18 Ocak 2016 04:33

Dünya boynu bacağına dolanmış bir flamingo gibi

İstanbul Modern Sanat Müzesi, doğanın tahribi ve talanı üzerine yapılan eserlerden oluşan 'Yok Olmadan' adlı sergiye ev sahipliği yapıyor. Yoko Ono, Roger Ackling, Bas Jan Ader, Pae White, Joni Mitchell, Alper Aydın, Elmas Deniz gibi isimlerin eserlerinin yer aldığı sergiyi, Küratör Çelenk Bafra anlattı.

Paylaş

Hakan GÜNGÖR
İstanbul

İstanbul Modern’in yeni sergisi “Yok Olmadan”, doğanın değeri, doğaya aidiyet ve sürdürülebilirlik gibi kavramlar üzerine eserlerden oluşuyor. Aralarında Roger Ackling, Bas Jan Ader, Pae White, Alper Aydın, Elmas Deniz, Mark Dion, Hamish Fulton, Lars Jan, Joni Mitchell, Yoko Ono, Camila Rocha gibi sanatçıların eserlerinin bulunduğu sergide; resim, çizim, heykel, yerleştirme, fotoğraf ve hareketli görüntüler yer alıyor. Adını Joni Mitchell’in bir şarkısının “Bilmezsin eldekinin değerini/ Yok olmadan” şeklindeki nakaratından alan “Yok Olmadan”da, 20 sanatçı ve sanat grubunun eserleri sergileniyor. 5 Haziran’a kadar ziyaret edilebilecek olan “Yok Olmadan”ı, serginin Paolo Colombo ile birlikte küratörlüğünü üstlenen Çelenk Bafra ile konuştuk.

‘KÖTÜMSERLİĞİ VE ATALETİ ATMAK İSTEDİK’

İstanbul Modern Küratörü Çelenk Bafra, sergi için yola çıkarken doğa üzerine yaşanabilir bir dünya arzusunun, kaybedilmekte olan ve yok olunca değerinin anlaşılacağı biyoçeşitliliğin, ekolojik dengenin vurgulandığı eserleri bir araya getirmeyi planladıklarını söylüyor.
Bafra, “Doğanın kavramsallaştırılmasıyla ya da daha siyasi ve sosyal duyarlılıklarla yapılmış olan eserlerden bir araya geldiği, geniş bir yelpaze oluşturmaya çalıştıklarını vurguluyor.
Gerçekçi bir bakış açısı sunmaya gayret ettiklerinin altını çizen Bafra, “Doğa için hâlâ yapılabilecek bir şey varsa, yok olmadan, kötümserliği ve ataleti atıp umut ve iyimserlikle bir şeyler söylemek için yola çıktık” diye konuşuyor.
Serginin “tek sesli” olmadığına dikkat çeken Bafra, “Hele ki küratörler olarak bizim sesimiz olmamalı. Biz sadece alan yaratmalıyız. Moderatör ve aracı gibi yaklaştık konuya” diyor.

‘KEFALETİ GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER ÖDEYECEK’

“Hepimiz çevreyi seviyoruz. Şirketler, hükümetler, devletler; herkes doğayı sevdiğini söylüyor. Ama ortada samimiyetsiz bir durum var” diyen Bafra, “Aslında organik yaşam, doğaya dönüş, geri dönüşümü desteklemek adı altında yeni kapitalist formüller üretiliyor. Ekolojik türler yeni bir pazarlama alanı haline geldi. Organik beslenme, aslında onu karşılayabilecek maddi imkanı olanlara sürülen ürünler” ifadelerini kullanıyor.
“Gelişmiş olarak tarif edilen ülkeler tehlikenin farkındalar. Çünkü bizim sergimizin ana görselinde olduğu gibi boynu bacağına dolanmış bir flamingo gibi dünya. Ama kendilerine en az zarar gelecek şekilde gidişata dair düzeltmeler yapma derdindeler” diye konuşan Bafra, burada işin kefaletinin gelişmekte olan ülkelere düşeceğini, en çok zararı da bu ülkelerin göreceğini söylüyor. 

DOĞANIN PARÇASI OLDUĞUMUZU HATIRLATAN VİDEO VE IŞIKLAR

Serginin iki girişi bulunuyor. Birinde Bas Jan Ader’in 1970 tarihli bir videosu karşılıyor ziyaretçileri. Videoda Ader bir derenin hemen kenarındaki ağacın dalına tutunmuş sallanmaktadır. Bir süre sonra yer çekimine daha fazla karşı koyamaz ve suya düşer. Diğer girişte ise Pae White’ın neon ışıklardan oluşan bir eseri var. Bafra, iki ayrı kapıda bulunan bu eserleri şöyle yorumluyor:
“Ader, öncü video sanatçılarından biri. Kendi yaptığı derme çatma bir tekne ile sanat için Atlantik Okyanusu’nu geçmeye çalışıyor ve kayboluyor. Hâlâ yaşayıp yaşamadığını bilmiyoruz. Sergideki videosunda Ader dalda adeta dalga geçer, sallanır, tutunur. ‘Bak ben burada duruyorum’ der gibidir. Ardından suyun içine küt diye düşer. Aslında doğanın gücü karşısında ne kadar aciz olduğumuzu gösterir. Bir parçası olduğumuz doğayı ele geçirme hırsından vazgeçmemiz gerektiğini söyler.
İkinci kapıdaki ise Pae White’ın son derece iyimser bir çalışması. Sergiye giriş ya da çıkışta kullanılacak bir kanal alanı ve mekana özgü neon ışıkları. Bu aynı zamanda ışık terapisi etkisi gösteriyor. Tünelde biraz durunca gülümsemeye başlıyorsunuz. Modern kent yaşamında metroyla ulaşılan plazalarda çalışanların hiç güneş almaması psikolojilerinde negatif etki yapıyor. Yapay güneş ışığı ile depresyonla mücadele edilmeye çalışılıyor. Sanatçı da bunu yapmaya çalışıyor.”

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Türkiye, Suriye politikasının bedelini ödüyor

SONRAKİ HABER

Malezya'da sel baskını sebebiyle yaklaşık 4 bin kişi yerinden oldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa