Karaçay diyarında bir doğa harikası: Dombay

Karaçay diyarında bir doğa harikası: Dombay

Okay DEPREM

Kuzey Kafkasya’yı bir baştan diğer başa kat eden uzun yolculuğumuz sürerken Kafkas cumhuriyetlerinin merkezi yerleşim yerleri ve civarlarını anlatmaya bir süre ara verip birkaç yazı boyunca Büyük Kafkas Dağları’na doğru süzüleceğiz. Ünlü Trans Kafkas dağ silsilesine paralel, büyük yükseltilere olabildiğince yakın noktada seyreden en ufak bir yol olmadığından, Kafkasların efsanevi yükseltilerini en yakından görebilmenin yegane yolu, tek tek cumhuriyetlerin belirli kentlerinden güneye dik olarak inen karayolları üzerinden ulaşmaktır. Biz de Kafkas flora ve faunasını yakından görüp, keşfedeceğimiz bu mini yazı dizimizde ilk olarak Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti topraklarının güneyini kaplayan karlı ve sarp dağların zirvelerine doğru, aynı zamanda eskiden beri Karaçay bölgesinin kış turizm merkezi niteliğindeki Dombay’a kısa bir yolculuğa çıkıyoruz. Bunun için yola koyulacağım nokta adı geçen cumhuriyetin başkenti Çerkessk şehri. 14.000 km. kareden biraz büyük bir yüzölçüme sahip cumhuriyetin en kuzeyinde yer alan Çerkessk’ten en güney noktasında bulunan Dombay Köyü’ne inmek üzere sadece 125 kilometrelik bir yolu kat etmek yeterli.   

ÇERKESSK’TEN DOMBAY'A DOĞRU KARAÇAY YERLEŞİMLERİ   

Bunun için Dağıstan kökenli Kumuk bir adamın işlettiği pansiyonumdan çıkıp yürüme mesafesindeki otogara doğru yola koyuluyorum. Eğer özel aracınız yok ise ve taksi tutmayı da göze alamıyorsanız, geriye bölgeye günde yalnızca iki kere işleyen minibüslere binmek kalıyor. Öğlene doğru ve öğlenleyin art arda hareket eden, yöredeki adlandırmasıyla “mikroavtobüsler” ile Dombay’a gidiş 3 saati buluyor hatta aşabiliyor. Yol boyunca geçilen temel yerleşim noktaları sırasıyla; 30.000 küsur bir nüfusa sahip olup ağırlıklı olarak Karaçay Türklerinin ve Rusların yaşamakta oldukları “Ust-Ceguta”, ismini Kuban Nehri’nin sağ tarafında yer almasından alan ve ezici çoğunluğunu Karaçaylıların oluşturduğu çok ufak bir kasaba görünümündeki “Pravokubanskiy”, gene Karaçayların mühim yerleşim birimlerinden olan “Karaçayevsk” ve en sonunda orta ölçekli bir Karaçay ve Rus kasabası olan “Teberda”.  

DOMBAY FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYIN...


ÇERKESLERİN YERİNİ KARAÇAYLARIN ALMASININ TARİHİ ARKA PLANI

Cumhuriyete adını veren iki kurucu halktan birisi Çerkesler olmasına rağmen, hem kuzeyden güneye doğru söz konusu hat boyunca irili ufaklı neredeyse bütün yerleşim noktalarında hem de ve dahası cumhuriyetin genelinde Karaçayların uzak ara çoğunlukta olması ve hemen artlarından kimi yerde Rus azınlığın gelmesinin, Çerkeslerin ise demografik sıralamada üçüncü sırada ancak olmasının birinci temel sebebi tahmin edileceği üzere; Kabardiya bölgesinde o kadar da başarılı olamayan Çerkes sürgün ve soykırımının daha batıda kalan bu bölgede çok daha kalıcı ve kitlesel olarak hayata geçirilebilmiş olmasıdır. İkinci ana nedeni; 19. asırda buralardan sürülen veya kaçmak zorunda kalan Çerkeslerin çok önemli bir kısmının, aradan geçen 1.5 yüzyılı aşkın süre zarfında memleketlerine geri dön(e)memeleri, üstüne üstlük Büyük Anayurt Savaşı henüz devam ederken (1941-1945) 43’ senesinde Kazakistan’a deport edilen Kafkas halklarından olan Karaçayların hatırı sayılır bir kısmının Perestroyka-Glasnost döneminden itibaren anayurtlarına geri dönmüş olmasıdır. Neticede bölge tarihsel açıdan esas olarak bir Çerkes toprağı olmasına karşın, Karaçay-Türk nüfusu zaman içinde Çerkeslere nispeten çok daha fazla artmıştır. Bütün bunlardan dolayı, uzaktan bakılıp düşünüldüğünde yaşam alanları yüce dağlarla özdeş kabul edilen Çerkeslerin yerini Karaçay-Çerkesya’nın dağlık alanlarının egemen etnik grubu olarak Karaçaylar almış durumda. Nitekim Dombay Köyü’nün ait olduğu idari bölgenin de ismi Karaçayevsk’tir. 

