Yeni yıl işçi mücadelesinin yükseleceği yıl olacak

Yeni yıl işçi mücadelesinin yükseleceği yıl olacak

Halil KATKAT
İskenderun

Geçen yıl Türkiye demir-çelik sektörünün merkezi sayılan Hatay’da mali darboğaza giren fabrikalarda işten çıkarmalar yaşanmış Türkiye’nin en büyük 500 sanayi şirketi arasında ilk 100’de yer alan Nursan Çelik, üretimi durdurmuş çalışanlarını süresiz izne göndermişti.  Bu konuda Dörtyol Ticaret Odası yönetim kurulu üyesi Mehmet Ertunç yaptığı açıklamada “Nursan’ın 1500 işçisi vardı üretimi durdurdu işçilere süresiz izin verdi. Yolublan A.Ş. 300’e yakın işçi çıkarttı. Aynı şekilde Tosyalı Holding işçi çıkartmak için hazırlık yapıyor. Baştuğ, Yazıcılar, Ekinciler hepsi tedirgin sırayla 50’şer 100’er işçi çıkartıyorlar.” demişti. 
Yine geçen yıl İSDEMİR’den 800 işçi işten çıkarılmış; fakat bu işçilere İSDEMİR’de yetki mücadelesi veren ne Çelik-İş ne de Türk Metal sahip çıkmıştı.

Nursan Çelik’in durumunu ve demir çelik ihracatının geldiği dar boğazı önceki yazılarımdan birinde değerlendirmiştim. Şimdi bu konuya işçiler ve çalışanlar açısından bakıldığında sırf bu örneklerde gösteriyor ki geçen yılın sorunları bütün ağırlığıyla bu yıla devretmiştir. Yani bu yılda demir çelik fabrikalarında üretim durmaları ve işçi çıkarmaları işçileri beklemektedir. İşsizlik giderek daha artacak işçi ücretleri daha geriye çekilecektir. İşsizlerin arttığı durumda hiç bir işveren işçi ücretlerini yükseltmek istemez. Bölgemizde demir çelik sektöründe 18 bin işçinin çalıştığı düşünülürse 2016 yılının bölgemiz açısından bir hayli sıkıntılı olacağı görülüyor. 

2015 yılı aynı zamanda metal işçilerinin mücadele yılı oldu. Şubat ayında Birleşik Metal-İş üyesi işçilerin grev oylaması, grev kararının hayata geçirilmesi ve grevin hükümet tarafından yasaklanmasıyla başladı. Mayıs ortasında asıl büyük işçi fırtınası geldi. Renault işçileri, MESS-Türk Metal arasında imzalanan 3 yıllık TİS’i reddedip sözleşmenin yenilenmesi talebiyle direnişe geçti. Mücadeleye 40 bin dolayında işçi doğrudan katıldı. Ama mücadelenin öne çıkardığı işçi inisiyatifi tüm sınıfa, en ücra köşedeki işletmelere kadar yayıldı. Bu büyük direniş ancak hükümet-patron-Türk Metal ve Çelik-İş bürokrasisinin bölücü ve baskıcı girişimleriyle, Birleşik Metal-İş yöneticilerinin hükümet grev yasaklarına boyun eğme tutumuyla kontrol altına alınabildi. 

Geçen yıllarda meydana gelen iş kazalarındaki artış bu yıl da devam ediyor. 2015 yılında iş cinayetlerinde ölen işçi sayısı 1730’u buldu. Geçmiş yıllarda iş cinayetlerinde ortalama günde üç işçi hayatını kaybederken, geçtiğimiz yıl bu sayının arttığını göstermektedir.

Bu yıl aynı zamanda işçi mücadelesinin yükseleceği bir yıl olacak. Bu durumda ister istemez işçi ve emekçiler, bu mücadeleye yol gösteren, güçlü zorluklara göğüs geren, işçi ve emekçileri birleştiren sendikalara gereksinim duyacaklardır. Mücadele zorlaştıkça sendikal bürokrasinin daha da uzlaşıcı, daha sınıf haini bir çizgiye yönelmesi de kaçınılmaz olacaktır. Dahası, bürokratik sendikacılık anlayışı içinde kalındığı sürece işçilerin en basit taleplerinin elde edilmesi, en temel kazanımlarının korunması bile olanaklı olmayacaktır.

Bütün bu sorunlar çözüm beklerken ve sendikaların durumu yukarıda belirtildiği şekilde ve ortadayken bu gün sorulması gereken acil soru “Bize nasıl sendikalar lazım?” sorusudur. Bu soru kısaca “sınıf sendikaları” sözüyle yanıtlanamayacak kadar kapsamlı bir sorudur.  Her adımda İşçilerin iradesini yansıtmayan özellikle doğrudan işçiler tarafından seçilmiş temsilcilerden oluşmayan ve işçilerin onayı olmadan TİS imzalayan sendikalara sınıf sendikası demek mümkün değildir. Öyle görünüyor ki bu yıl işçiler bu konuları çok tartışacaklar.

www.evrensel.net