01 Şubat 2016 04:05

Dersim’in modern ozanı Memed Çapan

Dersim’in modern ozanı Memed Çapan

Paylaş

Şerif KARATAŞ
İstanbul

Memed Çapan, Zazaca müziğin önemli bir ismi. Modern zamanın ozanı tanımlamasını hak ediyor. Aynı zamanda Almanya’da işçi olarak çalışan Çapan, Ruhi Su’nun Dostlar Korosu’nda da uzun yıllar yer almış bir isim.
Bugün bütün Dersimlilerin bildiği, Zazaca bir çok kılamda onun imzası var. Düzgün Bava, Munzur Bava, Daye Daye, Stero, Ape Sileman, Zengeriya. Gule, Cane Cane.., bunlar hemen akla gelen kılamlardan birkaçı...
Kılamlarında Dersim’in kutsal mekanlarının hikayelerini görmek, ‘38 Dersim Katliamında yaşananların izini sürmek mümkün. Çapan’ın aşk ve sevda temalı kılamlarını da unutmamak gerekir.

‘TOPRAKSIZ BİR AİLENİN ÇOCUĞUYUM’
Sanat yaşamının 50. yılına giren Memed Çapan’ı biraz tanıtmaya çalışalım. 5 Şubatta Şişli Kültür Merkezi’nde adına yapılacak konser vesilesiyle onunla buluştuk. Yaşının ilerlemesine karşın, tüm yaşam enerjisi ve mütevazılığıyla karşılıyor bizi.  
“Dersimliyim, Kalaycı (Qılaçiye) köyünde doğdum. Topraksız bir ailenin çocuğuyum” sözleriyle kendisini tanıtıyor Memed Çapan. Devamını Çapan’dan dinleyelim: “Annemin annesi tarafından akrabam olan Kalaycı (Qılaçiye) köyü sahibi rahmetli Ali Koç’un akrabasıyım.Yani yeğeni oluyorum.Bu bir şey ifade etmiyordu. Sadece orada yaşıyorduk. Köydeki durumumuz iyiydi.Babam hasta olduktan sonra çift çubuk süremedi, ekemedi, ondan sonra yoksulluk başladı bizim için. O zaman Tunceli merkezde Xan diye bir yer vardı. Orası Ali Koç amcamızın yeriydi. Babamı oraya gönderdi, ‘Git sen orayı bekle, gelen 3-5 kuruşu bölüşürüz’ dedi. Okuma olanağını buldum Mazgirt’te. 3’e kadar okudum. 4. ve 5. sınıfı Xan’da babamın yanında okudum. İyi ezberliyordum. Liseyi bitirdim. Üniversite okumak istiyordum. Bu o kadar basit bir şey değildi benim için. Tesadüf mü diyeyim, lisede Fransızcam fena değildi. Fransız Filolojisine kayıt oldum. Ama oradakiler hep kolejden gelen çocuklardı. İstanbulluydular. Baktım hiçbir olanak yok. Hemen ilkokul öğretmenliğine geçtim.” Üniversite yıllarında tanıştığı Emine ile evlenen Çapan’ın iki çocuğu olur. Hem geçim derdi, hem de eşiyle anlaşamamalarından dolayı ayrılır. Bu ayrılmayla birlikte yurtdışına çıkma nedenini de şöyle açıklıyor: “Madem ki, bu ülkede, bir öğretmen kendi çoluk çocuğuna bakacak durumda değilse, gidip, sabun satarak, amelelik yapıyorsa, ben böyle yeri ne yapayım?”

1986’DA YURTDIŞINA GİTTİ
Yurtdışına gittiği yıl 1986.  İlk olarak Yunanistan’a giden Çapan, 3 yıl kadar burada inşaatlarda çalışıyor. Yunanistan’dan sonra Almanya’ya geçiyor. Almanya’da Stuttgart’a bağlı bir belediyede park ve bahçe işlerinde işe başlıyor. Müzik tutkusundan vazgeçmeyen Çapan, Almanya’da müzik okuluna başvurur. Çapan, “Hem okula gittim hem de işimde çalıştım. Nota ile başlıyorum çalmaya, bu sadece çalmakla ilgili değildir. Ses bilimidir. Müzikle ilgili akademik bilgiyi Almanya’da aldım” diyor.

