07 Ocak 2016 00:59

Metin olmaktan başka şans var mı?

O zamandan bu zamana gerçekleri gün yüzüne çıkarmaya çalışan gazetecilerin sayısız katliamlarını, tutuklanmalarını gördük, tanık olduk. Bunların ne ilki ne sonuncusuydu Metin. İki polis tarafından gözaltına alındığında ‘Sizi de gözaltına alırım’ diyerek diğer gazetecilere de gözdağı veriliyordu. Sonra bir daha kimse görmedi Metin’i zaten.

Metin olmaktan başka şans var mı?

Paylaş

Hilal TOK
Kocaeli Üniversitesi

Ben hep gülümseyerek yaşadım dünyayı
Gülümseyerek ölüyorum her gün sizlerle
Baştan kendime basit bir yüz yakıştırmıştım
Rüzgarıyla haşır neşir çıplak bir tepe
Ve bir gök olsun istedim yüzümde mavi, bulutsuz
Metin olmaktan başka şansı var mıydı yoksulların
Ben oldum işte oldum ve öldüm...

Mahmut Temizyürek dizelerinde Metin’i böyle anlatıyor... Söylediği tek cümle vurmuyor mu yüzümüze? ‘Metin olmaktan başka şansı var mıydı yoksulların?’ Bundan 20 sene önce Ümraniye Cezaevi’nde iki kişi öldürülünce ‘cenazeyi ben izlemeliyim’ diyerek fotoğraf makinesini omuzlayıp  gitti Metin. Dostları ‘inatla her gerçeği açığa çıkarmak gibi bir gayesi vardı’ diyerek anlatıyor bize onu. Yine bir gizin peşinde çıkmıştı yola emeğin muhabiri… Cenazelerin izlenmesine engel olmaya çalışan polislere karşı inatla yeniden yeniden deniyordu. Polisleri ikna etmeye çalışıyor, gazeteci olduğunu dile getiriyordu. Ama gözaltına alınması için yeterli bir sebep değil miydi diye düşünecek olacak ki polis, dönüp ‘sen çok konuştun seni gözaltına alıyorum’ dedi. O gün Metin ile beraber gözaltına alınıp işkence görenlerden öğreniyoruz ki, polis amirlerinden biri “ Bu gazeteci, buna özel muamele.” diyor, ölene kadar dövmeye devam ediyorlar.
NE İLKTİ NE DE SON
O zamandan bu zamana gerçekleri gün yüzüne çıkarmaya çalışan gazetecilerin sayısız  katliamlarını, tutuklanmalarını gördük, tanık olduk. Bunların ne ilki ne sonuncusuydu Metin. İki polis tarafından gözaltına alındığında ‘Sizi de gözaltına alırım’ diyerek diğer gazetecilere de gözdağı veriliyordu. Sonra bir daha kimse görmedi Metin’i zaten. Görülmemesinde Evrensel Gazetesi muhabiri olmasının da çok payı var elbet. Evrensel’in bir parçası olan Metin bize gösterilmeyen gerçekleri objektifinden yanısıtır, Evrensel de o gerçeği evlerimize taşırdı. Böyle bir işbirliğiydi onların ki.
GAZETECİLİK DEDİĞİNİZ
Metin Göktepe adını duydukça aklıma gazetecilik nedir sorusu geliyor istemsiz. Yine Metin veriyor cevabı, yaptığı haberlerde çektiği fotoğraflarla baskıyı, zulmü gösterirken, yaşanmışlığıyla maruz kaldığı şiddeti seriyor önüme. Sonra diyorum ki; sırtımıza inen her coptan sonra yine gerçeği haykırmak yine halkı savunmak değil midir gazetecilik?
HERKESİN ÖYKÜSÜDÜR
METİN

