Simyonidis'in yeni kitabı İstos Yayınlarından çıktı: ‘Bir Varmış Bir Yokmuş’

Simyonidis'in yeni kitabı İstos Yayınlarından çıktı: ‘Bir Varmış Bir Yokmuş’

Gözde TÜZER
İstanbul

İstos yayınlarından çıkan Meri Çevik Simyonidis’in yeni kitabı “İstanbul’um Tadım-Tuzum Bir Varmış Bir Yokmuş” okuyucuya çok özel tarifler, mutfağa ve hayata dair püf noktaları verirken, güzel bir sohbetin de içine çekiyor.

1942’de varlık vergisi, 6-7 Eylül, 1964’te Kıbrıs’ta yaşananların faturasını İstanbul’daki Rum’lar ödemek zorunda kalmıştı. 30 bin Rum ülkeyi terk etti. Bugünse Türkiye’deki Rum nüfusunun 3 bin- 3 bin 500 olduğu tahmin ediliyor. İşte o Rum’ların yaşadıklarını anlatıyor Simyonidis bize.

İlk kitabı “İstanbul’um Tadım-Tuzum, Hayatım”la İstanbul mutfağının lezzetlerini ve bu lezzetlerin ustalarıyla okuyucuyu buluşturan Simyonidis şimdi de “Bir Varmış Bir Yokmuş” diyor ve bizi İstanbul’da başka sofralara, unutulmayan, isimleri birer markaya dönüşmüş tavernalarda, lokantalarda, pastanelerde ve şarküterilerde bir sohbete davet ediyor.

‘HERKES 8 SAAT ÇALIŞIR BİZ 12 SAAT’

Örneğin 1970 yılında Atina Paleo Faliro’da kurulan Divan-Sarayli-Malebi sahibi Hristo Lemoncoğlu anlatıyor Yunanistan’a ilk gittiğinde yaşadıklarını: “Burada hayat hiç de kolay değildi. Türkiye’de de dışlanıyorduk, burada da dışlandık. Herkes 8 saat çalışır, biz 12 saat; herkese sigorta yapılır, bize yapılmaz. Sabrettik, yılmadık, kazandık.”

1948 Moda doğumlu Stavros Karabiberis 13 yaşında pastacılıkla tanışmış İstanbul’da. Kadıköy’deki Baylan’da başlamış mesleğe. Sonrasında Galatasaray’daki Tilla pastanesinde işe başlamış. 1965 yılındaysa Atina’ya yerleşmek zorunda kalmış. Ancak Atina’da da pastanecilik işine devam etmiş. “Yabancılık çektim ilk yıllarda. Ortam yabancı, insanlar farklı. Burada pastane işinde de çok zorlandık. Çünkü ham madde konusunda farklılıklar vardı. Türkiye’de bildiğimizin aynısı yoktu” diyerek anlatıyor o yılları. Ve bir de müthiş bir profiterol tarifi veriyor.

‘KAYINPEDERİM DE AV TÜFEĞİYLE KOVALAMIŞ’

Pastaneler olur da Rum Tavernaları olmaz mı? Uzoların içildiği, buzukilerin çalındığı, sirtakilerin oynandığı tavernalara da yer vermiş kitapta Simyonidis.  Kitabın “Müzikli Rum Tavernaları, şarkıcılar, dans ve gruplar Rembetiko, Sirtaki, Buzuki, Akordian, Cafe Aman” bölümünde hem sanatçılara hem de mekanlara yer verilmiş.

Dimitri Tavukçuoğlu’nun Mimi Rum Lokantası’nın tarihi de var kitapta. Tavukçuoğlu’nun kızı Sofia anlatıyor: “Ben 55’teki eylül olaylarını yaşamadım. Ama eşim daha çok yaşamış. O Samatya’da yaşıyordu. 10 yaşındaymış silahlar patladığında, kiremitten kiremite atlıyorlarmış bu kötü niyetli insanlar. Kayınpederim de av tüfeğiyle kovalamış diye anlatır ara sıra.”

Foçya Balık Lokantasının sahibi Koço Façyo’nun torunu Nora Kavas Façyo’daki menüyü anlatıyor “Fava şarttı bir kez. Tarama olmazsa olmaz, şimdiki taramalar gibi değil, tuzunu hissediyordunuz. Patlıcan salatasının kokusu uzaktan alınmalıydı. Fasulye pilaki şart, bomba fasulye yahni soğanlı olmalıydı. Topik, sardalye, lakerda, pastırma muhakkak olacak. Noel ve paskalyalarda masalar bahçelere taşardı, öyle büyük aile sofraları oluyordu. Dua ediyorduk yağmur yağmasın diye.”

Kitapta hem yemek, tatlı, reçel, likör tarifleri ve mutfağa dair püf noktalarını hem de tencereden, mutfaktan, evden, bugünden taşan, sokaklara kokusu, zamana damgası sinen hayatı bulabilirsiniz...

VİŞNE REÇELİ

İstanbul Rum Mutfağını bugünle buluşturan, dersler ve kurslar veren Meri Çevik Simyonidis bu kitapta da o çok özel tarifini de sizlere sunuyor.

MALZEMELER
1 kilo vişne
1 adet limon veya 200 gram glikoz
1 kilo şeker

HAZIRLANIŞI
Vişne çekirdekleri, sapından, bükülmüş ince bir telle çıkarılır. Akşamdan pişireceğiniz kaba bir sıra vişne, bir sıra şeker konur, sabahleyin ağır ateşe koyup kaynatılır. 200 gram glikoz ya da 1 limon sıkıp muayene edildikten sonra ateşten alınır. Arzı edilirse kaynamış koyu şekere çekirdeksiz temizlenmiş vişneler konur, öyle pişirilir, koyuluğu muayeneden sonra ateşten alınır.

PÜF NOKTALARI
* Yemeklerde yağı olabildiğince az kullanalım.
* Yemek pişerken tencereyi ikide bir ateşten kaldırmayalım. Aksi halde hem yemeğin pişme süresi uzar, hem de lezzetsiz olur.
* Pişirdiğiniz yemeği sıcakken buzdolabına koymayın. Koyarsak hem diğer yiyeceklerin, hem de buzdolabının bozulmasına sebep olabilir.
* Yemeğin tuzu fazla kaçtıysa içine ekmek kabuğu atın, 10 dakika sonra çıkarın.
* Kereviz rendeleyince hemen üzerine limon sıkın, kararmaz.

Son Düzenlenme Tarihi: 23 Aralık 2015 07:52
www.evrensel.net