EMEP: Saldırılara dur de, barış için ses ver

EMEP: Saldırılara dur de, barış için ses ver

Emek Partisi (EMEP), başta Cizre, Silopi ve Sur olmak üzere Kürt illerinde süren sokağa çıkma yasaklarını ve devlet şiddetini bugün Türkiye’nin her yerinde yaptığı eylemlerle protesto ediyor.

Emek Partisi (EMEP), başta Cizre, Silopi ve Sur olmak üzere Kürt illerinde süren sokağa çıkma yasaklarını ve devlet şiddetini bugün Türkiye’nin her yerinde yaptığı eylemlerle protesto etti. EMEP, Erdoğan ve AKP hükjümetinin ülkeyi kanlı bir bataklığa sürüklemek istediğini ifade ederek, “Operasyonların, katliamların son bulmasını, müzakerelerin tekrar başlaması için Kürt halkının çığlığına ve direnişine ses verilmesini” talep etti.

İSTANBUL EMEP: SAVAŞI DURDURMAK VE DEMOKRATİK ÇÖZÜM İÇİN MÜCADELE

Bölgede yaşanan sokağa çıkma yasaklarını, sürdürülen savaş politikalarını ve katliamları kınamak için  Emek Partisi üyeleri Şirinevler meydanında bir araya geldi. 

Ellerinde "Sokağa çıkma yasakları ve operasyonlar durdurulsun. Müzakereler başlasın", "Karartılan senin geleceğindir", "Operasyonlara dur de barış için ses ver", "İçerde ve dışarda savaşa hayır", "Eşitlik ve kardeşlik mücadelesini yükseltelim" dövizleri taşıyan EMEP üyeleri sık sık "Silahlar sussun Müzakereler başlasın", "Ölümler dursun, barış hemen şimdi", "Savaşa değil Emekçiye bütçe", "Eşitlik kardeşlik Kürt halkına özgürlük", "Barbarlık yenilecek direnen halklar kazanacak" sloganları attı. Şirinevler meydanda toplanan kitle on dakikalık bir oturma eyleminden sonra basın açıklaması gerçekleştirdi.

Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve MYK Üyesi Levent Tüzel, Ağustostan ayından bu yana haber bültenlerinden ölüm haberlerinin eksik olmadığını vurgulayarak: “Son haftalarda savaşın kentlere yayıldığı, sokağa çıkma yasaklarıyla evlere hapsedilen insanların göçe zorlandığı, taş taş üstünde bırakılmayan tank top ateşi altında kalan mahalle görüntüleri hafızalara kazılıyor. Çocukların ve öğretmenlerin gönderilip, eğitimin tatil edildiği okullara askerler ve keskin nişancılar yerleştiriliyor. Özel harekatçıların atışlarıyla anne karnında çocuklar, çocuklarının gözleri önünde kadınlar öldürülüyor.cenazeler sokak ortasında çürümeye, yaralılar kan kaybından ölüme terk ediliyor"dedi.

Kürt halkı üzerinde savaşın yeniden başlatıldığı son 5 ayda 45 çocuk, yüzlerce sivil yurttaş, genç yaşlı asker polis hayatını kaybettiğini belirten Tüzel şunları söyledi: "Bütün  bu yıkım ve vahşet tablosunun  altında Kürt halkının ulusal hak eşitliği ve özgürlük isteklerini, demokratik isyanlarını, özyönetim dirençlerini ateşle bastıran bir Türk milliyetçiliği ve egemenliği yatıyor. Türkiye devletinin başındaki Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu’nun dillerinden terör, bölünme, ihanet, süpürme, ezme, yok etme sözleri düşmüyor. Bu hamaset ve şiddet dolu söylevleri şahadet, bayrak, vatan vurgularıyla süsleniyor. Karşılarına çıktıkları muhtarların, esnafların, gençlerin alkışları ölümü,öldürmeyi kutsayan milliyetçi hitabetle kışkırtılıyor."

