Zamlı Burslar "Hayırlı" Olsun

Zamlı Burslar "Hayırlı" Olsun

Ekin Yoldaş KALI
Osman KAHVECİ
ODTÜ

Başbakan Ahmet Davutoğlu 1 Kasım seçimleri öncesi “Cumhuriyet Bayramı Müjde Paketi’’ ni açıklamıştı. Öğrencilere verilen bursa zam yapılacağını söyleyen Davutoğlu, “Öğrencilerimizin 330 lira olan burs miktarlarını yılbaşından itibaren 400 liraya çıkarıyoruz. 330 liradan 400 liraya. Enflasyonun çok üzerinde” diyerek bunu müjdelemişti. 1 Kasım seçimleri geçti, AKP yeninden iktidar oldu. Yeni yılın başlamasıyla öğrenciler ilk burslarını 400 tl olarak aldı. Davutoğlu bu artışı resmi instagram hesabında: “Söz verdik, yapıyoruz. Gençler… Hayırlı olsun.” diye duyurdu. Bizde bu ‘müjdelenen’ burs artışını bir de öğrencilere sorduk.

 

Zammın yeterli olmadığı söyleyen Sezgin Göksügür, bugün verilen bursun bir öğrencinin temel ihtiyaçları olan  ulaşım, barınma ve beslenmeye dahi yetmeyeceğini belirtti. “Şu an kış aylarını yaşıyoruz. İyi bir bot nerden baksak 200 lira. Yani ayaklarım üşümesin diye bot giyinmek istersem paramın yarısından çoğunu vereceğim. Geriye kalanı barınmama bile yetmiyor.” diyen Sezgin, temel ihtiyaçlarını bile karşılayamadığı bu bursla öğrencilerin okula sıkışmış bir hayat yaşamak zorunda bırakıldığını ifade etti.

 

Eray İğneler, bu müjdelenen zammın AKP’ nin seçim propagandasından başka bir şey olmadığını, bir yerden insanlara verdiklerini göstermeye çalışara göz boyayıp  aslında diğer yandan aldıklarını düşünüyor. “Bir yandan verip diğer yandan alıyorlar. Ama daha çok alıyorlar. Verdikleri bursun miktarının bir önemi yok,  önemli olan paranın neye karşılık geldiği. Şu an bu bursla geçen sene yaptıklarımızı bile yapamıyoruz.” sözleriyle paranın alım gücünün her geçen gün düştüğünü, bu tür artışların olumlu bir etki yaratmak bir yana ihtiyaçları karşılama noktasında bir nebze bile olsa durumu iyiye götürmediğini söylüyor. “Üniversitenin yemekhanesinden yiyorum geriye kalan üç kuruş yurt ücretini bile karşılamıyor. Ne yapalım yemek yedik diye dışarıda mı yatalım?” diye soruyor. Yarın bursu yine arttırsalar diğer yandan vergilerle ve zamlarla ellerine ceplerimize daha çok daldıracaklarını, insan gibi yaşamak için bunun ortadan kalkması gerektiğini düşünüyor.


    
Deniz Nur “200-250 tl yi zaten kendi devlet yurtlarından geri alıyorlar. Geriye kalan para yemeğe bile yetmiyor. Giyinmemiz, eğlence, hayatımız, ulaşım giderlerimiz… Nerde acaba bu müjdelenen, enflasyonun çok üstüne olan burs?” diyen Deniz, bu bursun geçen sene 400 tl olsa bile en temel ihtiyaçları karşılamazken bir yandan da rektörlüğün kantin fiyatlarını uçuk fiyatlardan kendisinin belirleyerek; devlet ile el ele dört bir yandan öğrencileri kuşattıklarını düşünüyor.

 

İsmini vermek istemeyen bir arkadaşımız ise “Ben işçi çocuğuyum. Özel okul, özel dersler şurada dursun dersaneye bile çok büyük zorluklarla o da sadece sınav senemde gidebildim. Çok çalışıp ODTÜ’ ye geldim. Ya diğer on binlerce işçi çocuğu? Bugün öğrencilerin dertleriyle işçi, emekçilerinki çok da ayrı değil. Ama karşımızda top yekün duran bir şey var, patronların devleti.” diyor.

 

Davutoğlu bir de asgari ücret artışı müjdelemişti değil mi? O artış da en fazla burstaki artış kadar gerçekçi. O bursu kazanmak için her öğrenci; dersanelere, özel okullara, özel hocalara binlerce lira ödemek zorunda. Fakat ailesi aldığı asgari ücret ile karnını zor doyururken çocuğuna nasıl bu imkanları sağlasın? Bu tablodan görüyoruz ki açlık sınırının altında ücret alan milyonlarca işçi çocuğu ne bu bursu alabilecek ne de eğitim hayatına devam edebilecek. Davutoğlu bu bursu müjdelerken: “Gençler…Hayırlı olsun.’’ demişti. Şimdi soruyoruz nerde o müjdeli, enflasyonun çok çok üstündeki burs? Aldığımız röportajlarla daha açık bir şekilde görüyoruz ki bu hayır öğrencilere değildir. Bu hayır bizzat sermayenin hükümeti olan AKP’ yedir. Bir yandan üniversitelerdeki ortama ve üniversite tarihine direkt olarak hedef göstermelerle, linç kampanyalarıyla üniversitelerin içini boşaltmaya yönelik saldırıları legal-illegal her koldan yürütürken diğer yandan da her sermaye hükümetinin yaptığı gibi işin iktisadi boyutuyla gençlerin, halkın gözünü boyamaya çalışıyorlar. Bugün hükümetin üniversitelere karşı bu denli saldırgan, tehditkar ve baskıcı olmasının nedeni gençlik yığınlarını zapturapt altına alamamış olmasıdır. Gençlik yığınları ortak taleplerini tartışma, geliştirme ve bunlar için mücadeleyi hızlıca örme ve büyütme yetisine sahiptir. Onlar da bunu ve bu durumda ne ile karşı karşıya kalacaklarını biliyorlar.

www.evrensel.net