Kardeşçe yaşayalım

Kardeşçe yaşayalım

Kürt illerinde sokağa çıkma yasakları sürüyor. Kimi bu zorlu şartlar altında hayatına devam etmeyi başarırken kimi evlerini terk edip başka şehirlere göç etmek zorunda kalıyor.

Can KAYLAN 
Gizem SÖNMEZ
Bursa

Ozan ailesiyle birlikte yaşadığı Silvan’dan kopup batıya, Bursa’ya göç etmek zorunda kalmış 16 yaşında bir genç. Bursa’da yolumuzun kesiştiği Ozan’dan Silvan’da yaşanılanları, yaşam koşullarını, onu buraya getiren sebepleri dinlemek istedik. Bizi kırmayıp teklifimizi kabul etti ve başladık sohbetimize. Bize orada yaşanılanları anlatmasını istiyoruz. İlk başta olayların buraya kadar gelebileceğini tahmin etmediklerini söylüyor. Fakat dördüncü günden sonra olaylar şiddetlenmiş ve bölgede yaşamak olanaksız hale gelmiş. Bölgeye tankların hücum ettiğine, hava da sürekli helikopterlerin dolaştığına şahit olmaya başlamışlar. Evin içinde saklanır gibi yaşadıklarını, silah seslerinden uyuyamadıklarını da ekliyor Ozan. “Bir kaç gün sadece ekmek yedik onu da komşumuzdan aldık, zaten sokağa çıkma gibi bir durumumuz yok, esnaflar kapalı, sokaklarda polisler.” Bu yasakların, terörle mücadele adı altında sivil halka zarar verdiğini söylüyor Ozan. Bölgede yaşamı olumsuz yönde etkilediğini, her gün ölümlerin, yaralanmaların yaşandığını söylüyor. Meydanda yapılan ses çıkarma eyleminde polisin gazla saldırmasına, ateş açmasına, yaşlı bir kadına yapılan şiddete tanık olmuş. “Sivil halka yönelik psikolojik baskı yapılıyor, evin camından dışarı baktığımız zaman, polisler bize içeri girin diyerek küfür ediyordu.” Bölgedeki gazetecilerin engellendiğini, orada yaşanan olayların televizyonlarda farklı aktarıldığını söylüyor Ozan. “Burada yaşananlar televizyonlarda öyle bir aktarılıyor ki, anneannem bizi arayıp neden böyle yapıyorsunuz dedi” diyor. Burada katliam yaşanırken olabildiğince sessiz sedasız yapmaya çalışıyor, batı ile doğu arasına duvar örmek istediklerini söylüyor. Silvan da eğitim ve sağlık durumlarını soruyoruz ona. Hastanelerin önünde polislerin olduğunu ve gelen yaralı, hasta insanlara “ne oldu? Nerede, nasıl yaralandın?” gibi soruların yönelttiğini söylüyor. Hastaneye gelen herkese şüpheli gözüyle bakıldığını ve bazen gözaltına alındıklarını söylüyor. “Sokağa çıkma yasakları eğitimi tamamen bitirdi.” diyor Ozan. Bu sorunun ardından, Ozan’ın Bursa’ya gelmesinin asıl sebebinin eğitim olduğunu öğreniyoruz. Sokağa çıkma yasakları sürerken Ozan’ın eğitim hakkının, can güvenliyle birlikte gasbedildiğini görüyoruz. Bölgeden göç eden ailelerin terörden kaçıyorlar diye lanse edildiğini, oysa insanların ve bizim oradan göç etmemizin sebebi, hayatın sokağa çıkma yasaklarıyla sürdürülemez hale gelişi diyor. “Benim orada kalmamı engelleyen tek şey devlet, orada 3 mahalle vardı ama şimdi hiçbiri yok.” diyerek, insanların nasıl göçe zorlandığını gözlerimizin önüne seriyor. Bu meselenin nasıl çözüleceğini ve isteklerini soruyoruz. Ozan, çözüm süreci iyi bir şey diyor. Fakat gelinen noktada çözüm sürecinin, birilerinin oy toplaması, tahtını koruması için tasarlandığını, işe yaramayınca da rafa kaldırıldığını söylüyor. “Öldürmenin çözüm olmadığına, barışın silahla gelmeyeceğine inanıyorum. Ben buraya eğitim almak için geldim, okumak istiyorum.  Artık silahlar sussun kardeşçe yaşayalım istiyorum.” diyor. "Artık kimliğimize saygı gösterilmesini, ana dilimizde eğitim alabilmeyi, kardeşin kardeşi öldürmediği bir ülke istiyorum, barış istiyorum" diyor. 

www.evrensel.net