Diyarbakır Sur ilçesinin ve birçok Kürt kentinin Suriye’deki bir yerden farkı kalmayacak hale getirilmesinden, bölünmeyle halkı korkutan, her vesileyle tekçi konuşarak hak ve özgürlük isteyeni düşman, hain ilan edenler sorumluğu olduğunu ifade eden Tüzel, "Bunlar yanlıştır, halkları düşmanlaştırmak ve barışa kastetmektir diyenleri de itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar. Kamuoyu algısına sunulan hendekler, barikatlar, özyönetimin silahlı direnişle gündemleştirilmesi değildir. Sorunu yaratan, Kürt halkının iradesini; kendini yönetme, eşit haklar ve özgürlükler istemesini bir kez daha ezerek etkisizleştirmek isteyen Türkçü egemen politikadır. Diyarbakır sokaklarında savaşı ve katliamları durdurmak, yasakları kaldırmak için yürüyen Kürt yurttaşının “Kürt kimliğimi almadan ölmeyeceğim” diyerek isyanının yok sayılması, demokratik istemlerinin bastırılmasıdır" diye belirtti.

Kürtler ve demokrasi isteyenler ezilirken savaşla, terörle, şantajla tüm toplum esir alınmak, sindirilmek, tekçi düzene boyun eğdirilmek isteniyor diyen Tüzel, "İşçi emekçi halklar olarak ortak, bir arada, eşit ve özgür yaşayacaksak Kürt halkının yakarışına, kendi kaderini belirlemesine, özyönetim hakkının konuşulması ve tanınması talebine ses vermemiz gerekir" dedi

Cumhurbaşkanına, Hükümete seslenen Tüzel, "Operasyonları durdurun; askeri, güvenlik güçlerini geri çekin; yeniden siyasal barışçıl demokratik çözüm için parlamentoyu devreye sokun; Kürt Halkına Bölgesel Özerklik hakkını tanıyın, siyasetçileri muhatap alın.İşçi emekçi halklar olarak ekmek, Barış, Demokrasi ve özgürlük istiyoruz. Bunun yolu eşitliği, kardeşliği savunmak, savaşı durdurmaktan geçer. Bunları kazanmak için ellerimizi, yüreklerimizi, emeğimizi, mücadelemizi birleştirelim"çağrısında bulundu. 

EMEP ANKARA İL ÖRGÜTÜ: OPERASYONLARI DURDURUN, SİYASETÇİLERİ MUHATAP ALIN

Ankara'da düzenlenen eylemde Sakarya Caddesi'nde bir araya gelen Emek Partisi üyeleri, “Barış yoksa, gelecek de yok”, “Savaşa değil, sağlığa bütçe” sloganları attılar.  

Basın açıklamasını okuyan EMEP Ankara İl Başkanı İlke Işık, Kürt halkı üzerinde savaşın yeniden başlatıldığı son 5 ayda 45 çocuk, yüzlerce sivil yurttaş, genç, yaşlı, asker, polis hayatını kaybettiğini dile getirdi. Türkiye devletinin başındaki Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu’nun dillerinden terör, bölünme, ihanet, süpürme, ezme, yok etme sözlerinin hiç düşmediğini belirten Işık, “Bu hamaset ve şiddet dolu söylevler şehadet, bayrak, vatan vurgularıyla süsleniyor. Ekranlardan her gün defalarca beynimize boca edilen 'Bu toprakları kanla kazandık böldürtmeyiz' sözleriyle Anadolu’nun kurtuluşunda kendi vatanları için de ortak bir savaş vermiş Kürtleri ve onlara verilen eşit temsiliyet sözlerini unutturmaya çalışıyorlar. Çözüm ve müzakere sürecini sonlandıran ve yeniden silaha sarılanların kendileri olduğunu gizlemeye yelteniyorlar” dedi. 

