Bir adaya bu kadar emperyalizm fazla!

Bir adaya bu kadar emperyalizm fazla!

Elif GÖRGÜ

Dünyanın payımıza düşen yarısında dindiremediğimiz acıların ensemize çökmüş ağırlığı boynumuzu çok büktüğünden, kafamızı kaldırıp dünyanın diğer taraflarında neler olduğuna pek bakamıyoruz bu ara. Devletimizin fiili, dertlerimizin resmi başkanının Latin Amerika’yı ziyaret etmesi, bir süredir toprağa diktiğimiz gözlerimizi kaldırıp başka diyarları görmemize de vesile oldu. Binbir odalı saray huzru her yerde yok malum. Şili’deki protestolar, Ekvador’da kadınların, gözünün içine baka baka ‘katil, katil’ diye bağırmasını izlerken, kıtanın biraz daha doğusundan, şöyle Karayiplere doğru başka haber başlıkları da dikkat çekmeye başladı...“Haiti’de antiemperyalist halk isyanı” gibi mesela... 

18 ÜLKENİN ASKERİ, 41 ÜLKENİN POLİSİ 

Birleşmiş Milletler aracılığıyla onlarca ülke askerinin ortak ve fiili işgali altındaki Haiti, neyse ki bizim ziyaret listesinde değildi. En azından bir de Türk koruma ordusunun işgalinden -şimdilik- kurtulmuş oldu. Ancak Haitililerin, işgalinden kurtulmak için mücadele ettiği çok ordu var. Bu arada belirtelim, Haiti’nin kendi ordusu yok...

Güvenlik gerekçesiyle 2004 yılından beri “Birleşmiş Milletler Haiti Stabilizasyon Misyonu” ya da kısa adıyla “Minustah” birliklerinin işgali altında ülke. ABD ise zaten devlet başkanı ve hükümet aracılığıyla, ve bizzat yedirdiği paraların sayesinde ülkenin siyasi yönetimini elinde bulunduruyor. Sadece son seçimler için 30 milyar dolar verdiğini yazıyor gazeteler.

Karayip denizinde bir adanın yarısına (diğer yarısında Dominik Cumhuriyeti var) 10 milyon nüfusuyla sığışan Haiti’de halkın yaşadıkları, 1959’da Küba Devrimi olmasaydı Küba’nın bugün nasıl bir ülke olacağını gösteriyor aslında. Bir küçücük adaya 67 yıldır boyun eğdiremeyen koca emperyalizm, Küba’nın hıncını Haiti’den alıyor. 

Resmi verilere göre Haiti’deki Minustah güçleri 18 ülkenin askeri birliklerinden ve 41 ülkenin polis/sivil görevlilerinden oluşuyor. Askeri birlikleri olan ülkeler Arjantin, Bolivya, Brezilya, Kanada, Şili, Hırvatistan, Ekvador, Fransa, Endonezya, Guatemala, Ürdün, Nepal, Paraguay, Peru, Filipinler, Sri Lanka, Uruguay ve ABD’den oluşuyor. 

Polis ve sivil gücüyle bu fiili işgale katılan ülkeler arasında ise Türkiye, İsrail, Madagaskar hatta Yemen bile bulunuyor. Utancın bize düşen kısmı malum, ancak kendine “solcu, antiemperyalist hatta devrimci” diyen -bakınız Brezilya, Ekvador, Uruguay- Latin Amerika hükümetlerinin bu işgalin bir parçası olması bazı siyasi niteliklerin “demekle” kazanılmadığının da bir göstergesi. 

İLK İŞGALDEN 500 YIL SONRA

Latin Amerika yerlileri “Kristof Kolomb Amerika’yı keşfetmedi; Amerika yerlileri onu denizde kaybolmuş gezerken keşfetti” derler. Kolomb’u keşfeden ilk Amerika yerlileri de Haitiliydi. O zamanki isimleriyle “Tainolar”ın yurduydu bugünün Haiti’si.. İşgal öyle kanlı oldu ki Tainolardan geriye Afrika, Fransız ve İspanyol genlerine karışmış olması muhtemel bir avuç DNA ile bir de “yuca” isimli kökü yenen bir bitki kaldı. Yanlış okumadınız bir uygarlıktan geriye kalan sadece bir bitki...

