Cizre ve Silopi’de abluka altındaki kadınlar:Balkona çıkamıyoruz Hücrede gibiyiz

Cizre ve Silopi’de abluka altındaki kadınlar:Balkona çıkamıyoruz Hücrede gibiyiz

Beyar ÖZALP
Ankara

Sokağa çıkma yasağının sürdüğü Cizre’de 16 gündür bir evde mashur kalan S.Ü. adlı kadın yaşadıklarını gazetemize anlattı. S.Ü. başkasının evinde dört aile birlikte kalıyor. Bomba sesleri nedeniyle zaman zaman evde sinir krizi geçirenler oluyor. S.Ü.’nün tek tesellisi, çocuklarının yaşananları hatırlamayacak kadar küçük olduğuna inanması. Yeni yılda dileklerinin sokağa çıkma yasağın kalkması olduğunu söyleyen S.Ü. “Bu yıl bizim için çok zor geçti. Yeni yıl böyle olmasın, bize huzur getirsin. Bu ölümler ve yasaklar sonlansın. Artık Kürt sorununun çözülmesini istiyorum” dedi. Telefonla ulaştığımız S.Ü.’ye sordukalrımız ve verdiği cevaplar şöyle;

'BUGÜNLERİ HATIRLAMAK İSTEMEM'

Orada, abluka altında günleriniz nasıl geçiyor?
S.Ü:
Öncelikle başkasının evinde zorunlu misafir olmak çok zor. İki çocuğu korumanın sorumluluğu altında korku dolu bütün anlar. Nereye varacağını bilmeden yaşamak çok kaygı veriyor. Evimi komşularımı çok merak ediyorum. Şu an bulunduğum evde dört aile bir aradayız. O yüzden bomba sesleri altında zaman zaman sinir krizi geçirenler olabiliyor. Bu durum uzadıkça çok yorgun hissediyorum. Galiba bunu çocuklarıma da yansıtıyorum. Çok ağır sesler geldiğinde bulunduğumuz odayı değiştirip hemen haberlere bakmaya başlıyoruz ‘acaba ne oldu’ diye. Çok zor geçiyor. Kısaca hayatım boyunca hatırlamak istemiyorum. Kızım 1.5 aylık, oğlum ise 3 yaşında. Bir yandan çok küçük olup olanları anlamadıkları için seviniyorum. Ama bazen oğlum haberleri izlerken ‘polisleri değiştir, çizgi film aç’ dediğinde yanıldığımı düşünüp kaygılanıyorum.16 gündür bütün günlerimiz aynı geçiyor diyebilirim. Bu da insanı tüketiyor. Balkona bile çıkarken sürekli birbirimizi uyarıyoruz. O yüzden balkona dahi çıkmıyoruz. Anlayacağınız 16 gündür hiç ayakkabı giymedim. Yemek yemek, haberleri okumak ve  uyumakla geçti. Tabi top sesleri müsaade ettiği sürece bunları yapabiliyoruz. Eski hayatımı çok özlüyorum. 

'BEBEĞİN BEZİ BİTTİ'

Bebeğinizi ve diğer çocuklarınızı nasıl besliyorsunuz? Mama, süt vb. ihtiyaçlarınızı karşılayabiliyor musunuz?
Yasak uzadıkça erzak sıkıntısı yaşamaktan korkuyoruz. Erzak olarak ne varsa onu pişirip yemek olarak çocuklarıma veriyorum. Bebeğimi anne sütüyle besliyorum. Yasaktan ve aşırı stresten dolayı sütümde azalma olduğunu fark ediyorum ama şu an idare ediyorum. Biz Cudi Mahallesinde oturuyoruz ama evimizden çıkmak zorunda kaldık. Geldiğimiz aile tanıdıklarımız, çok iyiler her şeyi paylaşıyoruz. Ama yine de mahcup oluyoruz. Çoğu zaman var olan ne ise çocuklarıma onu veriyorum. Bu süre içinde çok iyi besleyebildiğimi söyleyemem. Evden çıkarken yanımıza çok az eşyamızı alabildik. O yüzden her anlamda sıkıntı çekiyoruz. Aslında aynı elbiselerimizi yıkayıp giyiyoruz. Bebek bezleri bitti o yüzden eski usul naylon bez kullanıyorum bebeğim için. 

'KÜRDÜZ DİYE ZULÜM GÖRMEK İSTEMİYORUZ'

Bu yasağın kalkması için sizce ne yapılması gerekiyor?
Barış olmalı. Yıllardır savaş hiçbirşeye çare olmadı. Bizden bir sürü şey götürdü. O yüzden ilk başta savaş bitmeli. Ondan sonra ne olacaksa olsun. Herkes bir araya gelmeli, barışı istemeli. Biz kimsenin ölmesini istemiyoruz. Polisin de, askerin de, gerillanın da ölmesini istemiyoruz. Kimsenin annesi ağlamasın istiyoruz. Biz eskiden de çok şey yaşadık. En azından çocuklarımızın aynı şeyleri yaşamasını istemiyoruz. Çocuklarımızın psikolojisi çok bozuldu. Onların düzgün bir hayat yaşamasını istiyoruz. Artık Kürt olduğumuz için bu zulmü yaşamak istemiyoruz. Burada terörist var diye evler toplarla yıkılıyor. Camdan izliyoruz, bazen rastgele top atışlarının çıkardığı dumanları görüyoruz. Terörist var denilerek buradaki yaşayan bunca insanı görmemeleri çok öfkelendiriyor bizi. Hepimizin talebi aynı ama hepimizin elinde silah yok. Gençlerimizin de bu uğurda ölmesini istemiyoruz. Hakkımızı, kimliğimizi istiyoruz. Artık uyuyup rahatça dışarı çıkmak, gezmek istiyoruz bir insan gibi. Bir insan olarak yaratıldık biz de. Çocuklarımızı korkmadan okula göndermek istiyoruz.

