27 Aralık 2015 08:46

Yeniden paylaşım kıskacında: 2015

Paylaş

İskender BAYHAN

2015’i geride bırakırken büyüyen tek şey gezegenimizin yaşı değil elbette. Emperyalistler arasındaki çelişki ve çatışmaların da büyüdüğü bir yıl oldu 2015. Özellikle de Ortadoğu, Güney Asya ve Kuzey Afrika üzerinden yaşanan bölgesel paylaşım çatışmalarının, yılın son çeyreğinde kanlı bir savaşa doğru hızla ilerlediği bir yıl.

BAŞLARKEN UKRAYNA BİTERKEN SURİYE

2015 yılında emperyalist güçler arasındaki çatışmanın öne çıkan taraflarını ABD ve batı emperyalist güçleriyle Rusya ve onun etrafında birleştirmeye çalıştığı güçler oluşturdu. Bu saflaşmanın 2014 yılından 2015’e devrettiği ve yılın ilk çeyreğinde gündeme damgasını vuran temel çatışma alanlarının başında Ukrayna geliyordu. Yılın son çeyreğinde ise Suriye ve Ortadoğu’nun yeniden paylaşımına yönelik çatışmalar emperyalist güçler arasındaki saflaşmanın öne çıkan sivri ucu durumuna geldi.
Yıl içerisinde yaşanan gitgellere rağmen, ABD ve Rusya egemenleri arasında Suriye’nin yakın geleceği konusunda asgari bir mutabakata varıldı derken, Türkiye egemenlerinin Rusya savaş uçağını hava sahası ihlali gerekçesiyle düşürmesi, çelişki ve çatışmaları yeni bir boyuta taşıdı. Önümüzdeki yıl ve yıllarda kanlı bir bölgesel savaş yaşanmadan bölgenin yeniden paylaşımı ihtimali artık mümkün görünmüyor.

