebekler, yaşlılar, kadınlar, gençler ölmesin, sakat kalmasın, yüz binlerce, milyonlarca yoksul emekçi göç etmesin diyoruz. Bir imza deklarasyonu ile kamuoyuna seslenen binden fazla bilim insanının linç edilmesine sessiz kalmıyoruz. Her gün televizyon ekranlarından ‘Vurun, cezalandırın, işsiz bırakın, bunlar akademik terör yapanlardır’ fetvalarını veren bu ülkenin Cumhurbaşkanı olursa, gözünü kan bürümüş katil kontralar, takım elbiseli JİTEM artıkları niçin harekete geçmesin ki? Dün Kürt işadamlarının listeleri JİTEM elemanlarına servis edilirken, bugün akademisyenlerin isim listeleri TEM polislerine, MİT elemanlarına, kirli tetikçilere servis ediliyor. Bizim gözlerimizin önünde nasıl bir dünyada ve Türkiye’de yaşadığımızı, iş hayatımızda nasıl bir acımasız sömürüye tabi tutulduğumuzu, kapitalizmin nasıl kan emici bir sistem olduğunu bize anlatan, bizi aydınlatan bu değerli hocalarımızın, bilim insanlarına yönelik saldırılara nasıl sessiz kalalım? Buna razı olmak, buna tanıklık etmek mümkün mü? Biz bu mümkün değil diyoruz. Buna itiraz ediyoruz. Sabahın alacakaranlığında yarı uykulu gözlerle işe geldiğimiz İMES sanayi sitesinde işçi arkadaşlarla kahvelerde bu durumu yüksek sesle tartışıp sonuçlar çıkarıyoruz. Elbette ilkel düşünen, milliyetçi, şoven duygu ve düşüncelerin etkisindeki işçi arkadaşlarımızla da sert tartışmalar yürütüyoruz. Bu son derece doğal. Doğal olmayan bilinç ve örgütlülük düzeyimizin geriliğidir. Biz 10 bin işçinin sorumluğunu üstlenmiş bir komite olarak kat edilmesi gereken çok yol olduğunun bilincindeyiz. Gencecik ömürlerin törpülendiği, uzuvlarının koptuğu, hayatını kaybettiği, ölümcül meslek hastalıklarının pençesinde inleyerek ölümünü bekleyen işçi arkadaşlarımızın sorumluluğunu taşıyoruz. Ama aynı zamanda ülkemizde olup biten her şeyden de sorumluyuz. Soma madenci katliamına duyduğumuz öfkeyi, hıncı aynı biçimde Cizre’de öldürülen çocukların katledilmesinde de taşıyoruz.
Gerçek sorumluların bulunması, yargılanması, halk nezdinde hak ettikleri cezalara tabi kılınmalarını istiyoruz. Savaşın sona ermesini, Kürt sorununun demokratik haklı bir temelde çözülmesini  istiyoruz. Her milliyetten, her inançtan insanların artık ölmesini istemiyoruz. Büyük acılara tanıklık etmiş annelerimizin gözyaşlarının dinmesini istiyoruz. Adil kalıcı, onurlu bir barış olsun istiyoruz. Kürt emekçilerin savaşın acımasız yıkıntıları altında mülteci, insanlık dışı koşullarda yaşamasını istemiyoruz, buna tanıklık etmek istemiyoruz. Bu temiz duygu ve düşüncelerle savaşın sona ermesini, sokağa çıkma yasaklarının son bulmasını, fiili sıkıyönetim hallerinin sonlanmasını canı gönülden isteyen, bundan başka amaç taşımayan en insani duygularla kamuoyunun karşısına çıkan akademisyenlerimize, hocalarımıza, bilim insanlarına yüksek sesle sahip çıkıyoruz. Onları sahiplenmek için İMES, OSB, DES, KADOSAN, KEYAP, MODOKO’yu kapsayan bu büyük işçi havzasında kapitalist sömürüye karşı mücadele etmeyi boynumuzun borcu olarak görüyoruz. Alın terimizle onurlu aydınlık yüzümü olan akademisyenlerin yanındayız. Onların başını önüne eğdirmeyeceğiz. Kan emici kapitalist sömürü son bulana kadar da onlarla birlikte yol almaya devam edeceğiz.

www.evrensel.net