Meselenin kamuoyu algısına sunulan hendekler, barikatlar olmadığına dikkat çeken Işık, tanklarla, toplarla yüz binlerce insanın yaşadığı şehirlerin savaş meydanı haline getirildiğini ifade etti. Oysa savaşı yeniden başlatanın hükümet olduğunu dile getiren Işık, barış diyen hiçbir sese tahammül edemeyen siyasal iktidarın ülkede demokrasi ve özgürlüklerin kırıntısını bile bırakmadığını ifade etti. 

Işık, “Operasyonları durdurun; askeri, güvenlik güçlerini geri çekin; yeniden siyasal barışçıl demokratik çözüm için parlamentoyu devreye sokun; Kürt halkına bölgesel özerklik hakkını tanıyın, siyasetçileri muhatap alın. İşçi emekçi halklar olarak ekmek, barış, demokrasi ve özgürlük istiyoruz. Bunun yolu eşitliği, kardeşliği savunmak, savaşı durdurmaktan geçer. Bunları kazanmak için ellerimizi, yüreklerimizi, emeğimizi, mücadelemizi birleştirelim” diye konuştu.  

Basın açıklamasının ardından bölgede yaşamını yitiren sivillerin dilinden kendilerini anlattıkları metinler okundu. 

EMEP İZMİR İL ÖRGÜTÜ: 'SAVAŞ SONA ERSİN, MÜZAKERELER BAŞLASIN'

Emek Partisi İzmir İl Örgütü bölge illerinde yaşanan savaşın, sokağa çıkma yasaklarının ve operasyonların sona ermesi talebiyle eylem gerçekleştirdi. Alsancak  Kıbrıs Şehitleri Caddesi girişinde toplanan parti üyeleri "Sokağa çıkma yasakları ve operasyonlar durdurulsun, müzakereler başlasın" pankartının yanı sıra ", "İçerde ve dışarıda savaşa hayır", "Eşitlik ve kardeşlik mücadelesini yükseltelim" , "Biji biratîya gelan" dövizleri taşıdı. Kitle sık sık "Savaşa hayır Barış hemen şimdi" , "Faşizme ölüm halka hürriyet" , "Katillerden hesabı emekçiler soracak" sloganları attı.

Kitle adına basın açıklamasını okuyan Emek Partisi İzmir İl Başkanı Cabbar Demirci, Ağustos ayından bu yana ölüm haberlerinin eksilmediğini, son haftalarda ise savaşın kentlere yayıldığını, sokağa çıkma yasaklarıyla evlere hapsedilen insanların göçe zorlandığını ve mahallelerin ateş altında kaldığını belirtti. Çocukların ve öğretmenlerin gönderilip, eğitimin tatil edildiği okullara askerler ve keskin nişancılar yerleştirildiğini söyleyen Demirci, son 5 ayda 45 çocuğun, yüzlerce sivil yurttaşın, gencin, yaşlının hayatını kaybettiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu’nun öldürmeyi kutsayan ve milliyetçiliği arttıran hitaplarda bulunduğunu belirten Demirci, "Mesele kamuoyu algısına sunulan hendekler, barikatlar, özyönetimin silahlı direnişle gündemleştirilmesi değildir. Sorun yaratan Kürt halkının iradesini; kendini yönetme, eşit haklar ve özgürlükler istemesini bir kez daha ezerek etkisizleştirmek isteyen Türkçü egemen politikadır. Diyarbakır sokaklarında savaşı ve katliamları durdurmak, yasakları kaldırmak için yürüyen Kürt yurttaşın “Kürt kimliğimi almadan ölmeyeceğim” diyerek isyanının yok sayılması, demokratik istemlerinin bastırılmasıdır" dedi.

