CHP’li Kazım Arslan: Kürdistan kelimesi kullanılarak Meclise hakaret edildi

CHP’li Kazım Arslan: Kürdistan kelimesi kullanılarak Meclise hakaret edildi

TBMM Genel Kurulu'nda 'Kürdistan' tartışması yaşandı. CHP Denizli Milletvekili Kazım Arslan  ‘Kürdistan kelimesi kullanılarak Meclis'e hakaret edildi’ diyerek söz istedi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nun 36'ncı birleşimi müşahede ile açıldı. Birleşimi, Başkanvekili Ahmet Aydın yönetti. 

CHP Denizli Milletvekili Kazım Arslan, "Bir sitemimi, bir üzüntümü buradan söylemek istiyorum. Biraz önce yine bu Meclis'te 'Kürdistan' lafı edilerek, hem Meclis'e hakaret edildiği hem de Türkiye Cumhuriyeti'ni gerçekten bölgeler olarak dikkate almadan bu sözcüklerin kullanılarak gerginliğin her gün biraz daha artırıldığı bir konumu yaşıyoruz. Şimdi biz burada Türkiye Cumhuriyeti'nin milletvekilleriyiz. Bizi milletvekilleri olarak seçen bu milletin Meclis'inde Kürdistan lafının tekrar tekrar edilmesinin bir faydadan ziyade zarar vereceğini açıklıkla belirtmek istiyorum. Elbette ki bu kürsü her şeyin söylendiği bir kürsü, her türlü düşüncenin açıklandığı bir kürsü ancak bu tür, gerginliği artıran, toplumu ayrıştıran ve kendilerine göre bölge yaratan bir sözün kullanılmayacağı bir kürsü olarak kullanılmasını özellikle istirham ediyorum." sözlerini kullandı.

CHP'li Arslan'ın sözlerine HDP Siirt Milletvekili Kadri Yıldırım, tepki gösterdi. Yıldırım, "Kürdistan ismini kullanmayı Meclis'e hakaret ve milletvekillerine hakaret olarak nitelendirdi. Bunun manası şudur: Kürdistan ismini bu Meclis'te kullanan Atatürk, bu millete ve bu Meclis'e hakaret etmiştir. Bunun anlamı şudur: Kürdistan ismini bu Meclis'te kullanan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, bu Meclis'e ve Meclis'tekilere hakaret etmiştir. Her şeyden evvel, sizi Cumhurbaşkanımıza sahip çıkmaya davet ediyorum." diye konuştu.

Meclis Başkanvekili Ahmet Aydın ise Türkiye Cumhuriyeti devleti içinde hâlihazırda mevcut Kürdistan adıyla herhangi bir idari veya coğrafi birim bulunmadığını söyledi. Aydın, Kürdistan ifadesinin bağlamından koparılarak tarihî ve coğrafi bir terim olarak kullanılmasından ziyade, Türkiye sınırları içindeki bir bölgeyi, ayrı bir egemen, hukuki ve siyasi varlık biçiminde gösterir şekilde zikredilmesi de doğru değildir" şeklinde konuştu. 

Baluken de "Her şeyden önce, sizin Meclis Başkanı olarak orada yapmanız gereken şey; Genel Kurul'u İç Tüzük doğrultusunda idare etmek. İç Tüzük'ün hiçbir yerinde Kürdistan kelimesi kürsü konuşmalarında kullanılamaz diye bir ibare yok. Burada Kürdistan kelimesini kullanan milletvekillerimizden hiçbirisi de devletin ve milletin bölünmez bütünlüğüyle ilgili farklı bir görüş ifade etmediler. Siz oradaki kürsüden milletvekillerinin niyetlerini okuma gibi olağanüstü başka bir yeteneğe sahipseniz bunu ifade edin. Bizim söylemiş olduğumuz realite, tarihsel, coğrafi, toplumsal, sosyolojik hangi açıdan ele alırsanız alın bu ülkenin bölünmesiyle ilgili değil; tam tersine, bu ülkenin bütünleşmesini sağlayacak olan, Selçuklu ve Osmanlı tarihinden de örneklediğimiz son derece yalın ve gerçek olan bir realitedir." ifadelerini kullandı.

Genel Kurul'u Anayasa ve İç Tüzük'e göre yönettiğini ifade eden Ahmet Aydın, "Baluken, ben tamamen Anayasa ve İç Tüzük'e uygun olarak hareket ediyorum ve bu bağlamda da tüm milletvekillerinin burada 67'ye göre temiz bir dil kullanmasını, kaba ve yaralayıcı sözler kullanmamasını…Bakın, bir kısmı yaralayabilir bu ifadeler. Artı, Anayasa'da böyle coğrafik bir yerin olmadığını da çok açık bir şekilde ifade ediyorum ben size." karşılığını verdi.

Baluken de "Ne demek temiz bir dil Sayın Başkan? Kürdistan kelimesi kaba ve yaralayıcı bir ifade falan değil. Sayın Başkan, siz 1924 Anayasa'sının inkâr, imha ve asimilasyon ruhuyla konuşuyorsunuz. Şu anki 12 Eylül anayasasının darbe hukuk üzerinden kişisel yorumunuzu yapıyorsunuz. Kürt demiyorum, Kürk kökenli bir milletvekili olarak da…" değerlendirmesinde bulundu.

Başkan Aydın: Evet, Kürdüm ben.

Baluken: Bunu yapmanızı ayrıca son derece hicapla karşıladığımızı; tarihsel, toplumsal, bilimsel, sosyolojik ve coğrafik realiteye uymayla ilgili bir yükümlülüğün sizin için de geçerli olduğunu hatırlatıyor.

Başkan Aydın: O konuda uyuyoruz. O realiteyle ilgili bir... Ama şu anki günümüzdeki anayasal yapıya ve bu realiteye uymak da hepimizin asli görevidir.

Baluken: Arkadaşımız bahsetti, yani bu ülkenin Cumhurbaşkanı da bu Meclis çatısı altında Kürdistan realitesinin bu bahsettiğim tarihsel gerçekliği üzerinden değerlendirmeler yapmış…

Başkan Aydın: Onda problem yok, tarihsel gerçeklikle ilgili…

Baluken: Aksini iddia edenleri de cehaletle suçlamıştı. O nedenle sizin bu tutumunuzu gözden geçirmeniz ve keyfinize göre değil, İç Tüzük'e göre oturumu yönetmeniz gerekiyor.

Başkan Aydın: Ben tamamen Anayasa ve İç Tüzük'e göre davranıyorum. (CİHAN)

www.evrensel.net