07 Ocak 2016 18:36

Fatih Polat: Metin insanlara dokunan bir gazeteciydi

Metin Göktepe'yi 'Metin, insanlara dokunan bir gazeteciydi' diye anlatan çalışma arkadaşı Evrensel gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, AKP'nin gazeteciler üzerinde uyguladığı baskıların 90'lı yılları aratmadığını vurguladı. Polat, bunun son örneğinin tıpkı Metin Göktepe gibi polisler tarafından işkence edilerek gözaltına alınan ve kendisinden bir süre haber alınamayan DİHA Silopi Muhabiri Nedim Oruç olduğuna işaret etti.

Fatih Polat: Metin insanlara dokunan bir gazeteciydi

Paylaş

Basın tarihi katledilen, tutuklanan ya da gözaltına alınan gazetecilerle dolu olan Türkiye'de, devletin katlettiği gazetecilerden biri de Evrensel Gazetesi muhabiri Metin Göktepe'ydi. Ümraniye Cezaevi'nde 8 Ocak 1996 tarihinde katledilen siyasi tutsakların cenaze törenini takip etmek gönderilen Göktepe'nin, Alibeyköy'de polisler tarafından gözaltına alındıktan sonra işkence edilerek katledilmesinin üzerinden 20 yıl geçti. "Mutlaka haberi ben izlemeliyim arkadaşlar" diyerek gittiği haberinden bir daha dönemeyen Göktepe, muhalif gazetecilikte ısrar ettiği için katledildi. Göktepe'nin katledilmesine farklı senaryolar arayan devlet, sivil toplum örgütlerinin, meslektaşlarının ve halkın Göktepe'yi sahiplenmesinin karşısında duramadı. Çünkü Göktepe'nin gözaltına alınması tanık anlatımlarıyla ve raporlarla ispatlandı. Hatta dönemin İçişleri Bakanı Teoman Ünüsan da Göktepe'nin annesi ve ailesinden özür dileyerek katliamın devletin polisi tarafından yapıldığını itiraf etti. 

Göktepe ailesi ve meslektaşları tarafından peşi sıra bırakılmayan davanın sonucunda, Göktepe'nin ölümüne ilişkin 7 Şubat 1996'da İçişleri Bakanlığı müfettişleri tarafından hazırlanan 38 sayfalık fezlekede 49 polisin yargılanması istendi. Böylece Göktepe'nin davası, mahkumiyet kararı çıkan ilk gazeteci cinayeti olarak emsal bir dava oldu. Dava sonucunda 6 sanık polis, "kastı aşarak insan öldürmek" ve "faili belli olmayacak şekilde insan öldürmek" suçlarından cezalandırıldı. Ancak, kamuoyunda "Rahşan affı" olarak bilinen afla şartlı tahliyeden yararlanan polisler, toplam 1 yıl 8 ay cezaevinde kaldı.

METİN GÖKTEPE ANISINA HAZIRLADIĞIMIZ ÖZEL SAYFA İÇİN TIKLAYIN...


20 YILDA DEĞİŞMEYEN ZİHNİYET!

Göktepe'nin katledilmesinin üzerinden 20 yıl geçse de iktidarların basın üzerindeki baskısı hiç değişmedi. Günümüzde de AKP iktidarı kendi yandaşı dışında gerçekleri yazan gazetecileri "potansiyel suçlu" görme politikasını devam ettiriyor. Öyle ki 32 gazetecinin tutsak olduğu Türkiye'de, başlayan çatışmalı süreçle birlikte gazeteciler üzerindeki baskı artarak devam etti. Basın alanında baskı ve sindirme devam ederken, 8 Ocak'ta Göktepe'yi mezarı başında anacak olan çalışma arkadaşlarından Evrensel gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, Göktepe'nin gazeteciliğini anlatarak, Türkiye'de gazetecilere yönelik baskıları değerlendirdi. 

