Medya savaşın neresinde?

Medya savaşın neresinde?

Dicle Haber Ajansı, Cumhuriyet Gazetesi Haber Koordinatörü Ayşe Yıldırım ile medyanın dilini, ayrımcılığı ve nefret söylemini konuştu.

Cumhuriyet Gazetesi Haber Koordinatörü Ayşe Yıldırım, medyanın nefret ve ayrımcılık içeren dilinin halklar arasında ayrışmaya neden olduğunu belirterek, “Havuz medyası, attığı manşetlerle savaşı körüklüyor ve onlarca insanın ölümüne neden oluyor" dedi. Yıldırım, medyanın normal haline dönebilmesi için Türkiye siyasetinde de normalleşme yaşanması gerektiğine vurgu yaptı.

Havuz medyasının kullanmış olduğu hedef gösteren dile tepki gösteren Cumhuriyet Gazetesi Haber Koordinatörü Ayşe Yıldırım, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın söylemlerinin ardından yayın çizgisini Erdoğan’a göre değiştirmiş olan bir kısım medyayı “sindirilmiş medya” olarak tanımlayarak, “Havuz medyası attığı manşetler ile savaşı körüklüyor ve onlarca insanın ölümüne neden oluyor” dedi.

‘MUHALİFLER KADIN OLUNCA NEFRET İKİ KAT ARTIYOR’

Havuz ve sindirilmiş medyanın muhaliflerden özellikle kadın muhaliflerden nefret ettiğini aktaran Yıldırım, muhalifler özellikle kadın olunca bu nefretin iki kat daha arttığını söyledi. Söz konusu medya ile AKP iktidarı arasında derin bağlar olduğunu anlatan Yıldırım, “Dikkat edilirse, havuz medyası önce birilerini hedef gösteriyor, manşetleri atıyor sonra AKP’li yöneticiler bu kişi üzerinden negatif söylemler geliştiriyor. Ya da tam tersi bir durum yaşanarak AKP negatif söylemler yayıyor. Ve ertesi gün medyaya baktığımızda hepsinin AKP’yi tekrar eden manşetler attığını görüyoruz. Bu sistem tek bir elden yönetiliyor, bu bir çark haline dönüşmüş durumda” dedi.

‘ACILARI YARIŞTIRARAK ALGI YARATMAYA ÇALIŞIYORLAR’

Cumhuriyet gazetesinin geçtiğimiz günlerde çatışmalı süreç boyunca yaşamını kaybeden 44 çocuğun fotoğrafını manşetten verdiğini ve ertesi gün Türkiye Gazetesi’nin yaşamını kaybeden askerlerin çocuklarını manşetten verdiğini hatırlatan Yıldırım, “Ortada bir sorun var ve çözülmek isteniyorsa acılar bu şekilde yarıştırılmamalı. Kürt çocukları bulundukları yerlerde, kendi coğrafyalarında katlediliyorlar. Acıya karşı acı var demek, sorunu çözmez, derinleştirir” diye konuştu.

‘BİZİM GAZETEMİZ DE HEDEF GÖSTERİLİYOR’

Yıldırım, “Gerçeği arayan, bulan yayan gazeteciliği öldürmek istiyorlar. Bu ülkede artık gazetecilik yapılmıyor. Gazetecilik, AKP’nin tetikçiliğini yapan medya sayesinde yok edilmek isteniyor” dedi. Cumhuriyet gazetesinin de zaman zaman yandaş medya tarafından hedef gösterildiğini hatırlatan Yıldırım, “Artık gazetecilerin kendisi gibi düşünmeyenleri hedef gösterdiği bir dönemdeyiz. Bu da meslek etiği açısından çok tehlikeli” vurgusu yaptı.

Bir kısım medyanın AKP tarafından kendisine yandaş olması için dönüştürülmek istendiğinde direndiğini iddia eden gazetecilerin bile aslında direnmediğini, gerçekten direnenlerin de işten çıkartıldığını hatırlatan Yıldırım, gazetecilerin bugün yapması gerekenin düşünce ve ifade özgürlüğü için topyekun bir direniş sergilemek olduğunu söyledi.

‘MEDYA ANCAK İÇ SAVAŞ BİTİNCE DÜZELEBİLİR’

Türkiye’de şu an adı konulmamış bir iç savaş yaşandığını söyleyen Yıldırım’a göre, medyanın kirlenmesi de ancak bu iç savaş bittiğinde sona erebilir. “İşte o zaman acıları yaratanlar, halkı düşman gösterenler yok olacaklar” diyen Yıldırım, şöyle dedi: “İç savaş bittiğinde, demokratik, uluslararası evrensel kurallara göre gazetecilik yapılabilir.” Yıldırım, 1990’larda havuz medyası tarzında habercilik yapanların özeleştiri verdiğini ve bugünün havuz medyasının ilerideki özeleştirisini de saygı ile karşılansa bile atılan manşetler sonrası oluşan ölümleri kimsenin unutmayacağını söyledi.

Yıldırım, son olarak şunları kaydetti: “Havuz medyası bugün muhalif gazetecileri hedef gösteriyor. Can Dündar ve Erdem Gül'ün tutuklanmasına sessiz kalıyor. JİNHA ve DİHA muhabirlerinin tutuklanmasına haklı gerekçeler bulmaya çalışıyor, Özgür Gündem Gazetesi'nin kapatılmasını istiyor. Havuz medyası hem kirli savaşta oluşturdukları algılar sonucu oluşan ölümlerden hem de tutuklanan gazetecilerin haklarını gasp ettikleri için suçludurlar. Ama unutmasınlar, onlar da bir gün, hukuksuzlukla karşı karşıya kalacak. Ama onların haklarını da biz savunucağız.” (İstanbul/DİHA)

www.evrensel.net