Akademisyenlerin kampanyası sona erdi: Savaştan değil barıştan yanayız

Akademisyenlerin kampanyası sona erdi: Savaştan değil barıştan yanayız

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, hükümet üyelerinin yandaş medyanın hedef haline getirdiği akademisyenler kampanyalarını “Ülkemizde herkesin kendini güvende hissettiği koşulların yerleştiği güne kadar bu yönde çaba harcamaya devam edeceğiz.” diyerek sonlandırdı. Akademisyenler barış talebinde ısrarcı olduklarını bir kez daha duyurdu. 

Barış için Akademisyenler, “Bu suça ortak olmayacağız” başlığıyla, 11 Ocak 2016’da 1128 imzayla kamuoyuna duyurduğu metni, önceki gece sonlandırdı. Akademisyenlerin metnini şu ana kadar Türkiyeli 2 bin 212 akademisyen ve araştırmacı imzaladı. Akademisyenlerin barış talepli metni tüm dünyada yankı uyandırdı. Onlarca meslek örgütünden, öğrencilerden akademisyenlere destek geldi. Barış için Akademisyenler destekleyen herkese teşekkür etti ve imza kampanyasını tamamladıklarını duyurdu. 

ÇABA HARCAMAYA DEVAM EDECEĞİZ

Akademisyenler bildiri metninde şu ifadelere yer verdi: Barış talebini dile getiren bu metne imza vererek düşünce ve ifade özgürlüklerini kullanan akademisyenler, günlerdir aşağılanmaya çalışılmakta, hedef gösterilmekte ve tehdit edilmektedir. 18 Ocak 2016 itibariyle, 1128 imzacı hakkında Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu uyarınca soruşturmalar başlatılmıştır. Meslektaşlarımız arasında gözaltına alınan, yurt dışına çıkma yasağı getirilen, hakkında idari soruşturma başlatılan, işinden atılan, görevinden uzaklaştırılanlar bulunmaktadır. Bütün bunları haksız ve kabul edilemez buluyoruz. Barış için Akademisyenler olarak, savaştan ve ölümden değil, barıştan ve yaşamdan yanayız. Yaşanan her ölüm için derin bir üzüntü duyuyoruz. Barış koşullarının sağlanmasını vatandaşı olduğumuz devletten talep ediyoruz. Ülkemizde herkesin kendini güvende hissettiği koşulların yerleştiği güne kadar bu yönde çaba harcamaya devam edeceğiz.

GEZİ DAYANIŞMASIYLA BENZERLİKLER VAR

Barış için Akademisyenler adına görüştüğümüz Prof. Dr. Gençay Gürsoy,  barış talebinin karşılığının bulmasını umut ettiğini belirterek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hakaretlerine de cevap verdi.
Akademisyenlerin ‘Bu suça ortak olmayacağız’ başlıklı bildirisi bir barış, demokrasi ve  insan hakları talebi çerçevesinde kaleme alınmış ve çığlık niteliği taşıyan bir açıklamadır. İktidarın ölçüsüz tepkisinin altında söylenenlerin apaçık gerçeği yansıtması, ve iç ve uluslararası kamuoyundan aldığı olağanüstü boyutlardaki destek yatmaktadır. Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imza sahiplerine yönelik küfür, hakaret ve nefret söylemiyle bezenmiş ifadeleri bildiriye desteği daha da artıran bir etki yaratmıştır. Bu desteğin Gezi direnişi dönemindeki toplumsal tepkiyle benzerlikleri vardır. Yargı sürecinin nasıl işleyeceği henüz belli olmamakla birlikte Cumhurbaşkanının direktifi doğrultusunda YÖK’ün harekete geçmesi, özellikle çevre üniversitelerinde işten atılmaların görülebileceğini düşündürüyor. Bunlara karşı elbette yasal yollara başvurulacaktır. Umut ediyorum ki akademisyenlerin kamuoyu tarafından da geniş şekilde destek gören barış talebi karşılığı bulur. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dokunulmazlık zırhının arkasına sığınarak bizlere yönelttiği hakaretlerle dolu nefret söylemi konusunda hakça bir sonuç beklemesek de, benim de içinde bulunduğum bir grup akademisyen olarak sırf tarihe kayıt düşmek adına yargı yoluna başvurmayı düşünüyoruz. 

 

BARIŞ İSTEDİLER LİNÇ EDİLDİLER!

Barış için Akademisyenler Kürt illerinde yaşanan sokağa çıkma yasağı, abluka ve sivil ölümlerin son bulması için çağrı yapmış barış talebinin arkasında olduklarını duyuran bir metni kamuoyu ile paylaşmışlardı. Bu metne Türkiye’nin dört bir yanından toplam 1128 akademisyen imza attı. İmzaların kamuoyuyla paylaşılmasının ardından devlet adeta linç kampanyasının düğmesine bastı. Yandaş medya akademisyenleri hainlikle suçladı, Cumhurbaşkanı Erdoğan ise etmediği hakareti bırakmadı. Erdoğan üst üste savcılara ve YÖK’e talimat verdi ve soruşturmalar başladı. Hükümet üyeleri de linç etmekte geri kalmadı. 

Cumhuriyet başsavcılığı tüm akademisyenlere 301. maddeden soruşturma açtı. Üniversitelerden uzaklaştırma haberleri geldi. Kocaeli’de Bursa’da Bolu da gözaltılar yaşandı. Gözaltında ‘terör örgütü üyesi ‘soruları ile karşılaşan akademisyenler serbest bırakıldı ancak, linç faaliyeti sona ermedi, kapılarına not bırakılanlar,  tehdit telefonu alanlar... Yandaş medya ise hedef gösteren haberlerine devam ediyor. 
Cumhurbaşkanı Erdoğan akademisyenlerin peşini bırakmadı ilk gün ettiği ‘aydın müsveddesi’ hakaretlerini ilerleyen günlerde de sürdürdü; önceki gün “Kendine aydın diyen bir avuç lümpen, aydın geçinenler çeyrek porsiyon” ifadelerini kullandı. Bu ifadelerden sonra da İçişleri Bakanı ile beraber YÖK üyeleriyle görüştü. Akademisyenlerin son durumları hakkında onlardan ‘bilgi’ aldı.

DESTEK YAĞDI

Barış için Akademisyenlere yönelik linç kampanyası başladığı andan itibaren destek de  yağdı. Soruşturmalardan, gözaltı ve tehditlerden geri adım atmayan akademisyenler 1128 olan imzacı sayısını artırdı. Kampanya sonlandığında sayı 2212 olmuştu. Toplumun pek çok kesiminden de akademisyenlere destek yağdı. Edebiyatçılar, gazeteciler, sanatçılar, hukukçular, kadınlar imza metinleri yayınlayarak hem barış talebinde ısrarcı olduklarını duyurdular hem de akademisyenlerin yanında olduklarını... Akademisyenlerin öğrencileri ise yaptıkları eylemler ve topladıkları imzalarla hocalarına sahip çıktılar. (HABER MERKEZİ)

 

www.evrensel.net