EMPERYALİST KAMPLAŞMADA SAFLAR BELİRGİNLEŞİYOR

Yılın son çeyreğinde ortaya çıkan tablo, emperyalist güçler ve onların etarafında saf tutan bölgesel güçlerin mevcut askeri kuvvetlerinin durumuna ilişkin envanter dökümlerinin yapıldığı bir tablodur. Gelinen yerde emperyalist bloklaşmalar açısından yeni bir evreye girildiğini söylemek abartı olmayacaktır. Hâlâ egemen olan ekonomik ve ticari ittifaklar temelinde yaşanan bloklaşmalardır. Ancak gerek yılın başında Ukrayna ve gerekse yılın sonunda Suriye ve Ortadoğu üzerinden yaşanan çatışmalar giderek askeri ittifaklar açısından da önemli adımların atıldığına işaret ediyor.
Bunun bir yanında NATO var ve hâlâ ABD emperyalizminin öncülüğünde en güçlü uluslararası askeri ittifak durumunda. Kendi içerisinde Almanya, Fransa ve İngiltere başta olmak üzere ekonomik ve ticari çıkarlar açısından iç çelişkiler yaşasa da bütünlüklü yapısını koruyor. Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Güney Asya’da kara, deniz ve hava kuvvetlerini, askeri üslerini güçlendirme ve çoğaltma yönünde yeni adımlar atıyor.
Bunun karşısında belirginleşen ittifakın merkezinde ise Rusya ve onun etrafında birleşen İran, Suriye ve Irak var. Askeri işbirliklerini güçlendiriyorlar ve özellikle de Rusya, adı geçen bölgelerde yeni üsler kurma yönünde adımlar atıyor. Rusya, Şangay İşbirliği Örgütü etrafında oluşan ittifakı bu attığı adımlarla birleştirme ve batı emperyalizmi karşısında daha güçlü bir ittifak oluşturma amacında. Bunu, 2015 yılı içerisinde çeşitli vesilerle dile getirdi. Ancak bu konuda Çin’in tutumu da belirleyici önemde.
Çin, Ukrayna, Suriye ve Ortadoğu’nun kaderi konusunda, Rusya’nın batı emperyalist güçlerine karşı çıkışlarına çoğunlukla örtülü, zaman zaman da açık destek verdi. Ancak Rusya’nın bloklaşma adımları karşısında açık ve kurucu bir ortak tutumla yer almadı. Bir yandan Rusya ile askeri ilişkilerini geliştirip, kritik dönemlerde ortak askeri tatbikatlar yaparken, bir yandan da askeri bloklaşmalara karşı olduğunu dile getirdi. Bu tutum, ABD’nin İkinci Emperyalist Savaş öncesi ve sürecindeki tutumunu anımsatıyor. Çin, kendi emperyalist çıkarları doğrultusunda ayaklarını doğuya basıp safını belli ederken, sıcak çatışmaların dışında kalarak, yıpranmadan güçlenmeyi tercih ediyor. Bölgenin yeniden paylaşımına ilişkin çatışmaların boyutu bugüne kadar buna fırsat verdi. Ancak 2015’in yeni yıla devrettiği miras Çin emperyalizminin bu konumunda durmasını giderek zorlaştıracak görünüyor.
Bölgenin yeniden paylaşımı merkezli emperyalist çelişki ve saflaşmalar, özellikle bölgede sürdürelen çatışma ve savaş politikalarını adlandırmak için kullanılan “vesayet ve vekalet savaşları dönemi”nin de sonuna gelindiğini gösteriyor. Buradan, bölgede çeşitli milliyet, dini inanç, mezhep, aşiret ve çeteleşmiş gruplar üzerinden yürütülen, istikrarsızlaştırma ve kutuplaştırma politikalarının yaşanmayacağı anlamı çıkmaz.
Aksine bu güçler arasındaki çatışmaların, bölgenin emperyalistler ve işbirlikçileri tarafından yeniden paylaşımıyla olan bağları daha anlaşılır ve görülür hale gelmiştir. Dahası artık sahnede “duvarda asılı duran silahın-silahların gerçek sahipleri” vardır ve onların sömürülen ve ezilen halkları daha kanlı bir bölgesel savaşa mahkum etmekten başka senaryoları yoktur.
Elbette ki gidilen yol üzerinde çeşitli aralıklarla uzlaşma durakları hâlâ vardır. Ancak bunların yerini çatışmaya bırakma mesafeleri artık oldukça kısalmıştır. Bağımlılık, çelişki ve çatışma yumağına dönmüş ilişkiler içerisinde emperyalist güçler ve işbirlikçileri arasında yaşanan her uzlaşma-anlaşma durağı, sorunların çözümü için değil büyümesi için atılmış yeni kör düğümlerden öteye geçmemektedir.

TÜRKİYE’NİN KONUMUNA İLİŞKİN KISACA

Belirginleşen saflaşmalarda Türkiye egemenlerinin konumu yılın ilk yarısına kadar biraz dönüp dolaşmakla birlikte yılın ortasında ABD emperyalizminin ve NATO’nun ön karargahı olarak netleşmiştir. AKP Hükümeti ve egemenler yılın ortalarından itibaren Suriye ve Ortadoğu’nun geleceğinde söz sahibi olmak için yeni hamleler yapmıştır. Ancak Rusya’nın savaş uçağının vurulması bu hamleleri boşa düşürmüştür.
Kısacası, ABD’nin atına yeniden binilmiştir ancak geçmiştekinden çok önemli bir fark vardır. Artık ABD atının sırtında Bağdat’ta, Şam’da, Tahran’da Yeni Osmanlı kılıcı sallama dönemi kapanmıştır. Şimdi Yeni Osmanlı kılıcı, işçi sınıfına, emekçilere ve ezilen Kürt halkına karşı sallanmaktadır.

ÖNCEKİ HABER

‘Abluka’ altında bir sinema sezonu!

SONRAKİ HABER

Şule Çet davasında "saat" detayı: Güvenlik kamerası saati 10-11 dakika ileride

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa