Roboskililer Mecliste: İnsanlığın nerede Erdoğan?

Roboskililer Mecliste: İnsanlığın nerede Erdoğan?

BDP'nin grup toplantısına Roboski'de hayatını kaybedenlerin aileleri ve yakınları da katıldı. BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, Roboski Katliamı'nın üzerinden 104 gün geçtiğini ancak katliamın sorumlularının ortaya çıkarılmadığını hatırlatarak, "Başka bir durum olsaydı Başbakan ortalığı yıkmıştı. Meclis belge i

EKONOMİ İŞÇİLERİN CANI PAHASINA BÜYÜYOR

BDP Grup Başkanvekili Gültan Kışanak partisinin grup toplantısında konuştu. Konuşmasına Zonguldak'ın Çaycuma İlçesi'nde köprü çökmesi sonrası 15 kişinin yaşamını yitirmesine değinerek başlayan Kışanak, son dönemde artan iş cinayetlerine değinerek iş cinayetlerinin kader olmadığını belirtti. İş cinayetleri sonrasında yargılanan işveren veya kamu kurumu olmadığına dikkat çeken Kışanak, "Kimse hesap vermedi. Hesap verilmemesi için idare ve yönetim her şeyi deniyor. İktidar çıkartması gereken yasaları çıkartmıyor" diye belirtti. "Türkiye dünyada en çok büyüyen ikinci ekonomidir" sözünün hükümet tarafından sık sık kullanıldığını hatırlatan Kışanak, "Ekonomik bir büyüme sağlanıyor, ama can pahasına sağlanıyor. İnsanların canı pahasına her şeyi sermayenin peşkeşine çekiyorlar" dedi.

'EĞİTİM VE SAĞLIK HARCAMALARI AZALIYOR, ASKERİ HARCAMALAR ARTIYOR'

12 Nisan'ın dünya genelinde askeri harcamalara karşı küresel bir eylem günü olduğunu vurgulayan Kışanak, dünya genelinde askeri harcamaların yüzde 15 oranında arttığına işaret etti. Sermayelerin en çok para kazanma aracının silah sanayisi olduğuna dikkat çeken Kışanak, "Bunun için sürekli savaşlar çıkarıyorlar. Yanı başımızın bu kadar kaynadığı, büyük bir bölgesel savaşın gelmekte olduğu bu günlerde Türkiye'de de askeri harcamalar ciddi bir şekilde sorgulanmalıdır" dedi. Türkiye'de eğitim ve sağlık hizmetlerine ayrılan payın sürekli azaldığını ancak her geçen gün askeri harcamaların oranın arttığını belirten Kışanak, "2015 yılına kadar sadece savaş uçağı için Türkiye'nin harcayacağı para 16 milyar dolardır. Bu savaş uçaklarının ne yaptığını biliyoruz. Her gün Türkiye'nin birçok yerine bomba yağdırıyorlar. Daha Roboski'de 34 sivil canın katledildiği operasyon hepimizin yüreğinde dün gibi taze ve sıcaktır. Savaş uçakları bunu yapıyor. Türkiye cebimizdeki parayı çalarak askeri harcamalara ayırıyor" ifadesini kullandı. Kışanak, askeri faaliyetler üzerinde denetim yetkisinin sağlanması gerektiğinin altını çizerek, Meclis'in bile harcamaları denetleme yetkisine sahip olmadığına işaret etti.

