Gençlik baskı altına alınmak isteniyor

Gençlik baskı altına alınmak isteniyor

Türkiye her gün yeni bir operasyonla uyanıyor. Toplumun her alanında yaratılmak istenen baskı ortamı öğrencilerin üstünde daha çok hissediliyor. Çağdaş Hukukçular Derneğinin raporuna göre Türkiye’de 600’den fazla tutuklu öğrenci bulunuyor. Ancak Adalet Bakanlığı bu durumu sürekli yalanlıyor ve ülked

Erdi Tütmez

Türkiye her gün yeni bir operasyonla uyanıyor. Toplumun her alanında yaratılmak istenen baskı ortamı öğrencilerin üstünde daha çok hissediliyor. Çağdaş Hukukçular Derneğinin raporuna göre Türkiye’de 600’den fazla tutuklu öğrenci bulunuyor. Ancak Adalet Bakanlığı bu durumu sürekli yalanlıyor ve ülkede tutuklu öğrencinin olmadığını söylüyor. Öğrenciler kimi zaman sabahın beşinde yataklarından yaka paça alınırken; bazı zamanlar ise sınıflarında arkadaşlarının yanında gözaltına alınıyor. Son operasyonlarda yine birçok kişi gözaltına alındı. Operasyonlara tepki gösteren akademisyenler ve öğrenciler, yaşananlardan hükümeti sorumlu tutuyor.

Türkiye’nin büyük bir hapishaneye çevrildiğini belirten İstanbul Üniversitesi Araştırma Görevlisi Ahmet Berken, AKP’nin 12 Eylülü yargılama söylemlerinin boş olduğunu ve ülkenin durumunun 12 Eylül dönemiyle hemen hemen aynı olduğunu belirtiyor. Şu ana kadar tutuklu öğrencilerin sayısına dikkat çeken Berken, “Baskı altına alınmaya çalışılan özel bir grup üniversite gençliği. KCK davası çerçevesinde ciddi sayıda öğrenci tutuklu bulunuyor, üstüne üstelik üniversite eğitimlerinin kesintiye uğramaması açısından yasal haklarından da mahrum edilmiş durumdalar. Son gözaltılar da gösteriyor ki üniversite gençliği üzerindeki baskı rejimi KCK davasının çerçevesini aşacak ve tüm muhalefete sıçrayacak”dedi.

DEMOKRATİK HAKLAR AYAKLAR ALTINDA

İstanbul Üniversitesi Öğrencisi Mahmut Kuruçay, öğrenci gençliğin üzerindeki yoğun baskıya dikkat çekerek, demokratik haklarının her seferinde ayaklar altına alındığını belirtiyor. Okul yönetiminin ve özel güvenlik birimlerinin okulda terör estirdiğini belirten Kuruçay, “Yıllardır öğrenciler tutuklanıyor. AKP’nin üçüncü kez iktidar olmasıyla beraber baskılar daha da şiddetlenerek arttı. Öğrenci gençliği tutuklanıyor, pankartlar toplatılıyor, yırtılıyor. Demokratik haklarımız engelleniyor. Çevik kuvvet okulun bir yerinden bir yerine gitmemizi engelliyor, üniversite yönetimi de fakülteler arası geçişimizi yasaklayarak birbirimizle iletişimimizi kesiyor. Arkadaşlarımızdan M.Akif Bilgin ve Eren Yurt evlerinden baskınla gözaltına alınıyor. Bunlar 16 Martta bize vuranlar, bugün ise bizi tutuklayanlar. Üniversite öğrencileri serbest bırakılana kadar özgürlük mücadelemiz devam edecektir” dedi.

İstanbul Üniversitesi Öğrencisi Dilara Aydın, AKP’nin ülkede farklı ses istemediğini belirterek, “AKP son günlerde faşist yüzünü daha çok gösteriyor. Adaletsizlik, simge davalar, puşi takmak ve ardından gelen tuhaf yargılamaların olduğu tuhaf bir dönem var. Geçen gün yapılan operasyonlar yine bu toplumun örgütlü güçlerine yapılmıştır. 1 Mayıslar bu ülkenin emekçileri için çok önemli bir gündür. Bu operasyonlar bir yönüyle 1 Mayıs öncesi sistemli bir operasyondur” dedi.

Boğaziçi Üniversitesi Öğrencisi Halil Yılmaz, AKP’nin adeta bir demokrasi oyunu oynadığını söyledi. “İçinden geçtiğimiz günler öğrencilere baskıların belki de en yoğun olduğu dönem. Bir şeyler üreten her öğrenci potansiyel suçlu gözüküyor” diyen Yılmaz, bunun en somut örneğinin tutuklu olan 600 öğrenci olduğunu kaydetti.

TUTUKLANMAK İÇİN MUHALİF OLMAK YETERLİ Prof. Dr.  Şebnem Korur Fincancı: Sürekli tutuklama hali var. Maalesef cezaevindeki kişi sayısı dışarıda olan kişi sayısından daha fazla olacak. Gerekçesi dahi olmadan pek çok insan hakkında tutuklama kararı veriliyor. 2009 yerel seçimlerle başlayan ve 2011 yerel seçimlerinden sonra hız kazanan tutuklama furyaları söz konusu. Muhalif olmak yeterli bunun için. Böyle bir korkutma ve sindirim hareketine düşülmüş durumda.

YENİ YÖNETİM BİÇİMİ

KESK Genel Başkanı Lami Özgen: Hükümet, İçişleri Bakanlığı aracılığıyla sıkıyönetim sürecini yeniden gündeme getirdi. Newroz aracılığıyla Kürt sorunundaki politikalarını anladık. Hükümet Newroz bahanesiyle Kürt halkını etkisiz hale getirmeye çalışıyor. Fakat halk bu baskılara hiçbir zaman boyun eğmedi. AKP hükümeti şimdi hem müdahale hem de saldırı düzenliyor. Bu Kürt halkına, “Bize niye direniyorsunuz?”demek gibi bir şey. Hükümet bu politikadan derhal vazgeçmeli. Bunlar hukuksuz uygulamalardır. Bu antidemokratik uygulamalar kabul edilebilir değil. Bir an önce tutuklular serbest bırakılmalıdır. (İstanbul/EVRENSEL)


Galatasaray Lisesinden Taksim Tramvay Durağı’na doğru gerçekleştirilen yürüyüşe BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ile HDK bileşenleri de destek verdi. “TMY ve ÖYM kaldırılsın milyonlar adalet istiyor” pankartının açıldığı eylemde konuşan KESK İstanbul Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Arzu Erdoğan, Newroz’a katılanların ve haber takip edenlerin değil, insanlara gaz ve tazyikli suyla saldıran ve ölümlere neden olan AKP hükümeti ve kolluk kuvvetlerinin suç işlediğine dikkat çekti.

BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ise bu operasyonların HDK’ye yönelik gerçekleştirildiğini vurguladı. Yargılanacak biri varsa İstanbul Valisi, Emniyet Müdürü ve İçişleri Bakanının olması gerektiğini ifade eden Tuncel, Newroz’da çatışmalara neden olanların bu kişiler olduğunu söyledi. (İSTANBUL)

www.evrensel.net