Hedefte Genç Kadınlar Var

Hedefte Genç Kadınlar Var

Elif Bengüsu Arık
Hacettepe Üniversitesi

Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı fetva hattının internet sitesine yöneltilen bir soruya verilen “Babanın kızına şehvet duyması haramlık oluşturmaz” şeklindeki yanıtın ardından Dini Soruları Cevaplandırma Platformu kapatıldı. Soru, “Babanın şehvetle kızını öpmesi ya da şehvetle ona sarılmasının nikâha bir etkisi yoktur” ve “Babanın kızını kalın elbiselerden tutarak ya da vücuduna bakıp düşünerek, şehvet duyması, bu tür bir haramlık oluşturmaz. Ayrıca kızın, 9 yaşından büyük olması gerekir” gibi ifadeler ile cevaplandı.


DİYANET NE İŞ YAPAR?
Esasen diyanet ve benzeri  kurumların misyonu; devletin egemenliğinin, toplumsal kontrolünün dinle desteklenmesi, her türden bireysel inisiyatifin, bu anlamda vicdanın, muhalefetin ideolojik düzlemde bastırılarak insanca düşünmekten azad etmenin zeminini oluşturuyor. Dahası doğrudan kadın bedeni üzerinden yaptırımlarıyla egemen çıkarların korunması anlamındaki amacını yerine getirmektedir. Zira diyanetin evrensel insanlık tabuları karşısındaki duyarsızlığı bir yana temsilcisi olduğunu iddia ettiği Sünni halk için bile çok tehlikeli sonuçlara götüren açıklamaları olduğu görülmektedir.


İBRE IŞİD’İ GÖSTERİRKEN...
Politik sahnede amacı, ‘birleştirme ve istikrarı koruma’ olarak zikredilen din, devlet desteğiyle ele geçirdiği tekel sonucu çığrından çıkmıştır. Üstelik dinin kurumsallaşma, siyasallaşma ve militanlaşma sürecinde ibrenin nereye vuracağının en vurucu ve güncel örneği olarak karşımızda IŞİD vahşeti dururken.
Musul düşer düşmez çıkarılan ilk iki fetva, kadınlara sokağa çıkma yasağı ve kadın sünneti olmuştur. Penciwini’nin iddiasına göre IŞİD müftüsünün yine Musul’da yayınladığı fetvada Maliki için çalışan tüm asker ve polislerin eş ve kızları militanlar için helaldir deniyordu. Bu fetvayı onaylamayan birçok Sünni imamın kurşuna dizilerek idam edildiği de gelen bilgiler arasındaydı.


KADINLAR HEDEF TAHTASINDA
İktidar adaylarının ya da iktidarın bizzat kendisi için fiziksel ve psikolojik her üstünlüğü en başta kadını hedef almaktan geçiyor. Ülkenin genelinde fetvalarla sistematik hale getirilen kadın yaşamını hiçe sayış ve savaş çığırtkanlığı neticesinde bölgede her gün artan kadın ve çocuk ölümleri, artan taciz ve tecavüz vakaları tüm baskı ve zor aygıtlarının; millileşmiş ve dinileşmiş söylemlerin nasıl sonuçlar doğurduğunu bize gösteriyor.


ONLARIN TÜM YOLLARI SAVAŞA ÇIKIYOR
Bölgede şiddetini gittikçe arttıran savaşın dersliklere kadar gelerek toplumsal kopuşu derinleştirmesini baz alan akademisyen açıklamalarının hemen akabinde başlatılan soruşturmalar, tutuklamalar, hedef göstermeler ülkede düşmanlık kültürünün gerek hukuki, dini ve askeri yoldan ne şekillerde perçinlenmek istendiğinin kanıtı oluyor. Öyle ki üniversiteli genç yığınlar içinde bile düşmanlık üzerinden yürütülmeye çalışılan politika zemine tutunma fırsatı yakalamıştır.


BİR KEZ DAHA SÖYLEYELİM
Suruç’un, Ankara’nın, Sultanahmet’in, Şebnem’in, Dilan’ın Dilek Doğan’ın, Silopi’de öldürülen 3 kadın siyasetçinin katillerinin hızını ülkenin belli başlı üniversitelerinde kesmemesi işte tüm bunlar yüzünden anlaşılır. Ancak işçilerle, akademisyenlerle birlikte kampüs yaşamını kucaklayan kendi sınıflarından, kulüplerinden, topluluklarından örgütlenen üniversiteliler için zihinlerde bırakılan tek bir soru işareti dahi mücadeleye kazanılmış zincirleme cephelerin önünü açmaktadır. O nedenle ki başta iktidar odaklarının her koldan saldırışını deneyimlemiş HÜKÇAT’lı kadınlar olarak diyanet ve benzeri kurumların, bilime, eşitliğe ve özgürlüğe yapılan sistematik her saldırının karşısındadır. Bir kez daha söyleyelim; savaş yanlılarının bu insanlık suçuna ortak olmayacağız!

www.evrensel.net