DOMBAY’A KADAR TOPOGRAFYA VE BİTKİ ÖRTÜSÜNÜN DEĞİŞİMİ    

Çerkessk’ten yola koyulmamın ardından önce onlarca kilometre boyunca, Güney Kozakların büyük Kuban bölgesine ismini veren ve Elbruz Dağı’ndan doğan ünlü Kuban Nehri eşlik ediyor ana yola kimi zaman sağ, kimi zaman ise sol tarafta. İlk birkaç on kilometrelik güzergahta coğrafyaya topografik açıdan egemen ufak tepeler olurken, bitki örtüsüne yoğun olarak rengini veren ise step / bozkır, savan ve yavaştan boy göstermeye başlayan ufak ve seyrek maki ve ağaçlıklardan teşekkül araziler oluyor. Ardından Kuban Akarsuyu, Teberda ve aynı adlı kola ayrılmadan evvelki 20-30 km.lik ikinci etapta ise artık her iki tarafta 1000 ila 2000 metre yükseklikte dağlar belirmeye başlıyor. Ne var ki, dağ sıraları henüz oldukça kıraç ve yeşilliksiz. Ancak nehir bir kez Karaçayevsk dolaylarında iki ana kola ayrıldıktan sonra önce makiler gürleşiyor, yeşil alanlar yoğunlaşıyor ve ardından da çam, kayın ve ardıç ormanları beliriyor. Yol, suyun binlerce yıl boyunca yarıp genişlettiği enli vadi üzerinden devam ederken, sayısız köy ve minik kasabadan geçiyoruz. Çoğunun mimarisi birbirleriyle hiç alakalı olmayan bir dolu modern camiyi görüyoruz yol kenarlarında. Bunlar özellikle son çeyrek asırda inşa edilen; Arap tarzı özentili, Bizans kubbesiz İslami mabetler çoğunlukla.

ULU DAĞLARIN ORTASINDA BİR TURİZM VE REKREASYON MERKEZİ DOMBAY

Teberda Irmağı’nın doğduğu noktalara doğru rakım iyice yükselmeye başlıyor ve anıtsal ağaçlarla kaplı arkaik ormanların çevrelediği yol kıvrıla kıvrıla 1650 metrelik bir ovada yer alan Dombay’a varıyor. Karaçay Balkar dilinde “Dommay” denilen kışlık sayfiye bölgesinin sabit oturan sayısı günümüzde 700’ü dahi bulmazken, enteresandır, 1979 nüfus sayımında bu rakam 1700’den fazladır. Minibüsle son durağa kadar gidip, dönüş saatini öğrendikten sonra iniyorum. Daha kış-kayak sezonunun açılmadığı ve yaz periyodunun da henüz bittiği bu ara mevsimde bir hafta içi günü Dombay beklediğimden dingin bir halde beni karşılıyor. Çok fazla yürümeme gerek kalmadan buralara da adını veren dev zirve tüm heybetiyle karşımda duruyor. Bölgenin olduğu kadar, sıradağların hemen diğer tarafında yer alan Abkhazya’nın da en yüksek doruğu özelliğini taşıyan Dombay’in yapısal karakteristiklerinden birisi tepelerinin kristal şist, granit ve grays maddelerinden oluşmasıyken, bir diğeri de elbette ki ciddi miktarda bir kalıcı buz tabakası ile kaplı olmasıdır. 