‘90’LARDA BİLE ÇOCUKLAR OKULA GİDEBİLİYORDU'

90’larda evlerimiz yakılıyordu ama 3 aylık bebekler öldürülmüyordu. Hamile kadınlar vurulmuyordu. O zamanlar sokağa çıkma yasakları olmuyordu ve çocuklar okula  gidilebiliyordu. Evlerimiz  dağıtılarak aranıyordu ama sonra evimize girip oturabiliyorduk. Gözaltına alınanlar oluyordu ve işkence yapılıyordu ama hiçbir zaman evlerimize rastgele top atılmıyordu. Evet OHAL vardı ama şimdi yaptıkları baskılar gibi hayatımız tümüyle değiştirilmiyordu. 

'BİZİ EN İYİ KADINLAR ANLAR'

Ülkenin batısında yaşayan kadınlara, annelere bir çağrınız var mı? 
Sesimizi duymalarını istiyorum.  Şu an bizim bulunduğumuz yer diğer mahallelere göre biraz daha güvenli. Buna rağmen bir sürü sıkıntı çekiyoruz. Evimin bulunduğu Cudi Mahallesinde 18 gündür elektrik yokmuş ve su sıkıntısı çeken aileler varmış. Bu yasakların daha fazla uzamasını istemiyorum. Kadınların vicdanına güveniyorum. Bizi en iyi onlar anlayacağı için sesimizi duyurmalılar. Özellikle biz kadınlara dikkat çekmeliler. Cenazesi 7 gün sokak ortasında bekletilen Taybet Anayı sahiplenmeliler. Erkekler bizim gibi merhametli değil hep savaş dilini kullandılar. Savaşı çıkaran onlar ama zarar görüp ölenlerin çoğu kadınlar. Buna hep birlikte karşı durmalıyız. Kendilerini bizim yerimize koysunlar. Onlar da anne, biz de anneyiz. Onlar da bizim gibi barış istesin ve beraber ‘kan dökülmesin’ diyelim. Biz onların da  acılarına ağlıyoruz ve bunun içinde onlardan da bizim gibi düşünmelerini istiyoruz. Biz asker, polis demeden üzülüyoruz. Onlar da hayatını kaybeden gerillalara ve Kürt gençlerine üzülmeli. Gerillalar bizim kardeşlerimiz, akrabalarımız. Onlar için de ölümlerin olmamasını  istiyoruz. Mesela 2016’ya girdik ama hiçbirimizde yeni yılın telaşı yok. Hepimizin öncelikli düşüncesi yasağın biran önce kalkmasıdır. Bu yıl bizim için çok zor geçti. Yeni yıl  böyle olmasın bize huzur getirsin. Bu ölümler ve yasaklar sonlansın. Artık Kürt sorunun çözülmesini istiyorum. Onlardan destek bekliyoruz. 

DURUMUMUZ GİTTİKÇE KÖTÜLEŞİYOR BU GİDİŞLE SÜTTEN DE KESİLECEĞİM’

Silopi’de abluka altındaki Nuh Mahallesinden bir kadın ise gazetemize şunları anlattı: “Çok zor şartlar altında geçiyor. Açlık, susuzluk ve çocuklarıma bakamama korkusu sardı her tarafımı. Çok kötü bir duygu. 18 gündür hapiste bir hücrede gibi hissediyorum. Bebeğimi kendi sütüm ile beslemeye çalışıyorum. Ben kendim de iyi beslenemediğim için bebeğime de yeterince süt veremiyorum ve gittikçe de kötüleşiyor durumumuz. Biran önce birilerinin buna dur demesi gerekiyor. Yoksa sütten kesileceğim. Siyasi olarak bir çözümün olması gerektiğine inanıyorum. Yıllardır acı çekmiş bir toprağın kadını olarak karşılıklı konuşularak hal olacağına inanıyorum. Bu durumdan bıktık. Bunun hiçbir insani gerekçesi yoktur. Türkiye’deki kadınlara çağrım şudur; Bizimle birazcık bile olsa empati kursunlar. Biz çok acılar çektik. Herşey uzaktan göründüğü gibi değil. Gelip bizimle birgün de olsa aynı havayı solusunlar. Bizim, çocuklarımızın çektiği sıkıntıları görsünler. Seslerini çıkarıp ve gelip buradaki hukuksuzluklara dur desinler.” 

Son Düzenlenme Tarihi: 02 Ocak 2016 16:34
www.evrensel.net