Kürtçe yazılı savunma Milletvekili Irmak

Kürtçe yazılı savunma Milletvekili Irmak'a iade edildi

YSK tarafından milletvekilliği düşürülen eski DEP Milletvekili Hatip Dicle, Van Milletvekili Kemal Aktaş ile belediye başkanlarının da aralarında bulunduğu 99'u tutuklu 152 Kürt siyasetçi hakkında açılan davanın 45'nci duruşması, verilen aranın ardından devam edildi.Kapatılan DTP'nin Genel Merkez Kadın Meclisi çalışan

Kapatılan DTP'nin Genel Merkez Kadın Meclisi çalışanı olan Sevê Demir'in ardından, kapatılan DTP Genel Başkan Yardımcısı ve BDP Şırnak Milletvekili Selma Irmak ile ilgili delil ikamesi yapıldı.

Emniyette sustuğu belirtilen Irmak'ın 17 Nisan 2009 tarihli Cumhuriyet Savcılığı ve 18 Nisan 2009 tarihli mahkemede verdiği ifadeleri okundu. Okunan ifadeler ile ilgili söz verilen Irmak'ın "Raste ev îfade ê mine tiştek lê zêde bikim tune (Doğrudur ifade bana aittir. Ekleyeceğim bir şey yoktur)" şeklindeki cevabı mikrofonun kapatılması ile engellendi.

Yapılan aramalar sırasında elde edildiği iddia edilen belgelere yer verilen duruşmada "X", "Papatya" ve "Mercek" isimli gizli tanık beyanları okundu. Gizli tanıkların fotoğraftan teşhis ettiği belirtilen Irmak ile ilgili bir kaç cümleden oluşan beyanları arasında yaşanan çelişki müdafi avukatlar tarafından eleştirildi. Özellikle "Mercek" kod isimli gizli tanığın Irmak ile ilgili "Yerel Yönetim Bürosu'na sık, sık gelip gitmesinden bilirim. Çimen Işık'la hareket eder. Kadınların eylem ve faaliyetlerini yönlendirir" yönündeki bayanına ilişkin Irmak Kürtçe olarak ifadenin bir kısmının doğru olmadığını belirtti. Av. Meral Danış Beştaş, Yerel Yönetimlerin ilegal olarak gösterilmesinin kabul edilebilir bir durum olmadığını ifade ederek, yerel yönetimin iddia makamı tarafından suçlu olarak gösterildiğini dile getirdi.

Ardından Çimen Işık'ın evinde gele geçip sahiplenilmeyen bir flash belleğin içinden elde edildiği iddia edilen bir not ile ilgili söz verilen Irmak'ın cevabı bir kez daha mikrofonun kapatılması ile engellendi. Mikrofonun kapatılmasına rağmen konuşmasına devam eden Irmak, "Bahsettiğimiz belge ne benim bilgisayarımda ne de evimde ele geçirilmiştir" dedi.

'BDP'NİN 7 BİN KADROSU TUTUKLU'

Söz alan Av. Metin Kılavuz, duruşmanın başından itibaren delillerin nasıl ele geçtiği hususunun tartışıldığına dikkat çekti. Mahkeme kararı bulunmaksızın elde edilen telefon tapelerinin duruşmada okunduğunu, fakat buna dünyanın başka bir ülkesinde karşılaşmanın mümkün olmadığını dile getiren Kılavuz, bahse konu DTP'nin halka dayalı siyaset yapan bir geleneğe sahip olduğuna vurgu yaptı. Partiye, örgüt üyelerine kimi partiler tarafından hacı-hoca denilirken, kendi partilerinde kadro denildiğine işaret eden Kılavuz, "Bu bakımdan TCK 114 maddesi ihlal edilmiştir. 7 bine yakın bu partinin kadrosu tutukludur. İddia ediyoruz, kadrosu bu kadar tutuklu bulunsaydı AKP, bu gün tabela partisi olurdu" dedi.

Yerel Yönetimler Bürosu'nun çöp kutusunda bulunan bir poşetin içine yırtılmış vaziyette atılmış olarak bulunan ve Sürgücü Belediye Başkanı'na ait olduğu belirtilen belgeye yer verilen duruşmada, yaşanan bir kavgayı içeren konu ile ilgili belgede Selma Irmak ve Selanik Önen'in görevlendirildiği belirtiliyor. İddianameye konulan yırtık belgeye tepki gösteren Av. Zuhat Bilen, "İddia makamı delil bulamamış ki çöpten delil yaratmış. Doğru Sürgücü belediye başkanının bir sorunu var. Onu çözmeye çalışmışlar. Fakat 21'nci yüz yılda çöplükten delil yaratılmaya çalışılıyor" eleştirilerinde bulundu.

'KÜRTÇE YAZILI SAVUNMA İADE EDİLDİ'

Bu arada Selma Irmak'ın delil ikamesi başlarken mahkemeye sunduğu 8 sayfadan oluşan Kürtçe yazılı savunması Mahkeme Başkanı Menderes Yılmaz tarafından kendisine iade edildi. Okunan belge ve bilgilere ilişkin söz verilen iddia makamı, avukatların "Çöpten delil yaratıyor" sözlerine atıfta bulunarak "Cumhuriyet Savcısı Müde-i Umume (Kamu adına soruşturur) adına kanun savunucusudur. Çöpten delil bulduğum ve delil yarattığım söyleniyor. Gerekirse delil çöpten, dereden, ovadan aranır. Örgütün delili çöpte bulunmuştur. Bu anlamda çöpten delil bulan kolluğu tebrik ediyorum" dedi.

Bunun üzerine söz alan Av. Mehmet Emin Aktar, Müde-i Umume'nin Türkçede kamu korucusu olarak anlamlandırıldığını fakat bu gün yargıda kamu yerine devlet savunucusu görevini üstlendiğine dikkat çekti. Yine sanıkların anadilde savunmalarının önündeki engele dikkat çeken Aktar, "Eğer siz başından beri müvekkillerin Kürtçe konuşmasına izin verseydiniz, eminim siz de biraz Kürtçe öğrenirdiniz" dedi. Verilen kısa aranın ardından mahkeme sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek duruşmayı 18 Nisan tarihine erteledi. (Diyarbakır/DİHA)

www.evrensel.net