1492’deki o ilk keşiflerinden pek memnun kalmayan Haitililer ise 1804 yılında Latin Amerika’da bu kez bağımsızlığı keşfeden ilk halk oldular. Afrika’dan getirilerek köleleştirilen binlerce siyah, Fransız işgaline son verdi; dünya üzerinde köleliği kaldıran ve siyahların yönettiği ilk ülke oldu Haiti. Yerli ve siyah kırımının intikamını adada beyaz ırk bırakmayarak aldılar, Karayiplerin en siyah ülkesi Haiti bugün. 

1915 yılında bir kez daha, ama bu sefer ABD’nin işgaline uğrayan ülke, 1934 yılında ikinci bağımsızlığını kazanmış olsa da bugüne kadar emperyalist müdahaleden kurtulamadı. ABD destekli babadan oğula geçen diktatörlüklerle yönetildi. Bugün de siyasi programının başlığı büyük ihtimalle “Emperyalizmin emirleri” olan Devlet Başkanı Michel Martelly tarafından yönetiliyor. 

2010 yılında 7 büyüklüğündeki depremin, kentlerin neredeyse tamamını yıkmasıyla uluslararası işgalin büyüdüğü ülkenin halkı, tam bir sefalet içinde. Yüzde 65’i yoksulluk sınırının altında, günde 2 dolardan az bir parayla yaşamaya çalışıyor. Yüzde 47’si kronik yetersiz beslenmeden muzdarip. Ortalama yaşam süresi 50’ye zor ulaşıyor. Çocukların yüzde 80’i okula gitmiyor. 2010’dan bu yana 3 milyon Haiti vatandaşı sokaklarda yaşıyor. 

Tüm bunların üzerine her köşe başını tutmuş 41 ülkenin askeri ve polisinin estirdiği –istisna olmayı çoktan aşmış kadın ve çocuklara tecavüzlerle birlikte- terör de eklenince Haitililerin neden “yeter” dediğini anlamak zor değil. 

BU KADAR EMPERYALİZME ‘YETER’

Çoğu gençler, öğrenciler, işçiler ve çeşitli siyasi partilerden oluşan ve sokakları dolduran yüzbinlerce Haitili öyle bir yeter diyor ki, ülkede seçim dahi yapılamıyor. Ekim ayında yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunun ardından 24 Ocak’ta yapılması planlanan ikinci tur, eylemler nedeniyle askıya alındı. 

Halkın yabancı işgale öfkesi çok büyük ve “beyazlar” bu öfkenin hedeflerinden biri. Geçtiğimiz ekim ayında, komşu Dominik’ten beni alarak Haiti’ye götürecek olan siyasetçiler, “rengim nedeniyle güvenliğimi sağlayamayabilecekleri” endişesi ile bu planı iptal etmek zorunda kaldılar örneğin. Bizzat görebildiğim Haitililer ise, Dominik sınırının öte yakasından, demir parmaklıklar arasından uzattıkları elleriyle para dilenen küçük çocuklar oldu. Emperyalizmi kovmak üzere sokağa çıkanların en yoksullar olduğunu yazıyor madem Haiti medyası, birkaç ay önce 500 yıllık sömürge diliyle “patron, patron” diye (efendi, sahip anlamında) sınırın öte yakasına yalvaran o çocukların, bugün “hükümet biziz” diye geleceğin diliyle haykıranlar arasında olmaları; sokaklara kurulan barikatların arkasından, işgalci silahlara karşı molotofkokteylleri, taşlar ve “yerde ne varsa onunla” direnenler arasında bulunmaları çok muhtemel. 

BİR ÜLKENİN YENİDEN İNŞASI

Örgütsüz de değiller. Çeşitli muhalefet partilerinin yanı sıra, Haiti Alternatif Kalkınma Platformu gibi köylü örgütleri ve sendikalardan oluşan cephe örgütlenmelerinin de bu büyük halk ayaklanmasında payları var. Talepler ise “ülkenin yeniden inşası” için halkın en geniş katılımıyla yeni anayasa çalışmalarına başlanması; yabancı birliklerin derhal ülkeyi terk etmesi, güvenli bir seçim ortamı sağlanana kadar demokratik bir geçiş hükümeti kurulması... 

Haiti’yi işgal eden düşman güçlü ve örgütlü. Ama Haiti halkı “işgal bitene kadar sokağı terk etmek yok” diyor. Aslına bakarsanız, dünyanın diğer ucunda, zincir koparmanın tarihini yazmış bir küçük ülkenin halkı, emperyalistinden işbirlikçisine 41 ülkenin uluslararası zulüm birliğine karşı bir direnişini başarıya ulaştırmak için dayanacak enternasyonal bir omuz arıyor... 

www.evrensel.net
ETİKETLER HaitiMinustahBM