Demirci son olarak Cumhurbaşkanına ve hükümete seslendiklerini söyleyerek, "Savaşı durdurun; askeri, güvenlik güçlerini geri çekin; yeniden siyasal barışçıl demokratik çözüm için parlamentoyu devreye sokun. İşçi emekçi halklar olarak ekmek, barış, demokrasi ve özgürlük istiyoruz. Bunun yolu eşitliği, kardeşliği savunmak, savaşı durdurmaktan geçer. Bunları kazanmak için ellerimizi, yüreklerimizi, emeğimizi, mücadelemizi birleştirelim" dedi. 

URFA

EMEP’in çağrısıyla Urfa’da Ahmet Bahçıvan İş Merkezi önünde yapılan eyleme, HDP, DBP, İHD, KESK ve Alevi Kültür Derneği de destek verdi. Çok sayıda kişinin katıldığı eylemde konuşan EMEP Urfa İl Başkanı Ziya İnce, “Memleket yangın yeri. Ağustostan bu yana ölüm haberleri eksik olmuyor. Son haftalarda savaşın kentlere yayıldığı, sokağa çıkma yasaklarıyla evlere hapsedilen insanların göçe zorlandığı, taş taş üstünde bırakılmayan tank top ateşi altında kalan mahalle görüntüleri hafızalara kazılıyor” dedi.

ANNE KARNINDAKİ ÇOCUKLAR KATLEDİLİYOR

Çocukların ve öğretmenlerin gönderilip, eğitimin tatil edildiği okullara askerler ve keskin nişancıların yerleştirildiğini söyleyen İnce, “Özel harekatçıların atışlarıyla anne karnında çocuklar, çocuklarının gözleri önünde kadınlar öldürülüyor. Cenazeler sokak ortasında çürümeye, yaralılar kan kaybından ölüme terk ediliyor” dedi. Son 5 ayda 45 çocuk, yüzlerce sivil yurttaş, genç, yaşlı, asker, polisin hayatını kaybettiğini söyleyen İnce, “Bütün bu yıkım ve vahşet tablosunun altında Kürt halkının ulusal hak eşitliği ve özgürlük isteklerini, demokratik isyanlarını, öz yönetim dirençlerini ateşle bastıran bir Türk milliyetçiliği ve egemenliği yatıyor” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu’nun dillerinden terör, bölünme, ihanet, süpürme, ezme, yok etme sözlerinin düşmediğini ifade eden İnce, “Bu hamaset ve şiddet dolu söylevleri şahadet, bayrak, vatan vurgularıyla süsleniyor. Karşılarına çıktıkları muhtarların, esnafların, gençlerin alkışları ölümü, öldürmeyi kutsayan milliyetçi hitabetle kışkırtılıyor” dedi. Cumhurbaşkanı ve AKP hükümetinin ülkeyi kanlı bir batağa sürüklediğini belirten İnce sözlerini şöyle sürdürdü; “Ekranlardan her gün defalarca beynimize boca edilen ‘Bu toprakları kanla kazandık böldürtmeyiz’ sözleriyle Anadolu’nun kurtuluşunda kendi vatanları için de ortak bir savaş vermiş Kürtleri ve onlara verilen eşit temsiliyet sözlerini unutturmaya çalışıyorlar. Çözüm ve müzakere sürecini sonlandıran ve yeniden silaha sarılanların kendileri olduğunu gizlemeye yelteniyorlar. Kürt ulusal mücadelesinin dizginlenemeyişini ve sınırlar ötesinde ki Kürtlerin IŞİD’e karşı mücadelesinin başarısını hazmedememe sonucunda savaş topraklarımıza taşınıyor ve yeniden başlatılıyor. Diyarbakır’ın Sur ilçesinin ve birçok Kürt kentinin Suriye’deki bir yerden farkı kalmayacak hale getirilmesinden, bölünmeyle halkı korkutan, her vesileyle tekçi konuşarak hak ve özgürlük isteyeni düşman, hain ilan edenler sorumludur.”

