Emperyalistler Ortadoğu’yu yeniden paylaşıyor

Emperyalistler Ortadoğu’yu yeniden paylaşıyor

Joseph KISHORE
wsws.org

Aralık ayının ilk haftasında meydana gelen gelişmeler, 21. yüzyıl emperyalizm tarihine bir dönüm noktası olarak yazılacak. Bu birkaç günlük sürede,  Fransa’nın geçen ayki yoğun bombardımanlarını takip eden ABD, İngiltere ve Almanya, Suriye’deki askeri müdahalelerinin şiddetini arttırdı. 

Bu müdahalelerin arkasındaki sözde gerekçe ise 13 Kasım’da gerçekleşen Paris saldırıları ve yakın zamanda Kaliforniya’nın San Bernardino bölgesinde meydana gelen silahlı saldırı. Ordunun ve istihbarat teşkilatının üst kademelerinde tartışılan stratejik hamlelerin ise asıl gerekçe olduğu gizleniyor.

SAVAŞIN ASIL GEREKÇESİ

Paris’teki saldırıda 130. San Bernardino’da ise 14 kişinin öldürülmesi son derece trajik olabilir fakat tek başına bu ölümler, emperyalist güçlerin Ortadoğu’daki ani ve sarsıcı müdahalelerinin sebebi olarak gösterilemez. 1915 yılında RMS Lusitania adlı İngiliz gemisi Almanya tarafından batırılmış, bu faciada 1198 kişi hayatını kaybetmiş, bunun üzerine ABD, I. Dünya Savaşı’na girmeye çekinmişti. O şartlar altında dahi Amerikan yönetimi savaşa girmenin uygunluğunu tartışmıştı.

Suriye’deki savaşın arkasındaki temel sebep ile tüm Ortadoğu’nun emperyalist güçlerce paylaşımının arkasında yatan sebep aynı: Uluslararası finans kapital. (Lenin, finans kapitali banka sermayesiyle sanayi sermayesinin iç içe geçmesi olarak tanımlıyor.) Emperyalist güçler, eğer savaş ganimetlerinin paylaşımında söz hakları varsa, ölümleri paylaşırken de söz almaları gerektiğinin farkındalar. 
Ortadoğu’daki bu savaş hamlesini çoğu insan desteklemiyor. Bu durum da emperyalist güçlerin mümkün olan en kısa sürede askeri müdahalelere başlamak için Paris ve San Bernardino saldırılarını gerekçe olarak öne sürme telaşını açıklıyor. Medya da oluşturduğu korku atmosferiyle bu telaşa ortak oluyor. 

AMERİKA’NIN SAKLADIĞI IŞİD GERÇEĞİ

Her defasında savaş vurgusu yaptıkları için, ne Obama ne de Amerikan siyasi yapısının herhangi bir birimi IŞİD’in nasıl ortaya çıktığı konusunda bir açıklama yapamıyor. Aksi takdirde Amerika’nın 15 yıldır yürüttüğü “terörle savaş” politikasının arkasında yatan bahaneyi açığa çıkarmış olacaklar. 
(...) Obama, sanki bölgedeki savaşın Amerika’nın yürüttüğü politikalarla alakası yokmuş gibi, IŞİD’in yayılmasını dolaylı olarak Irak ve Suriye’deki savaş ve ardından gelen kaos ortamıyla ilişkilendirdi. İşin aslı, önce Amerika ve müttefikleri Irak topraklarını işgal edip bölgeye zarar verdi. Sonra da Suriye’deki -içlerinden IŞİD’in Esad’a karşı verilen savaşın öncüsü olarak sıyrılacağı- aşırı İslamcı gruplara destek verdi. 

Paris’teki saldırıları gerçekleştiren IŞİD militanları Suriye içinde ve dışında rahatça seyahat edebilme özgürlüğüne sahipti çünkü yine aynı yaşlardaki birçok genç Esad’a karşı savaşmak için Avrupa’dan Suriye’ye gidebiliyordu.

San Bernardino saldırısında ise yetkililer, olayın bir terörist saldırı olduğunu kanıtlamak için iki militanın Suudi Arabistan’a yaptıkları yolculuğu ve el Nusra Cephesi üyeleriyle görüşmelerini delil olarak sundu. Ortadoğu’daki aşırı İslamcı grupların finansal destekleyicisi olan Suudi Arabistan, Amerika’nın bölgedeki önemli müttefiklerinden biri. El Kaide bağlantılı olduğunu bilinen el Nusra Cephesi ise Amerika’nın Suriye’de fiili müttefiki konumunda.

EMPERYALİSTLERİN PLANLARI, HIRSLARI VE YANILGILARI

Emperyalist güçlerin eylemleri, gerçekleşen son saldırılara bir cevap olmaktan öte uzun süreli planların ve hırsların hayata geçirilmesi niteliği taşıyor. İngiliz Avam Kamarasında yapılan seçim sonucu, 2013’te yapılan ve Esad rejimine karşı Amerika liderliğinde bir savaşa katılmayı reddeden oylama sonucuyla ters düşüyor. Alman yönetimi ise kendini Avrupa’nın egemen gücü olarak öne sürmek ve çok daha etkili askeri bir rol oynamak için savaş çığırtkanlığı yapıyor. 

San Bernardino saldırısından önce de Amerikan medyası ve siyasi partileri aracılığıyla Suriye’ye kara birliklerinin konuşlandırılması ve uçuşa yasak bölge uygulamasının başlatılması yönünde ısrarcı çağrılar yapılıyordu. 

Amerika’nın öncülüğündeki emperyalist güçler, çeyrek yüzyıldan beri Orta Asya ve Ortadoğu’da  bitmeyen bir savaş yürütüyorlar. Bu savaşta bir milyondan fazla insan öldü, milyonlarca insan ise sığınmacı olmak zorunda kaldı. Bush Hükümetinin yürüttüğü Afganistan ve Irak savaşlarından sonra, Obama Libya’da devam eden savaşa ve Ukrayna ile Suriye’deki CIA destekli rejim değişikliği propagandalarına önderlik etti. Bütün bu harekatların doğurduğu talihsiz sonuçlar ise savaşın şiddetlenmesi ve yayılması için zemin hazırlıyor. 

Tüm bu olanlar, dünyanın yeniden paylaşılması ve yeniden sömürgeleştirilmesinden başka bir şey değil. Tüm eski egemen güçler, paylarına düşeni alabilmek için sıraya giriyorlar. Şimdilik sadece petrol zengini Ortadoğu’da, Suriye’de süren çatışma zamanla Rusya ile dolaylı bir savaşa dönüşecek. Diğer yandan Amerika, Asya ülkesi Çin’e karşı Güney Çin Denizi’ndeki provokatif saldırılarına devam ediyor. 
Dünyanın mevcut jeopolitik durumu, II. Dünya Savaşı’ndan beri hiç olmadığı kadar şiddetli tartışmalara konu oluyor. Hiçbir çözüm üretemedikleri çetin bir ekonomik ve sosyal krizle kuşatılmış egemen sınıf, savaşı ve yağmayı bu krizin olası tek çözümü olarak görüyor. (...)

(Çeviren: Hazel Karakaya)

www.evrensel.net