08 Şubat 2016 04:53

Bomba seslerini bastıran Fahriye anne

Paylaş

Hilal YAĞIZ

“Memleketin bir yeri yanıyor, öteki yanı ateşten kaçıyor…” Hepimizin uzun bir zamandır hissettikleri aşağı yukarı bu cümlede değil mi? Bize Sur’da şehit olan kızı Rozarin’in fotoğrafıyla, yüreği ateş ateş, umudu getiren Fahriye annenin yüzlerce kadını birkaç sözle kucaklaması bu yüzden. Çünkü bilemiyoruz, Rozerin’in, Turgay’ın, Hakan’ın ve daha birçoklarının, Sur’da yaşamını yitirenlerin fotoğraflarını taşıyan anneleri nasıl anlatacağımızı, çünkü bilemiyoruz bu ateşi nasıl söndüreceğimizi. Ama işte bir kez daha bildik onun sözleriyle nasıl yapacağımızı. O “Ses versinler, başka acılar yaşamayalım” dedi de anlam kazandı, Antalya’dan, İzmir’den, Ankara’dan İstanbul’dan gelen kadınların ellerindeki dövizleri, sloganları…
“Ölümden değil yaşamdan yanayız” diyen ve bunun için birçok ilden çıkıp da Diyarbakır’a gelen 1000 kadın, kendi hikayesini, kendi korkularını, kendi acılarını buradaki acılara, yaşamlara, bekleyişlere, umutlara kattılar. Aslında herşey bu kadar da şiirsel değil, bunu da bilerek not ediyoruz hissettiklerimizi bu sayfalara ama kadınların biraraya gelişinin yine de, herşeye rağmen nasıl umut olduğunu orada kadınların gözlerinden okuduk;  bunu da adımız gibi biliyoruz.
Bombalarla Diyarbakır’da, Ankara’da, Suruç’ta patlatılan, paramparça edilenlerin yoldaşları, arkadaşları olan bu kadınlar, bunu da bilerek çıktılar yola çünkü. Halaylarına kıyılanlara inat, korkmadan yollarda, molalarda, yola çıkmadan, Diyarbakır’da her yerde halaylarını da yaşattılar o yoldaşlarının. Bunun endişesini iliklerine kadar yaşayarak ama tek bir geri adım atmadan çıktıkları yolun sonunda kadınların coşkulu, umutlu o güzel karşılamaya hazırlandılar...
Sur’da patlatılan bombaların sesini bastıran açıklamalar okundu, sloganlar daha gür atıldı, zılgıtlar bombalayan devlete karşı yükseldi. O bombaların, çatışma seslerinin ağırlığının her parça toprağında hissedildiği bu kente, kadınlar geldi, kadınlarla buluştu ve hepsi durup, herşey kötüye giderken zalime karşı gidilecek yolun hangisi olduğunu gösterdi.
Diyarbakır Belediye binası önünde yapılan açıklamaların ve nöbetin ardından geçilen forumda Sur’da yaşamını yitirenlerin fotoğraflarını taşıyan anneler, arkalarına yüzlerce kadını alarak en önlerdeydiler. Tam bir onur tablosu görünümünde olan annelerin bugünkü talebi; aslında devletin bu halka yıllardır çektirdiği acının biriktirdiği: “Cenazelerimizi istiyoruz.”
Girişe konu olan dünya güzeli Rozerin’in annesi Fahriye annenin daha önce basına verdiği demeçte cenazelerinin verileceğini duyduklarında hissetiklerini şöyle ifade etmiş, “Sanki sevinçli bir haber aldık. Sanki Rozerin’in canlısını alıp bize getiriyorlar. O kadar sevindik. Ölülerimizi veriyorlar, bu kadar seviniyorum”...
Fahriye anne, kürsüye çıktğında konuşması şöyle oldu: “Yüreğim ateş ateş yanıyor ama dimdik ayaktayım. Çünkü bu şehidin annesiyim” diyor. Okuyup doktor olmak isteyen Rozarin’in annesi o, yok edilmek istenen ama buna karşı direnen bir halkın simgelerinden birisinin annesi o çünkü, onursuzca saldıran, alçakça katledenlerin biraraya geldiği bu sisteme karşı onur mücadelesinin temsilcilerinden birinin annesi, Bu yüzden dimdik ayakta o.
Otobüslerle,  yüzlerce kilometreden gelen kadınların yüzlercesinin “Biji berxedana Sure” sloganı, konuşması sırasında onda şekilleniyor: “Diyarbakır güzel bir yurdumuzdu. Suriçi güzel bir mahallemizdi. Yaktılar, yıktılar. Ses versinler ki başka acılar yaşamayalım”...
“Barış için kadın girişimi” ile hareket eden, Karadenizli, Aydınlı, Kürt, Türk, genç, yaşlı her kadın için, dile getirilmese de artık görev gördüklerini, duyduklarını, dokunduklarını, daha fazla kesime aktarmak olacaktır. “Ses versinler, başka acılar yaşanmasın” sözünün anlamı budur aslında.

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

AKP medyasına göre Cizre'de bodrumdaki 30 kişi öldürüldü

SONRAKİ HABER

Mesut Mak'ın eşi Evrim Mak: Kaybedecek bir şey kalmadı, neden sesinizi çıkarmıyorsunuz?

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...