‘MÜZAKERELER TEKRAR BAŞLAMALI’

Adıyaman’da da Emek Partisinin çağrısıyla bir araya gelen parti üyeleri, KESK, İHD, HDP temsilcileri, HDP Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırım'ın da katılımıyla Kürt illerinde yaşanan operasyon ve katliamları protesto etti. Adıyaman Demokrasi Parkında yapılan açıklamada konuşan EMEP Adıyaman Merkez İlçe Başkanı Ramazan Durmuş, Roboski'de TSK'nın savaş uçaklarınca 34 yoksul Kürt köylüsünün katledilmesinin yıldönümü olduğu vurgulanarak, sorumluların cezalandırılması istendi. AKP hükümetinin bölgede yaptığı operasyon, sokağa çıkma yasakları ve katliamlarla Kürdistan'ın her yerinin Roboski'ye çevrilmeye çalışıldığının ifade edildiği açıklamada, operasyonların, katliamların son bulması, müzakerelerin tekrar başlaması için Kürt halkının çığlığına ve direnişine ses verilmesi gerektiği vurgulandı.

EMEK PARTİSİ MERSİN İL ÖRGÜTÜ: ÇÖZÜM VE MÜZAKERE SÜRECİ YENİDEN BAŞLAMALI

Emek Partisi Mersin İl Örgütü aylardır bölgede süren operasyonlara, sokağa çıkma yasaklarına ve Kürt halkına yönelik katliamlara karşı bir basın açıklaması yaptı. Forum havuz başında yapılan basın açıklamasında  “Türkiye halkları olarak, kardeşliğimizi bozan savaş operasyonlarına karşı birlik olalım; bulunduğumuz her yerde gerçeklerin görülmesini sağlayıp barışın, çözümün sesini yükseltelim” çağrısı yapıldı.

Sık sık “Savaşa hayır barış hemen şimdi”, “Yaşasın halkların kardeşliği”, “Kürdistan faşizme mezar olacak”  sloganlarının atıldığı eylemde basın açıklamasını okuyan EMEP Mersin İl Başkanı Cevlihan Sürmeli, Kürt halkı üzerinde savaşın yeniden başlatıldığı son 5 ayda 45 çocuk, yüzlerce sivil yurttaş, genç yaşlı asker polisin hayatını kaybettiğini belirtti. Türkiye devletinin başındaki Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu’nun dillerinden terör, bölünme, ihanet, süpürme, ezme, yok etme sözlerinin düşmediğini ifade eden Sürmeli, halkları birbirine düşüren bu söylem ve uygulamalara karşı çözüm ve müzakere sürecinin yeniden başlaması gerektiğini söyledi. 

‘KÜRT HALKININ BARIŞ ELİNİ TUTALIM’

Adana'da EMEP tarafından İnönü Parkı’nda yapılan eylemde konuşan İl Başkanı Sevil Aracı, “İşçi emekçi halklar olarak ekmek, barış, demokrasi ve özgürlük istiyoruz. Bunun yolu eşitliği, kardeşliği savunmak, savaşı durdurmaktan geçer. Bunları kazanmak için ellerimizi, yüreklerimizi, emeğimizi, mücadelemizi birleştirelim” dedi.

İşçi ve emekçileri ortak, bir arada, eşit ve özgür bir yaşam için Kürt halkının kendi kaderini belirleme talebine ses vermeye çağıran Aracı, “Ülkemiz Suriye gibi yangın yeri olmasın diyorsak Türkiye’yi yöneten Türk milliyetçiliğinin fetihçiliğine, cihatçılığına karşı durmamız gerekir” diye konuştu.

‘MESELE HENDEKLER DEĞİL’

Bütün bu yıkım ve vahşet tablosunun altında "Kürt halkının ulusal hak eşitliği ve özgürlük isteklerini, demokratik isyanlarını, özyönetim dirençlerini ateşle bastıran bir Türk milliyetçiliği ve egemenliği" olduğunu söyleyen Aracı, meselenin hendekler değil Kürt halkının kendini yönetme, eşit haklar ve özgürlük talebini ezerek etkisizleştirmek isteyen egemen politika olduğunu söyledi.

