Barış Annelerinin çağrısı: Hep birlikte ‘barış’ diyelim

Barış Annelerinin çağrısı: Hep birlikte ‘barış’ diyelim

Fatma KESKİNTİMUR 
Antep

Başlarında savaşa karşı barışı simgeleyen beyaz tülbentleriyle; kimi zaman bir yürüyüşün en ön saflarında, kimi zaman bir çatışmanın tam ortasında, bazen bir salon toplantısında kürsülerde, bazen bir basın açıklamasında meydanlarda… Savaşın en yakıcı yanlarını görüp, başka anneler görmesin diye uğraşan, kendilerini dillerinden düşürmedikleri “barış”a adamış kadınlar onlar... Antep Barış Annelerinin tüm kadınlara bir çağrısı var: “El ele verelim, tek bir ses olalım, hep birlikte ‘barış’ diyelim!”

Savaşın tüm yıkıcılığıyla sürdüğü, her geçen dakika değişmekle birlikte açıklanan son rakamlara göre 61 çocuk ve 36 kadının yaşamını yitirdiği, bugüne kadar 7 ilin 20 ilçesinde 56 kez ilan edilen sokağa çıkma yasaklarıyla halkın kendi evlerinde esir duruma düştüğü ve sonuç olarak açlık, susuzluk, göç ve ölümün binlerce insanı kuşattığı günler yaşıyoruz. İşte bu günler sona ersin diye durmaksızın çalıştıklarını ve tek gayelerinin “Ölümlerin durması ve müzakerelerin başlaması için sürece katkı sunmak” olduğunu söylüyor Habibe Tişkaya. 

‘BU KAN KİMSEYE FAYDA GETİRMEZ’

Antep Barış Annelerinin sözcüsü olan Habibe Tişkaya, savaş ortamının kimseye fayda sağlayamayacağına dikkat çekerek, sürekli gündeme gelen ’90’lı yıllar benzetmesine de gönderme yaparak sürdürüyor sözlerini: “O yıllarda faili meçhuller vardı, şimdi açıktan katlediliyor insanlarımız. Sokağa çıkma yasakları ilan edilip keskin nişancıların hedefi oluyor herkes. Savaşın olduğu yerde herkes ölüyor; askeri, polisi, gerillası, genci, yaşlısı… Biz hepsi için üzülüyoruz, hiçbiri ölmesin istiyoruz. Savaşı durdurmak için de kendi bedenlerimizi siper etmeye hazırız. Tüm analaradır çağrımız da; bu kan kimseye fayda getirmez. Gençlerin, masum insanların kanı üzerinden rant elde etmeye kimsenin hakkı yok. İzin vermeyelim buna!”

‘ARTIK KALDIRIN BU SİLAHLARI’

Sürekli nemli olan gözlerinde bir halkın tüm acılarını taşıyor gibi görünen Barış Annesi Şükriye Taşkan da “Barış istiyorum” diyor. Yaşanan acıları hatırlatarak savaşta ısrar edenlere şu sözlerle sesleniyor: “Onların ciğerleri yanmıyor mu? Kadınlarımız ölüyor, çocuklarımız ölüyor. Hamile bir kadını öldürdüler. Artık kaldırın bu silahları. Daha ne diyeyim!” 

‘BİZ DÜŞMAN DEĞİLİZ’

“İnsanların sahip olduğu en değerli şey barıştır. Barışın olmadığı yerde savaş, ölüm olur. Biz bu nedenle barış annesiyiz” diye ifade ediyor kendilerini Zeynep Kaygusuz ve şöyle devam ediyor: “Bugün Sur, Silopi, Nusaybin… Her yerde kirli bir savaş devam ediyor. 70 yaşında kadınlarımız, 3 aylık bebeklerimiz, çocuklarımız öldürülüyor, sonra ‘teröristti’ deniyor. Onları da anneleri 9 ay karınlarında gezdirmedi mi? Onlar insan değil mi? Nasıl terörist dersiniz!”

Yaşananların dehşetini “Evimde bir saat otursam, boğuluyorum, sıkıntı geliyor, ölecek gibi oluyorum” diye anlatan Kaygusuz, “sürekli gelmeye devam eden ölüm haberleri karşısında bir şey yapmadan beklenemeyeceğini” söylüyor. Zeynep annenin sözleri, sadece son günlerin değil, adeta kırk yıllık mücadelenin de hikayesi: “40 yıldır köylerimizi, yurtlarımızı, evlerimizi harap ettiler. 10 yaşında, 9 yaşında çocuklarımızı öldürdüler. Köylerimizi yaktılar, kadınlarımızı zindanlara attılar. Şimdi cumhurbaşkanı diyor ki ‘Bunlar ne istiyor?’ Biz ölmediğimiz, barış içinde yaşadığımız günler istiyoruz. Biz kendi ülkemizde, topraklarımızda özgürce ve eşit yaşamak istiyoruz. Başka bir ülkeden gelmedik ki biz. Burası bizim de yurdumuz, biz düşman değiliz! Ben bir barış annesi olarak Türk annelerine sesleniyorum. Ellerini vicdanlarının üstüne koysunlar, onların da bizim de çocuklarımız ölmesin artık. Onların da çocukları askere gidiyor, onlar da ana kuzusu. Bu Başbakan ve Cumhurbaşkanı artık kimsenin ölümüne sebep olmasın.” Cumhurbaşkanının Filistin’de yaşananlar karşısında İsrail’e seslenip, “vahşet” dediğini hatırlatan Zeynep anne, “Buradakiler çocuk değil mi? Senin nasıl bir vicdanın var?” diye soruyor.

‘GÖZÜMÜZÜN PINARLARI KURUDU, ARTIK YETER’

“Biz vatan için savaşıyoruz” diyenlere, “Biz neyiz? Bu bizim de vatanımız! Asker, polis, sivil halk ölüyor… Gözümüzün pınarları kurudu. Artık yeter, bu barbarlığa son versinler” diye yanıt veren Zeynep annenin, aynı acıların yeniden yaşanmaması için sağlanması gereken barış ortamına dair de talepleri var: “Temiz bir barış olsun. Onurlu, eşit bir barış olsun!” Barış için başta kadınların dayanışması gerektiğini hatırlatan Zeynep Kaygusuz, sözlerini şu çağrıyla tamamlıyor: “El ele verelim, tek bir ses olalım. Hep birlikte ‘barış’ diyelim. Gerekirse sokaklara çıkalım, dağlara çıkalım, canlı kalkan olalım. Savaşı durdurmak için ne gerekiyorsa yapalım.”

www.evrensel.net