13 Ocak 2016 10:33

Metin'e mektup

Metin'e mektup

Paylaş

Ersoy ADIGÜZEL
SES İstanbul Tıp Fakültesi İşyeri Temsilcisi

Sevgili Metin; canım, arkadaşım, yoldaşım…
Sana bu mektubu katledilişinin 20. yılında seni anma töreni dönüşü yazıyorum. Hani kırmızı karanfillerle gelen genç yoldaşların vardı ya, onların arkasındaydım gördün değil mi beni? Gençler öndeler yine Metin, tıpkı senin gibi… 
Fadime Ana’nın hemen arkasındaydım, İbo vardı yanımda. Yeğenin Diren ne kadar büyümüş gördün değil mi? Elinde flama olan kara yağız delikanlı, artık o taşıyor umudu…
Diğer yeğenlerin, ağabeylerin, Meryem hepsi oradaydılar… Kimler yoktu ki orada, komşularımız vardı Metin, arkadaşlarımız, yoldaşlarımız… Eee tabii biraz yaşlanmışız, fark etmişsindir.
Sen nasıl genç kalıyorsun böyle?
Hee öldün ya sen ondan…
Ölüler yaşlanmaz değil mi Metin? Hele genç ölenler…
Deniz de aynı yaşta, Erdal da aynı yaşta…
Berkin çok küçüktü keşke biraz büyüyebilse… 
Daha küçükler geliyor sizin oraya görüyor musun Metin? Cizre’den, Silopi’den …
Dahası yaşlılar da geliyor sizin oraya, ekmek almaya giderken, ecelinden değil haa vurularak, tıpkı Berkin gibi…  Hee, bu arada Berkin’in annesi de Fadime Ana gibi direngen…
Hastaneye gidemeyerek ölen teyzeler, anneler geliyor örneğin karnında bebekleriyle… 
Görüyorsun değil mi?
Gazeteciliği sorarsan; aynı be Metin, bir yanda sen/senin gibiler gerçeği yazmaya devam ederken, bir yanda “O” nun yandaşları olanlar.
Can Dündar, Erdem Gül senden oldular hapisteler, Evrensel’ine soruşturma, cezalar çok …
“O” değişti memlekette biliyor musun? Daha büyük bir “O”muz var artık…
Bizim büyük “O” fena çalıyor be Metin, bildiğin gibi değil… Hem nasıl katlediyor, katledildin ya bilirsin sen …
“O”nun oğlu büyüdü … 
Yaa öğle değil…  Yaşını demiyorum sana, büyüdü derken fena zengin oldu diyorum.
Sen hiç büyüyemezken.
Hani yıl 1992 “Körfez Savaşana Hayır” demek için Kocaeli’de miting vardı, gitmiştik ve gözaltına alınmıştık…
Hiçbir şey değişmedi be kardeşim, SAVAŞA HAYIR demek yine aynı gözaltı sebebi…
Ya özür dilerim, değişen çok şey var aslında, seni yanıltmak istemem…
Sadece gözaltı değil hapis, hatta ölüm oluyor sonucu.
Kime anlatıyorum ki ben, bu uğurda ölen birine mi?
Ya bak n’oldu biliyor musun, “bölgede”  bir kameraman akrep aracına bindirilmiş götürülürken muhabir “O benim kameramanım” diyerek kendini akrebin önüne attı… Sosyal medyada yayımlanan bu görüntü sonucu “Kaybolmadı “ o kameraman. Ölmedi…
Sosyal medyayı sen göremedin be kardeş…  Yerine göre iyi bi’şey bu sosyal medya (Sonra anlatırım sana)
“Olamadık yanında, atamadık kendimizi” affet…
Ama ailenin, dostlarının, yoldaşlarının mücadelesi katillerin açığa çıkmasını sağladı biliyorsun.
Sokağa çıkma yasağı var kimi illerde. İnsanlar ihtiyaçlarını karşılamak için sokağa çıkınca vuruluyor kardeşim. İşte o yaralılara müdahale etmek isteyen sağlıkçılar da vuruluyor be Metin. 
Hastaneler kışlaya dönmüş inanmazsın…
Sağlıkçılar ölüyor, hatta ölülerin gömülmesine izin verilmiyor. Sağlık emekçisi  Aziz dostumuzun ölüsü hâlâ gömülemedi…
Ama sen de iyi bilirsin ki,  bu zulmü birleşerek tarihin çöplüğüne gömmeden gelmeyecek güzel günler.

ÖNCEKİ HABER

Giyen mutlu, üreten dertli

SONRAKİ HABER

5 yıldır şenlik yapılmayan KOÜ'de öğrenciler bahar şenliği istiyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa