Mücadeleyi eksiltmeden dayanışma...

Mücadeleyi eksiltmeden dayanışma...

Alper TAŞ*

1 Şubat Pazartesi günü Çukurova Haziran Meclisi üyeleriyle birlikte Diyarbakır’daydık. Amed Haziran Meclisi’nin “Sur’a Omuz Ver” kampanyası çerçevesinde yerinden yurdundan edilmiş Sur halkının temel ihtiyaçlarının karşılanmasına dönük bir nebze karşılık verebilmekti amacımız. 

Yardım ve dayanışma faaliyetlerinin organize edildiği merkez olan Rojava Derneği’ne dayanışma malzemelerimizi ilettik. Biz oradayken Rojava Derneği “Evini ve Yüreğini Aç” kampanyası başlatmıştı. Amaç, Sur’dan ayrılmak zorunda kalmış ve Diyarbakır’ın değişik mahallelerine dağılmış insanların barınma ihtiyaçlarını karşılamaktı. Boş evi bulunanların evlerini göçzedelere açması, kira yardımında bulunmak isteyenlerin kira yardımlarının alınması, inşaatları bitmiş boş bina sahiplerinin, inşaatlarını paylaşması ile barınma ihtiyaçlarının giderilmesiydi. Durumu uygun her ailenin de yanına Sur’dan bir aileyi alabilmesiydi. Rojava Derneği yetkilileri gelen dayanışmanın Van depremi ya da Kobanê sürecindeki gibi yoğun, yeterli olmamasından şikâyetçiydi. Diyarbakır sokaklarında en çok atılan halkların kardeşliği sloganının artık eskisi gibi atılmaz olduğundan yakınıyorlardı. Yaraların ancak dayanışma ile sarılabileceğini söylüyorlardı.
İlk ziyaretimizi Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne yaptık. İki eş başkan her zamanki gibi güzel, samimi, dirençli ve umutlu duruşlarıyla karşıladılar bizi. Ama savaşın yarattığı büyük yıkımın yorgunluğu, hüznü, acısı yüzlerine, gözlerine, yüreklerine vurmuştu. Sur’da evlerini terk etmek zorunda kalan 22 bin insana birebir ulaşmışlardı. Belediye olarak bu insanların dertlerine derman olabilmek için bütün imkânlarını seferber etmişlerdi. 

KENTLERİN KİMLİĞİNİ SİLMEK İSTİYORLAR

Başbakanın Toledo yapacağız müjdesi(!) verdiği günün ertesinde insanların bir daha geri dönmemesi için tanklarla yıktığı Sur’u anlatıyorlardı. AKP rejiminin amacı sadece Kürt siyasal iradesini ezmek değildi. Kürt coğrafyasının kadim kentlerinin kimliğini, tarihini de silmekti. Geriye bırakılmak istenen kimliksiz, tarihsiz, insansız dolayısıyla ruhsuz bir kent idi. Tek tip insan, tek tip toplum paralelinde tek tip kent tasarımıydı düşünülen. İnşaat sektörünün önünü açmak, savaşı fırsata-ranta çevirmek, beton cumhuriyetinde daha da yol almaktı istenen. Eş başkanlar kenti savunmak için İstanbul, Ankara vb. yerlerde kentsel dönüşüm projelerine karşı geliştirilen dirençlerden, pratiklerden, bilgiden, birikimden yararlanmak istiyorlardı. 
Bir sonraki durağımız Büyükşehir Belediyesi’nin hemen önünde sağlıkçıların açtığı Beyaz Nöbet, sağlık nöbetiydi. Tekel işçileri hakları için nöbet tuttu. Silivri’de adalet için nöbet tutuluyor. Cerrattepe’de doğa için nöbet tutuluyor. Diyarbakır’da ise savaşta, çatışmalarda en kutsal, en dokunulmaz hak olan sağlığa erişim hakkı için nöbet tutuluyordu. Yaşam koridorları, sağlık koridorlarının açılması için, sağlıkçıların öldürülmemeleri için… Ve yine DTK binasının önünde eğitim hakkını savunan Eğitim-Sen’li emekçilerin nöbeti vardı öğrencileri için, aileleri için. 

BAŞKANLIK İÇİN

Evet, Saray’ın kulübelere açtığı savaş, bütün şiddeti ve acımasızlığıyla sürüyor. Saray’ın savaşında kulübeler yanıyor, kulübedekiler yanıyor. Kürt coğrafyasının en yoksul mahalleleri yanarken diğer yandan batıda da işsizlikten, atanamamaktan dolayı zorunlu olarak asker, polis olan yoksul emekçi halk çocuklarının evleri yanıyor.  Bütün bu ölümler, bütün bu yıkımlar başkanlık rejimini inşa etmek için… Bu savaşı durdurmak, başkanlık rejimini durdurmaktır. Başkanlık rejimini durduramazsak bu savaş bütün ülkeye ve bütün bölgeye yayılacak. 20. YY’da olduğu gibi statüsüz bir yaşam Kürtler için zulümdür. 21 YY’da Kürtlerin Türkler gibi eşit yurttaşlık hakları temelinde yaşaması en temel, demokratik, insani haktır. Bu hakkı savunmak aynı zamanda Türklerle Kürtlerin sınıfsız, sömürüsüz ortak bir gelecek ve ülke yaratma mücadelesidir.

Bir yandan sarayın savaşını durdurmak için barış mücadelesini yükseltmeli, diğer yandan da savaşın yarattığı yaraları sarmak için dayanışmayı büyütmeliyiz. Mücadeleyi eksiltmeden dayanışma, dayanışmayı eksiltmeden mücadele...

Evet;
Sizi yalnız bırakmayacağız!
Sizi yalnız bırakmayacağız!
Sizi yalnız bırakmayacağız!

*ÖDP Eş Genel Başkanı

www.evrensel.net