'GAZETECİLER GÖKTEPE'NİN KATLEDİLMESİNİ BİR DARBE OLARAK GÖRDÜ'

Göktepe'nin mesleğinde yetkinleşmeye başladığı bir süreçte katledildiğini anlatan Polat, "Metin, gençlik aşamasının toyluklarını aşıp daha mesleki derinleşmeye başladığı bir dönemdeydi" diye belirtti. Göktepe'nin katledilmesinin ardından Türkiye'de gazetecilerin büyük bir dayanışma örgütlülüğü gösterdiğini anımsatan Polat, "O dönemde gazeteciler, Türkiye'nin pek çok yerinde eylemler yaptılar. Kameraları, fotoğraf makinelerini bıraktılar ve pek çok yerde bu devam etti. Gazeteciler, göz önünde olan bu cinayetin kendi hayat haklarına indirilmiş bir darbe olarak gördüler" ifadelerini kullandı. 

'METİN İNSANLARA DOKUNAN BİR GAZETECİYDİ'

Metin'in bir özelliğini de "Haber yaparken aslında değişen, haberden de öğrenen bir gazeteciydi" diye anlatan Polat, "Metin için fikri takip çok önemliydi. Gazeteciliğin çok temel bir ilkesi ve aşılmaz bir ilkesi diyebiliriz. İyi gazetecilik açısından ısrarlı olanların takip ettiği ama günümüzde de belli oranda aşınan bir özellik. Metin katledildiğinde de takip edeceği pek çok haber ajandasında yazılıydı. Metin, aynı zamanda insanlara dokunan bir gazeteciydi" diye konuştu. 

'NEDİM ORUÇ DA GÖKTEPE GİBİ KATLEDİLEBİLİRDİ'

Gazetecilerin katledilmesinin Hrant Dink cinayetiyle yeniden başladığını ifade eden Polat, AKP'nin gazeteciler üzerinde uyguladığı baskıların 90'lı yılları hatırlattığını söyledi. Polat, Silopi'de kaçırılan ve kendisinden bir süre haber alınamayan DİHA Silopi Muhabiri Nedim Oruç'un bunun son örneği olduğunu belirterek, "Çünkü Nedim de Metin Göktepe de bir kapalı spor salonuna götürülerek dövülmüş. Sosyal medyada gösterilen tepkinin Nedim'in kaybedilmemesinde engelleyici bir etki taşıdığını düşünüyorum" dedi. 

'BÖLGEDE GÖREV YAPAN GAZETECİLERLE NÖBETLEŞİLEBİLİR' 

AKP'nin gazeteciler üzerinde uyguladığı ambargoya karşı Kürdistan'da çalışan gazetecilerle dayanışmak amacıyla nöbetleşerek haber takibi yapmak gerektiğini belirten Polat, "90'lı yıllarda bıraktığımız konsepte Türkiye yeniden başladı gibi. Burada meslek guruplarının tavrı son derece önemli. Tutuklu tüm gazeteciler için Silivri'de bir umut nöbeti tutuldu ve devam ediyor. Can ve Erdem şahsında tüm tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması isteniyor. Bölge illerinde de Diyarbakır, Şırnak, Silopi, Cizre, Sur ve Nusaybin'de, gazetecilik yapan meslektaşlarımızın, yaşam haklarını doğrudan teyit eden sürece müdahale eden bir gazeteci dayanışması da son derece önemli. Bunun bir benzeri Diyarbakır merkezde gerçekleştirilebilir. Sansürle mücadele ağı oluşturmuştuk. Artık şöyle yapmak lazım. Bölgede görev yapan gazetecilerle haber yaparak bir nöbetleşe yapılabilir. Bir hafta ya da batıdan 3-4 arkadaşımızın bölgedeki meslektaşlarımızla görev yaptığı ve nöbetleştiği ve buraya haber aktarması gibi" önerisinde bulundu. (DİHA)

ÖNCEKİ HABER

Galatasaray'da ayrılık rüzgarları

SONRAKİ HABER

Sri Lanka Sağlık Bakanlığı ölü sayısını 253 olarak düzeltti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa