HDP, akademisyenlere yönelik cadı avını Adalet Bakanı'na sordu

HDP, akademisyenlere yönelik cadı avını Adalet Bakanı'na sordu

HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, akademisyenlere yönelik 'cadı avını' Meclis gündemine taşıyarak, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın yanıtlaması isteğiyle soru önerge iverdi.

AKP Hükümeti'nin Bölge'de başlattığı savaşa tepki göstererek, "Bu suça ortak olmayacağız" bildirisini yayınlayan Barış İçin Akademisyenler Grubu'na yönelik saldırı ve linç kampanyası Meclis gündemine taşındı. Konuyu gündeme taşıyan HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi.

'ERDOĞAN'IN SÖYLEMLERİ İLE AKADEMİSYENLER GÖREVDEN ALINDI'

Kaya, bildiriyi imzalamak isteyen akademisyenlerin sayısının her geçen gün arttığını ancak ciddi anlamda tehdit edildiklerine dikkat çekerek, saldırıların Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'gereği yapılacak, bu akademisyen müsveddelerine hadleri bildirilecek' tehditlerinden sonra arttığına işaret etti.

Önergede, yine siyasi otoriteler tarafından 12 Eylül kurumu olan YÖK'e, 'gereğini yapması' için baskı yapılması ile birlikte akademisyenlerin kapılarına işaret konulması üzerinde duruldu. "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. İfade özgürlüğünün ayaklar altına alındığı bir ortamda bilim ve düşünce üretiminin gerçekleşemeyeceği aşikârdır" denilen önergede, şu soruların yanıtlanması istendi:

"Fikrini açıklayan insanların 'terör' suçlamasıyla 24 saatte gözaltında alındığı bir ortamda bildiriye imza atan akademisyenlere yönelik başlatılan linç kampanyasına öncülük yapan şahıslar, hükümet yetkilileri ve bazı medya kuruluşları hakkında neden herhangi bir soruşturma başlatılmamaktadır? Hukukun üstünlüğü değil de egemenlerin hukuku mu esas alınmaktadır? Organize suç örgütü kurmak suçlamasıyla defalarca gözaltına alınan ve tutuklanan bir şahıs devletin koruması altında alenen katliam çağrısı yapmış ve bildiride imzası bulunan akademisyenler için 'oluk oluk akan kanlarınızda banyo yapacağız' şeklinde tehdit savurmasına rağmen neden herhangi bir hükümet yetkilisi tarafından eleştirilmemiş, tam tersine linç ortamı teşvik edilmiştir? Hem savcılık hem de bazı üniversitelerin soruşturma/disiplin kurulları yoluyla bildiriyi imzalayan akademisyenlere uyguladığı baskı ve sindirme operasyonu üniversitelerin misyonu, özgünlüğü ve bilimselliği ile bağdaşır mı? Üniversite soruşturma/disiplin kurulları bildiride imzası bulunan akademisyenlerin görevlerine hangi yasal prosedürler yoluyla son vermektedir? Bu görevden uzaklaştırılmaların hukuki/anayasal temeli nedir?" (ANKARA)

www.evrensel.net