Diyarbakır'da hedef gösterilen hekimler: Yaşam için çabalıyoruz

Diyarbakır'da hedef gösterilen hekimler: Yaşam için çabalıyoruz

Hasan AKBAŞ
Diyarbakır

Diyarbakır Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde görev yapan sağlıkçıları ‘hain’ ilan eden ve ‘terör örgütü yandaşı personel’ diyerek hedef gösteren Güneş gazetesi ve kimi medya organlarının ‘Yaralı güvenlik personeliyle neredeyse hiç ilgilenmiyor. Hastaneye gelen polis ve askerlerin sağlık durumu tedavi olamamaları nedeniyle daha da ağırlaşıyor’ iddialarını gazetemize değerlendiren hekimler, hiçbir ayrım gözetmeksizin yaşam hakkı için çaba sarf ettiklerini belirterek, şimdiye kadar bulundukları hastaneye gelerek tedavi olan kolluk kuvvetlerinin rakamlarını ve kaç kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı. Sağlıkçılar sağlık hizmeti sunmak istediklerini, bunun engellendiğini belirterek, “Tüm taraflara sağlık hizmeti sunmamızın imkanları sağlansın” dediler.

SAĞLIKÇILAR ‘HAİN’ İLAN EDİLMİŞTİ!

Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi başta olmak üzere abluka bölgelerinde görev yapan sağlıkçılara yönelik adeta bir linç kampanyası başlatıldı. Bir polis beyanına dayanarak adeta senaryolar yazan Güneş gazetesi dün yaptığı manşet haberinde sağlıkçıları hedef göstererek, “Terör örgütü yandaşı hastane personelinin birçok akrabası ya dağda ya da şehirdeki yapılanmalarda yer alıyor” diyerek hedef göstermişti.

ŞİMDİYE KADAR DİCLE’DE 178 KOLLUK KUVVETİNDEN 1’İ YAŞAMINI YİTİRDİ

Konuya ilişkin görüşlerine başvurduğumuz sağlıkçılar somut verilerle bu iddiaları yalandı. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Doktoru Yenal Karakoç’un verdiği istatistik veriler ve değerlendirmeler dikkat çekici. Karakoç şunları aktardı: “Bize bu çatışmalı ortam dolayısıyla şimdiye kadar başvuru olarak gelen kolluk kuvveti sayısı 178’dir. Bu rakam içerisinde yaşamını yitiren kişi sayısı 13’dür. Bu rakamın içerisindeki 3 kişi ise kesinlikle hastaneye yetişemeden, öncesinde ambulansta veya olay yerinde müdahale edilmiş ancak çabalara rağmen hastaneye yetişemeden yaşamını yitiren ve direkt morga götürülen hastalardır. Yani hastanede herhangi bir tedavi göremeden yaşamını yitirmiş kişilerdir. 10 hastanın 9’u da olay yerinde kafa travması sonucu bulunduğu noktada yaşamını yitiren kişilerdir. Bu 9 hasta içinde hastanede yeniden yaşama döndürme uygulaması olan resüsitasyon uygulanmıştır ancak bu mümkün olmamıştır. Tüm bu süreçlerde yaşama döndürülmeleri konusunda da çaba ve süreçlerin bilgileri de mevcuttur. Diğer 1 kolluk kuvveti ise yoğun bakımda yatarken emboli (Kanla taşınan yabancı bir cismin damarı tıkaması durumu) sonucu bir komplikasyon dolayısıyla yaşama veda etmiştir. Bu istatistik hastanemizde yer alan net verilerdir.”

HEDEF GÖSTERİLEN HEKİMLER YAŞATMAK İÇİN SEFERBER

Çok vahim birçok yaralanma ve ölüm riski bulunan çok sayıda kolluk kuvvetinin büyük çabalar sonucu iyileştirilerek taburcu edildiğini belirten Karakoç, “Kesinlikle bu rakamlar içerisinde sağlık hizmeti alan hiç kimsenin tedavisinde bir aksaklık olmamıştır ve tüm bilgileri mevcuttur. Ayrıca bütün hastalara müdahale öğretim görevlileri düzeyinde sunulmuştur. Bahsedildiği gibi hastanemizde kolluk kuvvetlerinin iyileştirilmediği iddiası altı boş ve tamamen asılsızdır. Aksine en hızlı ve kaliteli bir sağlık hizmetinin sunulması örnekleri vardır. GATA’dan edindiğimiz istatistiklere göre şimdiye kadar orada 30 insan yaşamını yitirmiş. Bu yansıtılmıyor hiçbir şekilde. Ve bu hastalar günlerce yatmış ve tedavi edilirken yaşamını yitirmiş hastalardır. Yani bize atılan iftira ile karşılaştırmak için özellikle belirtiyorum. Biz bu karalama kampanyası ve sağlıkçıların hedef gösterilmesini kabullenemiyoruz” diye konuştu.

