‘Burada kadın olmak zor’

‘Burada kadın olmak zor’

Kadınlar yoğunlukla erkeklerin çalıştığı sanayi bölgelerinde geçim şartlarının zorlaşmasıyla birlikte zorla da olsa kendi alanlarını açıyorlar. Erkek işçi nüfusunun hakim olduğu sitelerde kadınlar daha çok çay, yemek ve temizlik gibi işlerde çalışıyor. Üretim alanlarında da yine az olmayan bir kadın işçi varlığından söz edilebilir.

Haberin başlığında yer verdiğimiz cümle de İkitelli Organize Sanayi Bölgesi’nde kısa bir mola sırasında rastladığımız bir kadın işçinin sözleri. Karadenizli, başı kapalı, kendinden son derece emin bir kadın Songül. Sanayi bölgesinde çalışmanın “Erkek gibi olmak” tan geçtiğini söylüyor. Daha doğrusu bulduğu çözümün bu olduğunu söylüyor. Yıllardır çalıştığı yerlerde erkeklerle arasına mesafeyi korumuş. Rahatsız edilmesini de ancak böyle engelleyebilmiş. Ama tabii bu durumun başka bir boyutu da erkeklerin hakim olduğu bu alanda işine sahip çıkabilmek. Genç yaşta evlenmiş ve ardından boşanmış çocuklu bir kadın o. Henüz 26 yaşında ve 8 yaşında bir çocuğu var. Yani her şeye rağmen çalışması gerek. Yani aslında kendisinin ifadesiyle onun için kadın olmak zor olmuş, o da kadın olmaktan vazgeçmiş.

‘DURDUĞUN YERDE TACİZ EDERLER’

İkitelli Organize Bölgesi ayakkabı atölye ve fabrikalarının yoğun olduğu bir yer. Aykosan, Aymakop bunlardan en yoğun ayakkabı üretiminin yapıldığı siteler. Fakat diğer sitelerin bazılarında da ayakkabı üretiliyor. Bir ayakkabı atölyesine girdiğinizde kullanılan malzemelerin kokusunun baş döndürücü bir ağırlığı oluyor. Songül de bu durumu şöyle açıklıyor: “Burası ayakkabıcı sitesi. Ayakkabıcılar içmeden duramaz.” Belki de bu ağır çalışma koşulları ve baş döndüren maddelerden kurtuluşu bu şekilde bulan erkek işçilerin sarhoşluğunun tacizleri de daha artırdığını ifade ediyor Songül: “Burada durduğunuz yerde bile arkadan gelip taciz edebilirler. Bunları da yaşadık.”

Birlikte durduğumuz balkon şeklinde bölümden aşağıdaki dinlenme ve oyun alanı olarak da düzenlenmiş avluya bakıyoruz. O ve diğer kadınların bu alana nerdeyse hiç uğramadığını öğreniyoruz. Kısacık bir öğle molasında 3- 5 dakikalık oyun bile kadın işçi için “uygun” görülmüyor çünkü.

‘VE GÖÇMEN KADINLAR..’

Sabahları AYKOSAN Sanayi sitesinin önünde beklerken yüz yüze geldiğimiz kadınların çoğu mülteci. İranlı, Suriyeli ve özellikle Azeri kadınlar burada çalışıyor. Köyiçi denilen ve sanayinin işçilerinin yoğun yaşadığı bölgeden servis imkanı olmadığı için yürüyerek gelen kadınlar, genelde kalabalık gruplar halinde işyerlerine gidiyor. Hepsi hayat dolu, şen şakrak... Ama başka bir yerde yaşamak, hayatta kalmak zor, bu yüzden yabancı olan her şeye karşı korkuları büyük.

Bu kadınlardan çok az bir kısmının ailece sanayide çalıştığına şahit oluyoruz. Kocası, 8-9 yaşlarındaki saçı örgülü dünya güzeli bir gülüşü olan kızı ile işine gidip gelen bir kadın da onlardan biri. Bazen ayrılıyorlar, kadın işten çıkarılıyor ve başka bir işe başlıyor. Sanayinin kapısında işçiler işbaşı yapmak üzere işyerlerine doğru giderken biz de, yine işçilerin molalarda dinlendikleri çay ocağına doğru yöneliyoruz. İçeri girdiğimizde çalışan iki işçi görüyoruz. Biri kadın diğer erkek. Kadın olan bir saniye yerinde durmuyor. 50-60 karelik alanda sürekli hareket halinde. İşçiler çekildiğinde ancak soluklanabiliyor. Çalışırken sert bir mizacı var. Sohbet etmeye başladığımızda yüzünde neden öyle bir ifade olduğunu daha iyi anladık. İranlı bir kadındı. 17 yıldır Türkiye’de. Eşinden boşanmış, beş çocuğunu hem okutmuş, hem bakmış. Onun için yavaş çalışmak yok. Eğer yavaş çalışırsa işini iyi yapamadığı için işinden olur. O zaman çocuklarının ihtiyaçlarını nasıl karşılar? Türkiye’de çok zorlanmış çocukları için. İki çocuğunu evlendirmiş, ikisi okuyor. Bir tanesi de çalışıp kendisine destek oluyor. Bütün zorluklarına rağmen Türkiye’yi seviyor. Hayatındaki sıkıntılara rağmen “Sosyal bir kadınım ben. Neredeyse gitmediğim gezmediğim il kalmadı” diyor. Patronu gelince biz ayrılmak zorunda kalıyoruz. O da biraz sonra öğlen yemeğine gelen işçileri karşılamak zorunda. Ve başlıyor maratonu. (İstanbul/EVRENSEL)

Son Düzenlenme Tarihi: 02 Şubat 2016 10:53
www.evrensel.net