Benim cevap vermeme kalmadan Evrensel vermiş cevabı; Metin’in düşürülen fotoğraf makinesini kaptıkları gibi 20 senedir gerçeği savunup karartılmak istenen hayatımıza ışık tutmuşlar. Hala gözaltındaki işkencelerin devam ettiği, gerçeği savundukları için tutuklanan gazetecilerin olduğu bu ülkede o fotoğraf makinesini yerden kaldırmamak da olmazdı. Metin Göktepelerin bitmediğini, bitmeyeceğini gösteren 20 senelik bir hareketi devam ettirmekte biz geleceğin gazetecilerinin görevi değildir de nedir? Büyük umutlarla iyi birer gazeteci olmak için üniversitelerde bu bölümü tercih etmiş öğrencilerin her gün sindirilmeye çalışıldığı, susturulmak istendiği bugünlerde Metin’in makinesini düştüğü yerden alıp objektifinden tüm bu baskıları, adaletsizliği, gerçekleri emekçilere yansıtacak bir gençliğin var olduğunu göstermek ve bunu savunmak gerekir. Çünkü bugüne dek biriken tüm faili meçhullerin, gizli operasyonların, halklarının maruz kaldığı bir baskının simgesidir Metin Göktepe. Bu ülkede yaşayan herkesin öyküsüdür. Bir rüzgarın esip götüremeyeceği bir öfke ve bu öfkeyi haykıranlarda “Hepimiz birer Metin’iz” diyen milyonların öyküsüdür Metin’in öyküsü


METİN GÖKTEPE KİMDİR?
 
EVRENSEL Gazetesi Muhabiri Metin Göktepe, "Mutlaka ben izlemeliyim arkadaşlar" diyerek gittiği haberde, gözaltına alındı ve polislerce dövülerek öldürüldü. Gün 8 Ocak 1996'ydı. Ümraniye Cezaevi'nde öldürülen tutukluların cenazesini izlemek üzere Alibeyköy'e gitmişti. Ancak, "Sarı Basın Kartı" olmadığı gerekçesiyle ilçeye sokulmadı. Haberi izlemekte "ısrarcı" davranınca da, gözaltına alındı ve yüzlerce insanla birlikte Eyüp Kapalı Spor Salonu'na götürüldü. Burada polislerin şiddetli cop darbeleriyle dövülerek öldürüldü.
Devlet yetkilileri önce; "Sandalyeden düştü", "Duvardan düştü" dediler; ancak meslektaşlarının ve emekçileri katillerin yakasını bırakmadı. Metin Göktepe cinayeti, ilk günden itibaren basın tarihinde; devletin basına yönelik tutumunu gösterdiği kadar; gazetecilerin meslektaşlarına sahip çıkmasının ve halkın haber alma hakkını savunmasının önemli bir örneği olarak kayda geçti. Bu mücadelede; genç gazeteciler ile Metin'in gazetesi Evrensel, başta annesi Fadime Göktepe olmak üzere Göktepe ailesi ve avukatları ile Metin'in haberini yaptığı emekçiler en önde yürüdüler. İlden ile sürülen Metin Göktepe davası, "mahkumiyet kararı çıkan ilk gazeteci cinayeti" olarak basın tarihinde yerini aldı.


BU YÜREK SUSMAYACAK

"Aramızda en çalışkanımız, en fedakarımız, en yüreklimiz olan Metin Göktepe'nin kaleminin yerde kalmayacağını, onun artık basamayacağı deklanşörün üzerine yeni parmakların uzanacağını, sesini kesmeye ve yıldırmaya çalıştığınız Türkiye halkının basındaki sesinin susmayacağını haykırıyoruz. (...) Biz Evrensel çalışanları ve basının diğer yürekli gazetecileri birer Metin Göktepe'dir. Ellerinizdeki kan nasılsa artık saklanmıyor; Metin Göktepe'ler gibi gün ışığında ve ortada. Prometheus kendi küllerinden doğar, kimsenin gücü onu yok etmeye ve susturmaya yetmez".
Cinayetin ortaya çıktığı gün Evrensel çalışanlarının kaleme aldığı açıklama

 

ÖNCEKİ HABER

TESLA

SONRAKİ HABER

Kadir İnanır, Diyarbakırlılara seslendi: Geleceğinizi şansa bırakmayın

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa