Çok hak kaybettik, buna dur demek için birleşelim

Çok hak kaybettik, buna dur demek için birleşelim

Ben Malatya’dan 1998 yılında 15 yaşında iken Çorlu’ya gelip çalışmaya başladım. İlk sene yaşım dolmadığı için konfeksiyon tipi fabrikalarda sigortasız çalıştım. On altı yaşını doldurunca Boya Apre fabrikalarına geçince ancak sigortam yapılmaya başladı. İlk yıllar asgari ücret ile çalışırken dahi ihtiya&cce

Ali İncesu

Ben Malatya’dan 1998 yılında 15 yaşında iken Çorlu’ya gelip çalışmaya başladım. İlk sene yaşım dolmadığı için konfeksiyon tipi fabrikalarda sigortasız çalıştım. On altı yaşını doldurunca Boya Apre fabrikalarına geçince ancak sigortam yapılmaya başladı. İlk yıllar asgari ücret ile çalışırken dahi ihtiyaçlarımı daha iyi karşılıyordum. Çorlu’da 2000 krizinden sonra tekstil fabrikalarının nerede ise tamamı 12 saat çalışmaya döndü ve ücretlerde on iki saat üzerinden belirlenmeye başlamıştı. Yine de o dönemler işçinin bir değeri vardı. Özellikle de kalifiye elemenler patron ve müdürlerin gözünde bir değeri vardı. Çok iyi hatırlıyorum 1995 yılında asgari ücret ile 26 gram altın alınırken şimdi ancak altı gram altın alınabiliyor. Ekmek 200 lira iken şimdi 800 lira olmuş. Şimdi 1995 yılındaki ücretimin altında çalışıyorum. On iki saat çalışıp 950 lira alırken şimdi daha kalifiye eleman olmama rağmen 900 liraya ücret alıyorum. On yıl önce asgari ücret ile çalışsak dahi ev kirasını ödeyip geçim dahi yapılıyordu. Şimdi ise asgari ücret ile ancak ev kirası ve faturalar ödenebiliyor. Evin geçimini yapmak için ya sürekli mesai yapmak ya da bir evden iki kişinin çalışması gerekli. Yine on yıl önce ikramiye, erzak gibi birçok sosyal haklarımız varken şimdi sadece kuru maaşa talim ediyoruz. Kısacası on yıl önceki durumumuzla şimdikini karşılaştırırsak çok şey kaybettiğimizi görüyoruz. Bunu ancak bir muhasebe yaptığımızda anlayabiliyoruz.
Biz kaybederken bir de patronlara bakmak lazım. Benim çalıştığım firma kriz döneminde 1-2 yıl ücretlerimize zam yapmadı. İşçilerin bir kısmı işten atılınca benim çalıştığım Ram makinesinde üç kişi çalışırken iki kişi çalışmaya başladık. Ama kriz biraz geçince patron yeni makineler aldı, yatırımlar yaptı ve aylık 300 ton mal işleyen fabrika birden daha az işçi ile ayda 500 ton mal çıkarmaya başladı. Kısacası fabrikaların üretimleri sürekli artarken bizim ücretler hep yerinde saymaya başladı.
Bizden önceki nesil bize en azından ikramiye, sekiz saatlik çalışma düzeni bırakmıştı ama şimdi biz gelecek nesile gidişatı değiştiremezsek sadece kuru maaştan başka bir şey bırakmayacağız. Çorlu’da biz işçiler bu duruma bir dur demek için kurultaylar örgütleyerek işçilerin birliğini kurmak istiyoruz. Bu kurultaylardan sonra 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda daha büyük işçi birliğini kurmak için şimdiden kolları sıvadık.

*Tekstil İşçisi Çorlu

www.evrensel.net