ŞAHİN'E TEPKİ

Kışanak, "Öyle bir ülke ki, gaz bombası için para bitiyor. Başbakan örtülü ödenekten para ayırıyor. Gaz bombası ne için kullanılıyor. Köylü, kadın, Kürt, işçi fark etmiyor. Hakkını arayan kim varsa onun üzerine atıyorlar. Sonra da bakan çıkıp diyor 'Gaz bombaları zararsızdır' polis zor kullanma yetkisini AKP döneminden hiçbir dönemde olmadığı kadar pervasız ve hukuksuz bir şekilde kullanıyor" dedi. Kışanak, polisin sınırsın müdahaleleri sonrasında hiçbir soruşturmanın yürütülmediğini, gaz bombaları nedeniyle yaşamını yitirenlerle ilgili ürpertici rakamların olduğunu belirterek, son 5 yıl içinde 9 kişinin gaz bombası nedeniyle yaşamını yitirdiğini söyledi. Gaz bombalarından yaşamını yitirenlerin içinde 1,5 yaşındaki Memet Uytun'un da bulunduğunu söyleyen Kışanak, "75 yaşındaki İbrahim Sevindik var. Mustafa Dağ, 4 Nisan Amara etkinliğinde yaşamını yitirdi. Metin Lokumcu, Hopa'da yaşamını yitirdi. Bu sene Newroz kutlamalarında Hacı Zengin yaşamını yitirdi. Bakan 'zarar yok diyor' çünkü bu bakan vatandaşın canını zarardan saymıyor. Bu bakan için can zarar değil ki. Çünkü onun insanlık ile ilgisi yok. Ama bu bakanlık halkı nasıl baskı altında tutarım diye sabah akşam uğraşıyor. Ölümün zarardan sayılmadığı bir ülkede yaşamak utanç vericidir. Kimileri manşetlere kırılan camları taşıyor. Hacı Zengin'in hesabını kim verecek. Bu manşet atılmazsa bu İçişleri Bakanı bu ülkenin başına bela olmaya devam eder. Onlar ölümlerin hesabını yargıda vermiyorlar, ama tarihe hesap vermekten kurtulamayacaklar. Bu halka ve vicdanlığa hesap vermekten kurtulamayacaklar" diye konuştu.

AÇLIK GREVLERİ SÜRÜYOR

Cezaevlerinde yapılan açlık grevinin 55. gününe girdiğini ve bin 500 kişinin açlık grevi yaptığını söyleyen Kışanak, Osmaniye Cezaevi'nde açlık grevinin 48. gününde süresiz ve dönüşümsüz olarak devam ettiğine belirterek, "Bu ülkenin gündeminde yer almıyor. Bu nasıl vicdan ve insanlıktır. Bu insanlar niye bedenlerini ölüme yatırdılar? Bu soru Türkiye'nin en çok sorması gereken sorudur, ama sorulmuyor. TBMM İnsan Hakları Komisyonu bir alt komisyon kurarak, 19 Mart'ta Osmaniye Cezaevi'ne gönderdi, orada yaşananlar komisyon tarafından tespit edildi. Ancak o günden bu yana Meclis harekete geçmedi. Adalet Bakanı bir şey yapmadı. Artık sağlık durumlarının kritik olduğun biliyoruz" dedi. Strazburg'da yapılan açlık grevinin de 41. gününde olduğunu söyleyen Kışanak, "Oradaki Kürt politikacıların da sağlık durumu bozuldu. Şu anda 3'ünün hastaneye kaldırıldığı bilgisi var" dedi. Kışanak, insanların Kürt sorununda çözümün önünü açabilmek için bedenlerini ölüme yatırdığını söyleyerek, "Bizim için. Kürtler ve Türkler için. Hakkari ve Edirne'ye cenaze gitmesin diye açlık grevi yapıyorlar. Barışın tesis edilmesi için devletin savaş politikalarından askeri ve siyasi operasyonlardan tecritten vazgeçmesi için açlık grevi yapıyorlar. Yani yaşamı savunuyorlar. Bu ülkede kimse ölmesin diye ölümü göze alıyorlar. Bu kadar erdemliler. Bize düşen bu mücadelenin etrafında kenetlenmek ve çözüm için bir olanak yaratmaktır. Buradan onların bu onurlu duruşları nedeniyle yürekten kutluyoruz. Onların yaşam hakkı için daha çok çalışmalıyız. Onlar gerilla ve askerin yaşam hakkını koruyabilmek için ölümü göze aldılar" değerlendirmesinde bulundu.