BÖLGENİN TURİZM ÜSSÜ OLMASININ YAKIN GEÇMİŞİ

Teberda Doğal Parkı gibi cezbedici turistik yerlere sahip Dombay, Ana Kafkas Dağ Silsilesi’nin kuzey eteklerindeki dağlar arası bir havzadır (Dombay Kayranı). Teberda Nehri’ni oluşturan “Amanauz” çayının üzerindeki köprüye doğru ilerlerken son yıllarda ne kadar da çok irili ufaklı pansiyon, mini otel, motel, villa ve tesis yapıldığına şahit oluyorum. Kısıtlı vaktimde dağlara tırmanacak bir teleferik veya telesiyej ararken; bir anda ikindiye kadar elektriklerin kesik olduğunu öğreniyorum. Ekim Devrimi’nden hemen sonra daha 1920-21 yıllarında bölgede doğa ve kış turizmini geliştirici çabalara start verilir. Fakat büyük gondol hatlarının kurulması için 1960’lı yılları beklemek gerekecektir. Günümüzde Dombay’da; 5 telesiyej, gondol-kapalı kabin şeklinde 6 kişilik teleferik hattı, sarkaçlı teleferik ve her birinin uzunluğu 200 ile 600 metre arasında sayısız teleski hattı mevcut. Gelinen noktada ekonomisi çok büyük ölçüde turizme dayalı bir duruma gelen Dombay bölgesinin doğa harikası ören yerlerinin bazıları; Sofrucin, Alibek (Teberda’yı besleyen temel kaynak) ve Çuçxursk Şelaleleri ile Baduksk ve Murucinsk Gölleri olarak sayılabilir. Kafe ve restoran ve dükkanların arasında yürürken önce “SSCB” adının verildiği yeni bir çerez markasının “Sen SSCB ürünlerini satın al!” diye yazan ve iç savaşın meşhur bir posterinde kızıl ordu lehine çağrı yapan adam figürünün kullanıldığı reklam resmi dikkatimi çekiyor. Az ileride ise belki de ilk defa, “Sovyet Mutfağı Restoranı” yazılı bir mekan önünde duruyorum. Lokantanın ismi ise daha da çarpıcı: “Orak ve Çekiç”. Kenarındaki duvarda ise Vera Muxina’nın ünlü işçi-köylü heykelinin afişi boy gösteriyor. Dört bir tarafı kaplayan ilan panolarından; yörenin yazları atçılık, balıkçılık turizmi, dağ jip safarisi ve dağ motoru turları, ve hatta paraşüt ve planör atlayışlarının da önemli merkezlerinden biri olduğunu öğreniyorum.  

MUSSA AÇİTARA DAĞI’NA ÇIKIŞ VE KARADENİZ’E YAYA GİDİŞ EFSANESİ

O sırada şans eseri, 3200 metrelik “Mussa Açitara Dağı’na toplamda dört kademe halinde çıkan tek koltuklu telesiyej hatlarının dizelle çalıştığı için işlediğini duyuyorum. Her aşamasına binmenin Türk parası ile 10 Lira olduğu telesiyej ile 1600 metreden 3200 metreye çıkış süresi tam tamına bir saati buluyor. Zaman kafi gelmediği için tepeye kadar çıkamamama rağmen muhteşem bir karlı dağlar manzarası beni karşılıyor yükseldiğim ikinci ara istasyonda. Dönüş yolunda ise ayak üstü sohbet ettiğim Dombay’lı kabin görevlisi bana inanılması çok güç bir hikaye anlatıyor. Dediğine bakılırsa, Sovyetler döneminde sabahın köründe buradan yaya olarak tırmanmaya başlayan dağlı yöre halkı, akşama doğru Karadeniz’e varıp aynı gün denize girme keyif ve ayrıcalığını yaşıyormuş. İki taraf arasında onlarca kilometre olmasına rağmen bu gerçeküstü öykünün gerçeklik payını araştırmayı ise siz değerli okurlara bırakıyoruz. Saat 5’ten sonra Çerkessk’e dönüş yolunda çalışan en ufak bir toplu taşıma aracının kalmadığı koşullarda bir Kafkasya macerası daha bizleri bekliyor... 

Son Düzenlenme Tarihi: 21 Aralık 2015 14:51
www.evrensel.net