Bir hayatta kalma  stratejisi olarak dilencilik

Bir hayatta kalma stratejisi olarak dilencilik

Dilencilik yoksulluğun tarihsel olarak ortaya çıkışından itibaren birçok toplumda yer almış bir olgudur. Dünyada yoksulluğun oluştuğu hemen hemen her yer ve zamanda, dilencilik de bir yaşam stratejisi ve mecburiyet olarak gelişmiştir. Dini ve kültürel kalıplarla yoksulluk koşullarının eklemlenmesi sonucu farklı biçimler almıştır.

1970’li yıllardan itibaren dünya genelinde yaşanan neoliberal dönüşüm, bu eğilimlere ivme kazandırmıştır. Özellikle azgelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için yoksulluk, artık ciddi ölçüde yapısallaşan ve politika yapıcılar tarafından etkin çözüm üretilemeyen bir sorundur. Bunda, merkez-çevre ülkeler ikiliğine dayalı küresel bir ekonomi-politik yapılanma ve uluslararası kuruluşların yoksulluğu giderme söylemi altında onu yönetilebilir bir noktaya taşıdıkları gerçeği etkili olmaktadır. Böylelikle azgelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde geniş halk kesimleri yoksulluğun yarattığı çeşitli dezavantajlarla yüzleşmektedir. 

Tarihin en eski mesleklerinden biri dilencilik. Aslıcan Kalfa-Topateş, İletişim Yayınlarından çıkan Dilenciler / Türkiye’de Yoksulluk ve Dilenme Kültürü isimli kitabında her şeyden önce dilenciliğin, yoksullar için bir hayatta kalma stratejisi olduğunu hatırlatıyor. 

Kitabın geniş bölümünü, Türkiye’nin toplumsal tarihinde dilenme kültürü ve onun değişimi oluşturuyor. Dilenciler nasıl algılanıyor, nasıl muamele görüyorlar, onlar kendi faaliyetlerini nasıl algılıyor, gördükleri muamelelere nasıl tepkiler geliştiriyorlar? Yoksullukla ve sosyal yardım rejimiyle dilencilik arasındaki ilişki nasıl biçimleniyor? Yüz çevrilen, “görülmeyen”, en fazla “sosyal bir yara” deyip geçilen bir olgu hakkında, önemli bir çalışma. 

 

POST-İSLAMCI DÖNÜŞ

Müslüman toplumlarda siyaset nasıl şekilleniyor? Siyasi hareketlerle devrim hareketleri, siyasi partilerle toplumsal hareketler İslam’ın siyasal alandaki temsilini nasıl sağlıyor? Toplumsal hareketlerin ve siyasal partilerin temsil kabiliyetleri, muhalefetteki talepleri ve iktidardaki icraatları nasıl biçimleniyor? Bu siyasal güçlerin tarihsel, siyasal, toplumsal, sınıfsal ve dinsel kökenleri politik manevralarını nasıl etkiliyor? Asef Bayat, Mısır ve İran’a odaklanarak yazdığı, “İslâm’ı Demokratikleştirmek / Toplumsal Hareketler ve Post-İslâmcı Dönüş” kitabı yukarıdaki soruları tartışmaya açıyor.

Yazarın kendi ifadesiyle, “Kitap, din ve toplumun yapısı, örgütlenmesi ve işlemesiyle ilgili yönelim ve hareketler arasındaki ilişkiyi araştırarak İslam içinde ve İslam adına yapılan çağdaş mücadeleleri inceliyor. Hareket noktası olarak Müslüman toplumlarda demokratik ülkülerin gerçekleştirilmesinin, Müslümanların siyasal yetenekleri ve entelektüel inançlarına kıyasla, İslam’ın ‘özü’yle daha az ilgili olduğunu göstererek, ‘İslam’ın demokrasi ile uyumlu olup olmadığına’ dair kötü şöhretli soruyu sorguluyorum. Zira ‘kutsal’ emirlere anlam veren bireyler, gruplar ve hareketlerdir; hoşgörülü ya da baskıcı, demokratik ya da otoriter, bir inancın tabiatı esasen inananların nitelikleriyle belirlenir. İslâm’ı Demokratikleştirmek, Müslüman Ortadoğu’ya odaklanarak, farklı hareketlerin, toplumsal ve siyasal değişim yaratabilmek, otoriter bir iktidarı meşrulaştırmak ya da tam tersine demokratik bir yönetim biçimini kucaklayan kapsayıcı bir inanç inşa etmek üzere dine anlam yükleyen hareketlerin mücadelelerini inceliyor.”

TÜRKİYE’DE HUKUKU YENİDEN DÜŞÜNMEK

Haluk İnanıcı’nın alanındaki önde gelen, uzman isimlerin katkılarıyla hazırladığı “Türkiye’de Hukuku Yeniden Düşünmek” isimli derleme kitap Türkiye’de hukukun içinde bulunduğu tabloyu gözler önüne seriyor. Yargı kültüründen bilişim suçlarına, başkanlık sistemi tartışmalarından kadın cinayetlerine, İç Güvenlik Kanunu’ndan iş hukukuna, siyasal suçlardan çocuk hukukuna, çevre hukukundan basın özgürlüğüne ve daha başka konulara Türkiye’nin sürekli gündeminde yer alan, “kriz” çıkaran, tartışmalı hukuki konulara kapsamlı bir değerlendirme sunuyor. Kitapta Haluk İnanıcı, İbrahim Ö. Kaboğlu, Hayrettin Ökçesiz, Osman Doğru, Tolga Şirin, Serap Yazıcı, Ersan Şen, Fikret İlkiz, Köksal Bayraktar, Ercan Kanar, Ali Pehlivan, Tankut Centel, Ulaş Karan, Ayhan Erdoğan, Ergin Cinmen, Arif Ali Cangı, H. Fehmi Demir, Seda Akço Bilen ve Zehra Çiğdem Özcan’ın yazıları yer alıyor. (KÜLTÜR SERVİSİ)

www.evrensel.net