'OSMANİYE CEZAEVİNDE İŞKENCE YAPILIYOR'

Osmaniye Cezaevi'nde yaşanan durumun siyasi taleplerin yanı sıra bir insanlık dramını içerdiğini ve oraya giden herkesin çırılçıplak aranmaya tabi tutulduğunu hatırlatan Kışanak, "Bu bir insanlık suçudur. Meclis raporunda da bu durumlar tespit edilmiştir. Tutuklular sayıma ve traşa zorlanıyorlar. Çıplak bir şekilde aranmaya çalışıyorlar. Bunlar işkencedir. AKP'nin 'ileri demokrasisinde' Osmaniye Cezaevi'nde işkence yapılıyor" dedi. Kışanak, cezaevinde bulunan hasta tutukluların ölüme terk edildiklerini vurgulayarak, kamuoyunun baskı yaptığı dönemlerde ölmesine 1-2 gün kalan hasta tutsakların ancak serbest bırakıldığına işaret etti. Kışanak, "Böylesine vicdansız bir ülkede yaşıyoruz. Nurettin Soysal arkadaşımız dün yaşamını yitirdi. Hasta tutuklulardan birini daha yitirdik. Adalet Bakanı ve Cumhurbaşkanı'nın elinde yetkiler var. Ama intikam hissi ile cezaevinde tutuluyorlar. Bu uygulamayı şiddetle kınıyoruz" dedi.

'ROBOSKİ'NİN FAİLLERİ NEREDE?'

Roboski Katliamı'nın insanlığın vicdanında derin yaralar açtığını söyleyen Kışanak, "104 gün geçti ancak katiller ortada yok. Bu da ikinci bir yara. Bu ülkede bizi katledenler hesap versin demek için bile yeniden mücadele etmek zorunda kalıyorsunuz. Ölüm büyük bir yara, ama katillerin ortaya çıkmaması en az onun kadar büyük bir yaradır" diye konuştu. Kışanak, Roboski'de yaşanan katliamın toplumsal bellekten silinmeyeceğini söyleyerek, "Bu ülkede savaş uçaklarına kimin emir vereceği açık ve net ortadadır. Bu insanları savaş uçakları ile katlettiniz. Savaş uçaklarına kimin emir vereceği belli değilse o uçaklar bir gün Meclis'i de bombalar. Bunu mu demek istiyor iktidar. Sürekli üstünü örteme çalışıyorlar. Çok basit bir soru soruyoruz. Katiller nerede? Savaş uçaklarına kim emir verdi? Her yerde soruşturma var, ama katiller ortada yok" dedi.

104 gündür gerçeklerin Türkiye ve dünya kamuoyu ile adaletten gizlenmeye çalışıldığının altını çizen Kışanak, "Başka bir durum olsaydı Başbakan ortalığı yıkmıştı. Meclis belge istiyor, kimse yollamıyor. Hani milletin temsili burasıydı. Hani vesayet kalkmıştı. Başka bir konu olsa başbakan kıyameti koparırdı. Bu sessizlik bir suç ortaklığının sessizliği. Herkes biliyor ki, siyasi iktidar dışında sınır ötesi operasyon yapılmaz. Genelkurmay ve Başbakanlık bu operasyonu birlikte yapmıştır" diye konuştu. Kışanak, Roboski'de yaşanan katliamın tüm oyalamalara rağmen hesabının sorulacağının altını çizerek, kimsenin katliamın üstünü örtmeye gücünün yetmeyeceğini dile getirdi. Kışanak, "Yargıdan, adaletten kaçabilirsiniz, ama halkın adaletinden kaçamazsınız. Bunu aklınıza yazın. Vicdanınız ve insanlığınız varsa ortaya çıkın ve hesap verin. Katliamın sorumluları kaçarak kurtulamayacak" dedi. Roboski davasının peşini hiçbir zaman bırakmayacaklarına işaret eden Kışanak, ailelere seslenerek, "Biz her zaman sizinle birlikteyiz. Roboski davası sadece sizin değil bizim de davamızdır. Vicdanların ve insanlığın davasıdır. İnsanlığı olan herkes bu davaya sahip çıkacak ve hesabını soracak" dedi.