"ABD ve batılı emperyalistlere üsleri açan, Musul’da asker bulundurup Rus uçağını düşüren, Türkmenlere sahip çıkıyoruz adı altında cihatçı güçleri destekleyen Cumhurbaşkanı ve AKP hükümetinin ülkemizi de kanlı bir çıkmaza sürüklediğini" dile getiren Aracı hükümete seslenerek, “Operasyonları durdurun; askeri, güvenlik güçlerini geri çekin; yeniden siyasal barışçıl demokratik çözüm için parlamentoyu devreye sokun; Kürt halkına bölgesel özerklik hakkını tanıyın, Kürt siyasetçileri muhatap alın” dedi.

KAYSERİ EMEP: SOKAĞA ÇIKMA YASAKLARI SON BULSUN, OPERASYONLAR DURSUN

Bölgede yaşanan sokağa çıkma yasakları ve saldırıları protesto etmek için Kayseri Emek Partisi İl Örgütü basın açıklaması gerçekleştirdi. Basın açılamasına Kayseri Kırkkısraklılar Derneği, HDK, HDP, Kayseri Hacı Bektaş Derneği ve SES destek verdi.

Basın açıklamasını okuyan Ferhat Kiş; çatışmaların tırmandırıldığını, barış ve kardeşlik umutlarının baltalandığını vurgulayarak “Ülkemizin bir bölgesinde bir süredir sokağa çıkma yasakları uygulanıyor. Ana akım medya hükümetin baskı ve sindirme politikaları nedeni ile yaşanan durumun vahametini yeterince verememektedir. Emek Partisi olarak, işçilerin, emekçilerin, mazlum halkların her zaman sesi olduk. Bugün de olmaya devam edeceğiz. Ve sizlerle bir takım verileri paylaşma gereği duyuyoruz.
İçinde Mazlum Der ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın da bulunduğu önemli insan hakları kuruluşlarının araştırmasına göre; 16 Ağustos 2015 tarihinden bu yana başta Diyarbakır, Şırnak, Mardin ve Hakkâri olmak üzere toplam 7 ildeki, en az 17 ilçede, resmi olarak tespit edilebilen 56 süresiz ve gün boyu sokağa çıkma yasağı ilanı gerçekleşmiştir.
TİHV verilerine göre en az 124 sivil sadece resmi sokağa çıkma yasağı ilanı olan zaman dilimleri içerisinde bu bölgelerde yaşamlarını yitirmiştir.Son 2 hafta içerisinde, 41 sivil öldürülmüş (7’si çocuk, 1’i ateşli silahla vurulma sonucu anne karnında ölüm, buraya dikkat edin, 1’i anne karnında kurşunla vurularak ölmüştür.En az 15 kişi kendi evlerinin sınırları içerisindeyken, açılan ateş veya tanklardan atılan top mermilerinin evlerine isabet etmesi sonucu yaşamlarını yitirmiştir” dedi

Sokağa çıkma yasaklarının bir an önce son bulması ve operasyonların durması gerektiğini belirten Kiş: “40 yıldır askeri harekatla bir yere varılamadığından ders çıkarılmalı ve siyasi çözümler devreye sokulmalıdır. Parlamento sorunun çözüm yeri olmalıdır. Siyasi partiler görüşlerini, çözüm önerilerini paylaşabilmedir. Halkların dilinin, kültürünün önündeki engeller kaldırılmalı kendi kendisini yönetmesinin olanakları tartışılmalıdır” diye konuştu.

