Bütün mermileri bana sıkın da bu ölümler bitsin

Bütün mermileri bana sıkın da bu ölümler bitsin

Çatışmada yaşamını yitiren bir askerin yakını

-Ne işiniz var benim kapımda gidin, gidin! Ben size oğlumu öldürtesiniz diye vermedim. Oğlumu ne yaptınız söyleyin?
- Onlardan da 17 kişi öldürdük rahatla...
- Neden ölsün, kimsenin anası ağlamasın istiyoruz biz...
- Savaş tüccarları kazansın diye, Erdoğan başkan olsun diye mi büyüttük biz bu çocukları?
- Erdoğan’ın kurbanları bunlar, Erdoğan senin de yüreğin parçalansın
- Şşşşşşşşt. İsim vermeden beddua edin.
(‘Odayı boşaltın komutan gelecek’ deniyor.)
- Göz göz, gözün çıksın. Sen öldürttün çocuklarımızı...
- Sus sus, dışardalar!
- Kolum kanadım kırıldı...
- Siz benim oğlumun hayallerini çaldınız.
- Açmayın kollarımı, yavrum kucağımda uyuyor...
- Bu çocuklar çok özel. Bakın şehitlik bizlere değil onlara nasip oldu.
- Ben oğlumun özel olduğunu iyi biliyorum. Peki, nasıl oldu da siz bu özel çocukları koruyamadınız?
(‘Odayı boşaltın komutan gelecek’ deniyor.)
- Benim oğlum göreve bir valiz dolusu kitapla gitti.
- Ama şehitlik mertebesine siz de nail oldunuz...
- Ne şehidi, ne savaşı! Hangi düşmanla savaşıyoruz? Savaş olsa ben oğlumun yanında olmaz mıyım?
- Diyanetten size her gün elemanlarımız Kur’an okusun diye gelecek.
- Durdurun bu savaşı daha fazla ölüm istemiyoruz.
- Biz belediyeden anlaştık. Sabah akşam 7 gün yemeklerinizi bir vereceğiz. Siz şehidimizin yemeğiyle uğraşmayın.  
- Benim yüreğim yanıyor. Siz neden bahsediyorsunuz! Hangi vatandan hangi şehitlikten! Sıkın sıkın bütün mermileri benim bedenime. Yeter ki bu ölümler bitsin! Bu acıyı bir daha kimse yaşamasın...
(Dışarıdan gelenler, ‘Şehitler ölmez, vatan bölünmez’ sloganları atmaya başlayınca...)
- Şehitler ölmez diye diye gençlerimizi öldürttünüz!
- Şehitler ölmez ise bu tabuttaki kim? Bakın koca bir hayat bir sandığın içine girdi.
- Bir elinizde sopa bir elinizde bayrak ölüm kusuyorsunuz. Ölecekseniz siz ölün, bizden uzak durun!  
-Emniyetten her an birileri yanınızda olacak. merak etmeyin.
(‘Odayı boşaltın komutan gelecek’ deniyor)
- Partiler, kurumlar, dernekler, cemaatler, Diyanet, askerler, polisler... Yeter artık acımızı da mı yaşayamayacağız! Kim bunlar, kim?
- Gitmeyin savaşa, bu savaş bizim savaşımız değil!
- Sus sus!..
- Niye susayım ki... Savaşı isteyenler sussun, barışı isteyenler değil.
(AKP’liler ziyarete geldi)
- Çocuklarımızı sizin politikalarınız öldürdü. Ne yüzle gelebiliyorsunuz hâlâ?
- Siz ne biçim kadınsınız. Anne değil misiniz? Neden durdurmuyorsunuz bu savaşı.
- Leş kargaları üstümüze üşüştüler. Defolun!
- Sadece susacaksınız, dinleyeceksiniz. Elimizden bu gelir.
(Cemaatten geldiler)
- Kendisi bu görevi istedi. Şehit olmak için dua edilmesini istedi...
- Allah katına çıktı. Ağlamayın...
- Şehidin naaşından gül kokusu yayılır.  
- Şehidi rüyamda gördüm. Annem ağlamasın ben mutluyum dedi.
- Şehit, annesini de cennete götürür.
- Hepiniz dua edin, biz de bu mertebeye ulaşalım.
- Ağlarsanız, göz yaşlarınız şehidi mezarında boğar.
- İsyan etmeyin isyan edeni Allah affetmez!
(‘Komutan gelecek odayı boşaltın’ deniyor.)
- Şehidin ailesinden iki kişi işe alınacak.
- Üç kişiye yüklü maaş bağlanacak. Artık tüm ulaşımlardan bedava faydalanacaksınız.
- Siz de bizim ailemizdensizin.  
- 10 yıl boyunca kiranızı devlet ödeyecek.
- Siz hiç merak etmeyin, onların köklerini kazıyacağız.
- Kazıyacaksınız değil mi!
- Tarifi imkansız bir acı bu. Sanki bir kabın içine konmuşum da sürekli eziliyorum. Ancak panzehir zehir olsa da derman olarak kullanıyoruz.

***
Bir asker cenazesinde 8 gün boyunca bu cümleler kuruldu. Asker, cemaat, AKP, Diyanetten gelenlerin söylediklerini italik olarak verdik. Sekiz günlük kuşatmanın ardından acılı aile, kalplerinden geçen bu olmasa son söz olarak panZEHİRe mecbur bırakıldı.

Son Düzenlenme Tarihi: 28 Aralık 2015 23:13
www.evrensel.net