ROBOSKİLİLER DE GRUP TOPLANTISINA KATILDI

Şırnak'ın Uludere İlçesi'ne bağlı Roboski Köyü'nde TSK'ya ait savaş uçaklarının bombardımanı sonucu yaşamını yitiren 34 yurttaşın aileleri ve yakınları, Meclis'e gelerek BDP grup toplantısına katıldı. Aileler Kışanak'ın yaptığı grup toplantısının ardından Ankara'ya geliş amaçlarına ilişkin kürsüye çıkarak konuşma yaptı. Ailelerden ilk sözü alan Ferhat Encü, yaptığı Türkçe konuşmada, Ankara'ya adalet için geldiklerini belirterek, çeşitli temaslarda bulunacaklarını söyledi. Encü, faillerin bulunması için mücadele etmeye devam edeceklerini kaydetti.

'OĞLUMA TÜRKÇE KİTAP VEREN DEVLET, ADALET DE VERSİN'

Ferhat Encü'nün ardından konuşan, katliamda yaşamını yitiren Erkan Encü'nün annesi Felek Encü ise, yaptığı Kürtçe konuşmada, oğlunun okul kitabını göstererek, "Madem bu Türkçe kitabı ona verdiler o zaman ona adalet de versinler. Oğlum onların Türkçe kitabını okuyordu" dedi. Encü, ardından katliamın fotoğraflarını göstererek, "Bu onların parçalarıdır. Vicdanınız rahat mı?" diye sordu. Babasının da kaçakçılıktan öldürüldüğünü belirten Ercü, "Artık yeter adalet istiyoruz. Bizim çocuklarımız öldü. Başka çocuklar ölmesin. Artık bu kan dursun" dedi.

TÜRK ANNELERE ÇAĞRI

Encü'nün, konuşması sırasında duygusal anların yaşandığı salonda vekiller ve misafirler gözyaşlarını tutamadı. Başbakan Erdoğan'ın miting alanlarında kullandığı "Neredesin ey insanlık" sözüne atıfta bulunan Encü, yaşanan katliama dikkat çekerek, "Neredesin ey insanlık" diye sordu. Encü, "Suriye ve Filistin için insanlık isteyenler acaba biz Kürtler için ne zaman insanlık isteyecek. Tazminatı kabul etmeyeceğiz. Bizi para ile satın alamazsınız" dedi. Türk annelerine seslenen Encü, "Çocuklarınızı askere göndermeyin biz oradayız ve görüyoruz her şeyi. Başbakan ve Genelkurmay Başkanı orayı görmüyor" dedi.

'BU EMRİ SİZ VERDİNİZ'

Ardından nüfus cüzdanını çıkaran Encü, "Kim bana bunu verdi? Bunu siz bana verdiniz. Bana adalet de vereceksiniz" diye kaydetti. "Çocuğum sizin dilinizi öğrenmek için okuyordu karşılığı bu mu?" diye soran Encü, "Bunların katili nerede? Bahar geldi ama bizim için halen kıştır. Çocuklarımızın katili halen bulunmadı" ifadesini kullandı. Katliamın faillerine dikkat çeken Encü, "Bu emri siz verdiniz hepiniz katilleri biliyorsunuz" dedi.

'SİZ ÖNCE KENDİ HALKINIZI BOMBALAMAYIN'

Ardından konuşan Narin Ant ise, katliamın sorumlularının bulunmasını isteyerek, "Biz para istemiyoruz. Üstünü örtmeyin. Siz örterseniz biz bunu yaptırmayız" şeklinde konuştu. Başbakan Erdoğan'ın sık sık Suriye yönetiminin halkın taleplerini dinlemesi yönünde yaptığı çağrıya atıfta bulunan Ant, "Siz önce kendi halkınızı bombalamayın. Sonra başka halklara yardım edin. Kardeşim satılık değildir" dedi. Veli Encü de, katliamın sorumlularının yargılanmasını isteyerek, kardeşinin olayda parçalanan saati ve not defterini göstererek, faillerin açığa çıkarılmasını istedi.

Ailelerin konuşmalarının ardından konuşan BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan ise, "Ya bu çatı altında bu sorunu çözeceğiz. Ya da bu çatı hepimizin başına çökecek" dedi. (Ankara/DİHA)

www.evrensel.net