351 SİVİL ARASINDAN 12’Sİ KURTARILAMADI

HDP mitingine yönelik bombalı saldırının ardından ve haziran ayı sonrası hastaneye gelen sivil rakamlarını da açıklayan Karakoç, “Bugüne kadar çatışmalı ortamdan dolayı 351 sivil hastaneye gelmiştir. Bu sivil yurttaşlar arasından 12 kişi kurtarılamamıştır. Yani bu süreçte hastanemiz ve sağlıkçılar seferber olmuş ve insanları yaşatmak için uğraş vermiştir. Bu süreçte adeta bir savaş hastanesi görevi gördü hastanemiz. Bu durum göz önüne alınarak çalışmalarımızı planladık ve tek gayemiz kim olduğuna bakmaksızın insan yaşatmak oldu. Biz insanları yaşatmak için mücadele ediyoruz ve bu kampanyalarla ve engellemelerle karşılaşıyoruz. Eğer engellemeler olmasa inanın çok çok daha az insan yaşama veda edecek. Sağlıkçılar olarak böyle karalama kampanyaları yerine sağlık hizmeti verebilmemizin imkanlarının sağlanmasını istiyoruz” dedi.

‘HİÇBİR AYRIM YAPMAKSIZIN HİZMET VERİYORUZ’

Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahı Vahap Alp da sağlıkçılar olarak iki haftadır nöbet eylemi sürdürdüklerini belirterek, neden eylemde olduklarını anlattı. Bölgede görev yapan sağlıkçılar olarak, “Barış İçin Beyaz Forum” adıyla bir platformda birleştiklerini anlatan Alp şunları söyledi: “Şu an savaş şartlarındayız. Bu şartlarda yaralanmalar daha yüksek ve ölümcül boyutlarda olur. Tıbbı etik olarak baktığımızda din dil, ırk, sosyal statü, siyasal tercihi ayırt edilmeksizin tedavi ederiz. Bu bizim yükümlülüğümüz. Savaş şartlarında insancıl hukuk ve savaş hukuku vardır. Bu hukukun uygulanması için de uygun şartların sağlanması lazım. Çatışma alanlarında sağlıkçının dokunulmazlığı vardır. Ve sağlıkçılar orada olan herkesi tedavi etmek zorundadır. Biz bunun için nöbetteyiz. Bizler, ayrımsız herkesin yaşam hakkı için bir talepte bulunuyoruz. Abluka altında olan yerlere girmek ve orada yaralı olan herkese müdahale etmek istiyoruz. Sadece çatışan tarafların yaralıları değil aynı zamanda orada abluka içerisinde kalan sivillere de sağlık hakkı sunmamız gerekiyor.”

Abluka altında olan bölgelere erişimin engellendiğine dikkat çeken Alp, “Bu bölgelerde ciddi sağlık sorunları baş göstermiş durumda. İnsanlar temiz su, gıdaya erişemiyor. Salgın hastalıklar ortaya çıkıyor. Kronik hastalar yahut tedavisi sürmesi gereken insanlar var. Bizlerin tüm bu yaşam hakkı kapsamında yer alan durumlara dair görev yapabilmemiz lazım. Bu bugün engellenmiş durumda. Biz özellikle vurgulamak istiyoruz; sağlık hizmetini ayrımsız bütün taraflara vermek zorundayız. Bu savaşan taraflar kim olursa olsun bunda bir ayrım olmaksızın yapmamız gerekiyor. Savaşı durduracak gücümüz yoksa bile ölümleri engellemek için bu savaş hukuku içerisinde olan görevimizin engellenmemesini istiyoruz” diye konuştu.

SES, YARGIYA TAŞIYACAK

Bazı medya organlarında Cizre’de bir yaralıya müdahale ettiği sırada öldürülen Sağlık Emekçisi ve SES Üyesi Aziz Yural da ‘terörist’ olarak tanımlanmış ve çatışma sırasında öldürüldüğü öne sürülmüştü. Konuya ilişkin konuşan SES Diyarbakır Şube Eş Başkanı Selma Atabey de Yural’a yönelik çirkin tavrı kabul etmediklerini söyledi. Bunun sağlıkçıları hedefe koyan şiddet ve ölümlerine teşvik eden bir durum olduğunu ifade eden Atabey, “Sağlıkçılar kendilerini ifade edemeden topluma verilen algılar nedeniyle şiddete maruz kalıyor öldürülüyor. Bu haberler adeta bunu teşvik ediyor. Tekzip yayımlanmalı” dedi. Aziz Yural’a yönelik ithamların asılsız ve tamamen uydurma senaryolar olduğunu belirten Atabey, konuya ilişkin hukuki süreç başlatacaklarını söyledi.

www.evrensel.net