Yeni bir yılda halklara barış, kardeşlik temennisinde bulunan Kiş “Asgari ücretin belirlendiği şu günlerde Kayseri’de işçilerin yaşadıkları kaygılar da bulunmaktadır. 300 TL’lik bir zam tartışması işçilerin bu güne kadar yürüttükleri mücadelenin sonucudur. 300 TL’lik zamdan fazlası hak eden işçilerimiz, şimdi Kayseri OSB’de işten atılma ile karşı karşıya kalmıştır. Başta büyük fabrikalar olmak üzere küçülmeye gidiyoruz bahanesi ile işçiler sindirilmeye çalışılıyor. İşçiler işten atmalardan, girdi çıktılardan korunmuyor. Emek Partisi olarak işçileri, birlik olmaya, dayanışmaya çağırıyoruz’’ dedi.

AVANOS'TA EMEP AÇIKLAMASI

Emek Partisi Avanos ilçe üyeleri sokağa çıkma yasaklarına yaptıkları açıklama ile tepki gösterdiler. Avanos Ulaş Kafe önünde bir araya gelen Emek Partisi üyeleri ve destek veren siyasi parti temsilcileri adına açıklama yapan Emek Partisi üyesi Mustafa Tarlacı yaşanan ölümlerin ve acıların tek çözümünün halkların dil, kültür özgürlüğü ve kendi kendisini yönetme iradesi gösterebilmesi olduğunu kaydetti. Yaptığı açıklamada EMEP üyesi Mustafa Tarlacı "Operasyonlar durmalı, sokağa çıkma yasakları kalkmalı. Bir an önce barış ve kardeşlik dili hakim olmalıdır." dedi.

EMEP KOCAELİ: SAVAŞ VE ÖLÜMLERİN TIRMANDIRILDIĞI BİR GELECEĞİ ÖNLEYELİM

Emek Partisi (EMEP) ülkenin birçok yerinde olduğu gibi Kocaeli'de de, tırmanan savaş politikalarına karşı alanlardaydı.

İnsan Hakları (Sabri Yalım) Parkı'nda bir araya gelen Emek Partisi üyeleri, "Sokağa çıkma yasakları ve operasyonlar durdurulsun, müzakereler başlasın" pankartı taşıdı. "Savaşa hayır barış  hemen şimdi", "AKP savaş halklar barış istiyor" ve "Barbarlık yenilecek direnen halklar kazanacak" sloganları atan Emek Partisi üyeleri, operasyonların durmasını istedi.

‘HEP BİRLİKTE KATLİAMLARI ÖNLEYELİM’

Emek Partisi MYK üyesi Tarık Erkan'ın okuduğu basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "Memleket yangın yeri Ağustos'tan bu yana haber bültenlerinden ölüm haberleri eksik olmuyor son haftalarda savaşın kentleri yayıldığı, sokağa çıkma yasaklarıyla evlere hapsedilen insanların göçe zorlandığı, taş taş üstünde bırakılmayan tank top ateşi altında kalan mahalle görüntüleri hafız olarak kazılıyor. Kürt halkı üzerinde savaşın yeniden başlatıldığı son 5 ayda 45 çocuk, yüzlerce sivil yurttaş, genç, yaşlı, asker, polis hayatını kaybetmiş durumda. Bu zulmü, yok saymayı, yok etmeyi durdurmalıyız. Kürtler ve demokrasi isteyenler ezilirken, savaşla, terörle, şantajla, tüm toplum esir alınmak, sindirilmek, tekçi düzene boyun eğdirmek isteniyor. İşçi emekçi halklar olarak ortak, bir arada, eşit ve özgür yaşayacaksak Kürt halkının yakarışına, kendi kaderini belirlemesine, özyönetim hakkının konuşulması ve tanınması talebine ses vermemiz gerekir. Türkiye halkları olarak kardeşliğimizi mahveden, savaş operasyonlarına karşı ses verelim; bulunduğumuz her yerde gerçeklerin görülmesini sağlayıp barışın, çözümün sesini yükseltelim. Hep birlikte katliamları önlediğimiz, halklara barış ve özgürlükleri kazandığımız bir yeni yılı selamlayalım."

HABER MERKEZİ)

Son Düzenlenme Tarihi: 27 Aralık 2015 21:40
www.evrensel.net
ETİKETLER EMEP