Elazığ Sanayi Sitesi’nin iki kıdemlisiyle konuştuk: Ustalığın yolu 10 yıl kölelikten geçiyor

Elazığ Sanayi Sitesi’nin iki kıdemlisiyle konuştuk: Ustalığın yolu 10 yıl kölelikten geçiyor

Medayin DEMİRBAŞ
Murat KÖSE
Elazığ

Elazığ Sanayi Sitesi 1970’li yıllarda kurulmuş. Başlangıçta birkaç oto tamir atölyesi ve servisinden ibaret olan bu alanda, şimdilerde otomotivden, keresteciliğe, mermerden metale kadar değişik sektörlerde iş yapan irili ufaklı 2000’in üzerinde atölye var. Sayısı tam olarak bilinmemekle birlikte 5000 civarında işçinin çalıştığı Elazığ Sanayi Sitesi önemli bir üretim alanı pozisyonunda. 

Biz de yalnızca üretim değil aynı zamanda kent kültürüne de önemli katkıları olmuş olan bu üretim sahasında 40 yılını devirmiş Şahin ve Hıdır ustalarla sohbet ettik.

ÇİLELİ BİR ÇIRAKLIK DÖNEMİ

Civar esnaf, Sanayi Sitesi’nde komşu iki atölyede kaportacılık yapan “eşlerinden çok birbirini gören” bu ikiliyi işaret ediyor. Gidiyoruz… Şahin Baylav 60 yaşında, daha kıdemli. 1968’de çıraklıktan yetişerek bu günlere gelmiş. “Oto sanayinde usta olmak çileli bir çıraklık eğitiminden geçmekle olur” diyor Hıdır Usta. 
Eskiden Sanayi Sitesi şimdi kentin ortasında kalan Hozat Garajı civarındaymış, oradan yetişmişler. Köyden geldiğinde bir yakının yanında kalabilmesini bir şans olarak görüyor. Görece daha çileli bir çıraklık geçiren Şahin Baylav’ı işaret ederek “ asıl ona sor” diyor. 

HAK VE DAYAK!

Baylav okkalı bir küfürden sonra “Elazığ’a geldiğimde altı ay nenem baktı bana, sonra kapıya koydu. Yukarı mahallede bir yer kiraladım. Yarısı kıl yarısı pamuk bir döşeğim vardı onda yatardım. Anam köyden erişte gönderirdi, çuvalın içine fareler pislerdi ayıklar yerdim o erişteleri” diyor Şahin usta. O dönem çırakların haftalığı 2,5 liraymış. 

“Ama tabi ustalar o parayı verirler mi?” diyor Şahin Baylav “rahmetle” andığı ustası için. Haftalık alma günü geldiğinde para isteyemezlermiş. Eli çok sertmiş rahmetlinin. Kendisinden büyük olan başka bir çırak bir gün cesaretini toplamış. Ustalarının karşısına birlikte çıkmışlar. Usta para lafını duyunca tokadı basmış büyüğüne. “Aradan sıvıştım” diyor, en azından dayak yememiş. O pamuk çuvalındaki fare pisliği içinden ayıkladığı erişteleri bir de yediği dayakları hiç unutamamış. 

ÇIRAKLARIN HİKAYESİ HEP AYNI!

Çırakların hikayesi hep aynıymış. Kalifiye usta olmanın yolu on yıl kölelik yapıp, her türlü hakareti göze almaktan geçiyormuş. 

“Askerliğini yaptıktan sonra altın bilezik bileğindedir” diyor Hıdır usta. Şahin Baylav ve Hıdır Er değişik atölyelerden birkaç yıl arayla yetişerek burada komşu olmuşlar. Hıdır Usta biz gelirken buralar “hep dutluktu” diyor gülümseyerek. Eski tuğla fabrikaları varmış. Çamur diz boyu su yokmuş. 

Kırk yıl çektikleri bu eziyetten sonra her ikisinin birer evi birer de arabaları olmuş. Evlat yetiştirmişler bir de. Çocuklarını okutabilmiş yetiştirip kurtarmaları bir gurur kaynağı. Hıdır Usta oğluyla beraber çalışıyor. Şahin usta Ankara katliamından yaralı kurtulan Mesut Baylav’ın babası. “Allah korumuş” oğlunu. 
Çok konuşmak istemiyor. Başka da mirasları ‘eş, dost, muhabbet’miş bu kadim dostların.

www.evrensel.net