5 Yaşındaki kuzenim: Abla korkma!kafanı eğ polislerle göz göze gelme

5 Yaşındaki kuzenim: Abla korkma!kafanı eğ polislerle göz göze gelme

slında yazıma başlık olarak bir sürü şey yazabilirdim ama ben ‘Doğudaki devlet terörü’ demek istedim. Sadece istemek değil benimkisi, gördüklerim, yaşadıklarım, şahit olduğum anlar bana bunu söyletiyor, bunu dile getirtiyor.

Kübra DENİZ

Aslında yazıma başlık olarak bir sürü şey yazabilirdim ama ben ‘Doğudaki devlet terörü’ demek istedim. Sadece istemek değil benimkisi, gördüklerim, yaşadıklarım, şahit olduğum anlar bana bunu söyletiyor, bunu dile getirtiyor.
Siz hiç Cizreli, Nusaybinli, Silvanlı, Surlu gençleri gördünüz mü? Onların yaşadıklarını, sıkıntılarını gördünüz mü, yolun ortasında nasıl katledildiklerini? Nasıl aç kaldıklarını? Güne nasıl başladıklarını? Aslında nasıl başlayamadıklarını demeliyim çünkü ya polis baskını ya mermi sesiyle ya da yasakların getirdiği türlü engeller nedeniyle başlanamıyor oralarda normal bir güne… Biliyor musunuz? Siz o çocukların, gençlerin katliamlara, baskınlara, TOMA’lara, biber gazlarına, coplara karşı nasıl tecrübe kazanıp artık nasıl korkusuz olmak zorunda kaldıklarını biliyor musunuz?
 

POLİS ‘HATIRASI’
Ben bir Şırnaklı olarak, en önemlisi bir kadın olarak sadece bir ay dayanabildim. 2009’dan beri gitmediğim memleketime bu yıl gittim ve sadece bir ay dayanabildim. Sol bacağımda bir ‘polis hatırası’ ile Antep’e döndüm. Medyada aktarılanların aksine oralarda aslında neler oluyor? Hepsini bilen, şahit olan ve o anları yaşayan biri olarak anlatıyorum…
Ben Şırnak’a gittikten iki gün sonra ‘yasak var’ dediler. Kaldığım evdekileri bir telaş sardı. Korku yoktu gözlerinde, sadece telaş vardı. Yiyecek içecek stoklamaları gerekiyormuş… Ben daha ne olduğunu idrak edememişken dayımla beraber kendimi markette buldum. Eve dönüşte karakol bahçesinden çıkan akrebe (bölgede sıkça kullanılan zırhlı araçlardan biri) ters baktı, yok efendim yan baktı iddiası ile adının Ahmet ve bir esnaf olduğunu sonradan öğrendiğim adamı sürükleyerek karakol bahçesine çekerlerken gördüm. Donup kaldım, ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Yanımda 5 yaşındaki kuzenim “Abla korkma! Kafanı eğ ve polislerle göz göze gelme” dedi. Evet, bunu bana o çocuk söyledi. Büyükmüş gibi laf söylemesi ve korumacı tavrı yaşanmışlığın göstergesiydi. 4 gün 15 saat sonra yasak kaldırılmıştı. Ben yasak boyunca erkeklerden önce kadınların en ön saflarda tepkilerini gösterdiklerini gördüm.
 

HEPSİ GÖZÜMÜN ÖNÜNDE OLDU
Tam bitti derken, yine yasak… Bu seferki 6 gün sürdü. Yasağın ikinci gününde, insülin iğnesi bittiği için beyaz bayrakla dışarı çıkan 78 yaşındaki Hasan Dedeyi gördüm. Görmemle, polisler tarafından sıkılan basınçlı suyla o koskocaman çınar gibi upuzun adamın yere devrilmesi bir oldu. Tabi ardından, yardıma koşan insanların biber gazı ve hatta keskin nişancıların ateş etme tehdidiyle geri püskürtülmesi… İşte memleketimdeki bu ikinci yasak günlerim süresince gerçekleşti, evden çıkartılamayan cesedin kokması ve mahalleyi sarmasına tanıklığım… Ayağımdaki kapsül yarası, biz bunları yaşarken medyanın yalan haberleri…  Ve o insanlara, benim memleketimin insanlarına, bizlere terörist damgası vurulması… Bunların hepsi birer birer oldu gözümüzün önünde…
Son sözüm şu, birlik olalım! Oradaki halk için, kadınlar için, çocuklar için, gençler için… Cizre’de, Nusaybin’de, Sur’da anlattıklarımın çok daha kötüleri yaşanmaya devam ediyor. Tek yürek olabilirsek, engel de olabiliriz!

www.evrensel.net