RUHİ SU İLE DOSTLAR KOROSU
Ruhi Su’nun Harbiye Açık Hava Tiyatrosu’nda halk konseri verdiği bir akşam, bir yolunu bulup yanına varıyor. O günü gülerek anlatıyor Çapan, “Ruhi Bey’in yanına vardım. Koroya katılmak istediğimi söyledim. Heyecanımı yenemediğim için Ruhi Bey biraz kuşkuyla karşıladı. Sonra, ‘gel’ dedi. Pangaltı’daki Dostlar Tiyatrosu’nun adresini verdi. Hiç sektirmedin gittim. Bana bir gün dedi ki, “At Martini De bre Hasan” türküsünü ‘oku’ dedi.  Ter içinde kalmışım türkü söylerken, sonunda sınavı vermişiz. Koroyla çalışmalara başladım.” Ruhi Su’nun verdiği müzik eğitimiyle yıllar sonra Almanya’da karşılaştığını anlatan Çapan, “Batı kültürünü almış bir sanatkar. Rahatsızlığından dolayı, 80’lerde çalışmaları bıraktı. ‘85’te Ruhi Su bizi terk etti, bende 86’da aileyi memleketi terk ettim” diyor.
Ruhi Su’nun operayı bırakarak halk ezgilerine yöneldiğini de söyleyen Çapan, “İşte ölümsüzlük orada. Halk ezgilerinin, bir türkünün ortaya çıkmasına, anonim deniyor. O binlerce ağızdan gele gele, bu derelerdeki çakıl taşlarına benziyor. Geliyor bir yere kadar orada halkın aş, sevda, yoksulluk ne varsa kendine dair hepsi var orada. Bu kültüre, ben de o yönden baktım, ben de kendi memleketimin diliyle, kendi memleketimin türkülerinden yola çıktım. Bazılarının sözlerine ulaşamıyorum. Kendim yazmaya başladım” ifadelerini kullanıyor.

HALKIN UYANIŞI
Düzgün Bava eserinin nasıl ortaya çıktığına ilişkin de Memed Çapan şunları söylüyor: “Düzgün Bava melodi olarak halk arasında vardı. Söz olarak yazdığım şey bana ait. Şüne hewşe dewe vahire Kuresano (Gittim Büyük Köy’e, sahibi Kureyştir) Şüne Khal Ferhat e Şex Mahmudano  (Gittim Kal Ferat’ın mekanına, Şıh Mamudanlarındır). Bunlar halk içinde olan şeyler ama ben bunları yeniden yazdım. Ya da, Gole Buyare cae cemaatano (Ana Buyere Golü cemaatlerin kurulduğu mekandır) Amey peser qesey kene seva gurvetina mileti (Bir araya gelmişler gurbetteki halk için konuşuyorlar) de be, de be, de be, (gel artık, gel artık, gel artık.) Herhangi bir cem tarzında değil, halkın uyanışını dile getiriyorum.”

‘GENÇLERİN ZAZACA KILAMLAR OKUMASI SEVİNDİRİCİ’
Çapan, geçmişe kıyasla halkın kendi kültürü ve dilinin farkına varmasından dolayı umutlu, devlet açısından ise değişen bir şey olmadığını, baskı ve sömürünün devam ettiğini anlatıyor.
Gençlerin Zazaca kılamlar okuması da Çapan’ı sevindiren bir gelişme...
Yeri gelmişken Memed Çapan’ın, yeni albümü için çalışmaya başladığını da müzikseverlere müjdeleyeyim.

APO SİLEMAN...
Dersim’in sözlü kültürünün önemli isimlerinden Sılo Qız (Küçük Süleyman) için bestelediği Apo Sileman’ın hikayesini de Memed Çapan’ın ağzından dinleyelim: “Almanya’ya geldiği zaman köşeli şapkasıyla, o vücuduyla beni etkiledi. Bu yaşta gelebildi Almanya’ya. Kemanı cız vız yapsa da, herkes dinliyor. Başka yerde de gördüm. Sahnedeyken Kalaycı köyünde harman yerinde oturmuşuz gibi. O zaman aklıma geldi, birden bire o türkü ortaya geldi. Dağ çiçeği diyorum, 90 yaşına niçin geldiğini sormuyorum. 90 yılına bastında da öyle geldin, bu derdimizi kemanla karıştırmaya geldin ....gidersen -dönersen memlekette bizden soracak olan olursa dedi ki, Memo dilimizce inliyor. Ah vah içinde. O tamamen sıla hasretine uygun bir türkü.”

‘KURŞUN ATMADIM, TÜRKÜ SÖYLEDİM’
Söz Dersim katliamına ilişkin eserlerine geldiğinde Memed Çapan, “Bu halkın katliamına karşı ben kurşun atmadım. Ama türkü söyledim.  Çünkü ciğerime işlemiş bir acı şeklindeydi. O acıyı türküleştirdim. Halk önderlerinden Seyit Rıza’yı simge olarak aldım. O türkülerde geçen Mezala Seyide mi, budur” ifadelerini kullanıyor.

ÇAPAN İÇİN SAHNE ALACAKLAR
Memed Çapan’ın müzik sanatında 50. yılı nedeniyle Şişli Kent Kültür Merkezi’nde bir konser gerçekleştirilecek. Aralarında Metin-Kemal Kahraman, Gulê Mayêra ve Ahmet Aslan’ın da yer aldığı Dersimli müzisyenler Çapan için sahne alacaklar. Konser saat 20.00’de başlayacak. İletişim telefon numarası: 0532 503 63 66- 0535 22 21 72

ÖNCEKİ HABER

Kuzey Kafkasya’nın gözden ırak kapalı kutusu: İnguşetya

SONRAKİ HABER

PSAKD, yöneticilerinin derhal serbest bırakılmasını istedi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa