Kadın tekstil işçileri: Bugün geçinebilelim diye yarınımızı yakıyoruz

Kadın tekstil işçileri: Bugün geçinebilelim diye yarınımızı yakıyoruz

Zülal KOÇER
İstanbul

Bir tanıdık aracılığıyla Zeytinburnu’nun ara sokaklarında bulunan küçük bir tekstil atölyesine gidiyoruz. Apartmanın zemin katında olan atölyede radyodan gelen yüksek müzik sesi ve bir o kadar gürültülü dikiş makinelerinin sesi geliyor. 15 civarı tezgah var. Çalışanların büyük çoğunluğu kadın. Saat 19.00’u gösterdiğinde paydos eden kadın işçilerden Başak Satıcı ve Esma Oğur’la sohbetimiz başlıyor.

20’li yaşlardalar. Yaklaşık 3 yıldır bu atölyede çalışıyorlar. Aldıkları ücret 1500 lira. Sigortaları yok. Sigorta primlerinin yatırılması halinde ücretleri 1200 liraya düşüyor. Geçim derdi nedeniyle, sigortasız çalışmaya razı olmuşlar. Esma Oğur bu durumu şöyle değerlendiriyor: “Bugün geçinebilelim diye yarınımızı yakıyoruz.” Esma, ailesiyle birlikte kalıyor. 1200 lira kira veriyorlar. Ailede 3 kişi çalıştığı halde kira, fatura ve temel ihtiyaçlarını ucu ucuna karşılayabiliyorlar.

‘ZAMMI CEBİMİZDEN ÇIKARACAKLAR’

Asgari ücrete yapılacağı söylenen 300 liralık zamma geliyor söz. Esma yapılacak artışın kendilerine verilmesi halinde bile yeterli olmayacağı düşüncesinde. “Ekmeğe, suya zam yapılacağı söyleniyor. Zaten bu halde bile pazara gittiğimizde hiç bir şey alamıyoruz. Her şey fazlasıyla pahalı. Yeri geliyor birilerinden borç alıyoruz” diyen Esma’nın, çevre baskısına karşın çalışmaya devam etmesinin nedeni bu. Esma yapılan zammın da kendilerinden çıkarılacağını düşünüyor: “Zaten bu artış da yine bizim cebimizden çıkacak ama işçiyi düşünen yok, hep patronlar düşünülüyor.”

Yoğun çalışma saatleri nedeniyle kendine hiç vakit ayıramamaktan yakınan Esma, nişanlı olduğunu yakında evleneceğini söylüyor. “Evlilik ne zaman?” diye sorduğumda şu yanıtı veriyor: “Biraz zor para yok, para biriktirmeye çalışıyorum, ama nasıl olacak bilmiyorum.”

300 LİRA YETMEZ

Başak Satıcı da aldığı ücretin yetersizliğinden şikayetçi. Özellikle evli olanların çok zorluk yaşadığını anlatan Başak, şöyle devam ediyor: “Hele de evde tek kişi çalışıyorsa geçinmek imkansız. Şu an kira en az 1000 lira. Ben kardeşlerimle beraber çalışıyorum,  bir evde 3 kişi çalışırsak anca yetirebiliyoruz.” Evin geçimini sağlamak için pazar fiyatlarını ve market indirimlerini yakından takip ediyor. Kırmızı eti nadir yediklerini, mevsimi olduğu için balık aldıklarını anlatan Başak da asgari ücret zammı için “300 lira hiçbir şeye yetmez” diyor.

Başak çalışma koşullarına ilişkin de şunları anlatıyor: “Günde on buçuk saate yakın çalışıyorum. Sigorta yok. Burada çoğumuz sigortayı istemiyoruz parasını istiyoruz patrondan. Bazen cumartesi mesaiye kalıyoruz. Çalışma saatleri çok uzun, yorucu. Pazar günleri istediğin kadar uyu yine dinlenemiyorsun. İnsan kendine vakit ayıramıyor.”

ASGARİ GEÇİM İNDİRİMİNİ BİLE VERMİYORLAR

Kamuya ait bir sosyal tesiste taşeron işçi olarak çalışan Dilek’le evinde görüşüyoruz. Ev kadını olan arkadaşı Suna Çelik’le karşılıyor bizi. Yüksek ev kiraları, ödenmesi güç faturalar, hiçbir ihtiyacı karşılamaya yetmeyen ücretlerle sürüyor görüşmemiz.
Dilek asgari ücret zammına ilişkin gelişmeleri kaygıyla takip ediyor. Çalıştığı yerde güvenlik görevlisi olarak çalışan 4 kişinin bir ay sonra işten atılacağını söyleyen Dilek, şöyle devam ediyor: “Neymiş asgari ücret 1300 olacakmış parayı veremezlermiş. Şimdi ev geçindiren 4 insan işsiz kalacak. Yarın bir gün sıra bize de gelecek, bizi çıkarmayacakları ne malum?” Zammın yapılsa bile dertlerine derman olmayacağını düşünen Dilek “Mesaiye kalıyorum, benim mesai paramdan bile vergi kesiyorlar. Asgari ücrete zam yapacağız diyorlar ama her şeye zam yapıyorlar” diyor. Asgari ücret zammı kadar asgari geçim indirimi sorununa da dikkat çekiyor Dilek. 2 yıldır çalıştığını ancak hiçbir zaman bu paranın kendisine verilmediğini dile getiriyor.
Suna Çelik iki çocuk annesi. Eşi emlakçı ve düzenli bir gelirleri yok. Gelirlerinin hiçbir şeye yetmediğini anlatan Çelik, “Kızım üniversiteye gidiyor, onun da ihtiyaçları oluyor, yol masrafı, gündelik harcamaları vs. onun kıyafet ihtiyaçlarını kuzenim karşılıyor, annem de harçlığını veriyor neyse ki. Oğlumun da servis ücreti var 110 lira, 10 dakikalık yol, döner sermayeye katkı diye her yıl okula bağış parası veriyoruz. Yetmiyor tabii, ama hani Cumhurbaşkanı diyor ya, ‘Benim halkım sıkıntı çekmeye alışıktır’ diye o hale geldik” diye konuşuyor.

www.evrensel.net