Deniz Feneri

Deniz Feneri'nde de örgüt yokmuş!

Ülke tarihinin en büyük yolsuzluk ve dolandırıcılık davalarından biri olarak bilinen Deniz Feneri Davası’nın iddianamesi tamamlandı. Zahid Akman dahil 7 kişi hakkında dava açıldı ancak iddianamede ‘örgüt ve dolandırıcılık’ suçlamaları yer almadı.Deniz Feneri E.v. Derneğine yönelik yürütülen soru

Deniz Feneri E.v. Derneğine yönelik yürütülen soruşturma tamamlanarak iddianamesi hazırlandı. Aralarında RTÜK eski Başkanı Zahid Akman’ın da aralarında bulunduğu 20 sanık, ‘belgede sahtecilik’, ‘ehliyeti kötüye kullanmak’ ve ‘kamu görevlisinin evrakta sahteciliğe iştiraki’nden suçlandı. İddianamede örgüt ve dolandırıcılık suçlaması olmaması, AKP’ye dokunan ve ‘örgüt olmadığına’ karar verilen, ‘zaman aşımına’ karar verilen diğer davaları hatırlattı.

İDDİANAMEDE ‘ÖRGÜT’ VE ‘DOLANDIRICILIK’ YOK

Deniz Feneri soruşturmasında 550 sayfalık iddianame hazırlandı. 230 klasör delilin toplandığı soruşturmada, aralarında Zahid Akman ve Zekeriya Karaman’ın da olduğu 20 sanık var. Yıllarca ülke gündeminde olan ve birçok delile rağmen, geciktirilen davada artan kamuoyu baskısı üzerine Zahid Akman ve bazı kişiler gözaltına alınarak tutuklanmış, kısa süre sonra serbest kalmışlardı. AKP’nin dava süreci boyunca desteğini esirgemediği sanıklar AKP’li milletvekilleri tarafından cezaevinde ziyaret edilmiş, soruşturmayı yürüten ve sanıkların tutuklanmasını talep eden savcılar görevden alınmıştı. Geçen bunca zamandan sonra tamamlanan iddianame ‘bu kadar da olmaz’ dedirtti. İddianamesini tamamlayan savcı sanıkları sadece ‘belgede sahtecilik’, ‘ehliyeti kötüye kullanmak’ ve ‘kamu görevlisinin evrakta sahteciliğe iştiraki’nden suçladı. Dolandırıcılıkla anılan davanın iddianamesinde ‘örgüt ve dolandırıcılık suçlaması’nın yer almaması dikkat çekti.

NE OLMUŞTU?

Uzun süre gündemin ilk sıralarında yer alan ve kamuoyu baskısıyla nihayet yargının da gündemine aldığı davada 6 Temmuzda RTÜK Üyesi Zahit Akman, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü Almanya’daki Deniz Feneri e.V. bağlantılı soruşturma kapsamında gözaltına alınmıştı. Soruşturma kapsamında Kanal 7 Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çelik, Genel Yayın Yönetmeni İsmail Karahan, Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya  Karaman ve Finans Müdürü Erdoğan Kara da gözaltına alınmıştı.

SAVCILAR ‘ÖRGÜT VE DOLANDIRICILIK’LA SUÇLAMIŞTI

Deniz Feneri e.V Derneği soruşturmasını yürüten Savcılar Nadi Türkaslan, Mehmet Tamöz ve Abdülvahap Yaren; Zahid Akman ve üç kişinin ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak’, ‘Nitelikli dolandırıcılık’ ve ‘Evrakta sahtecilik’ suçlamalarıyla tutuklanmalarını talep etmişti.   Mahkeme 11 Temmuzda Zahid Akman ile Zekeriya Karaman, İsmail Karahan ve Mustafa Çelik’in tutuklanmasına karar vermişti. Frankfurt Eyalet Yüksek Mahkemesinin kararında paraların nasıl kullanılacağına karar verenlerin arasında Zahid Akman, Zekeriya Karaman, İsmail Karahan ve Mustafa Çelik’in bulunduğuna hükmetmişti.

SAVCILAR GÖREVDEN ALINMIŞTI

AKP’nin büyük tepkisini çeken kararın ardından, Deniz Feneri e. V. soruşturmasını yürüten savcılar Nadi Türkaslan, Abdulvahap Yaren ve Mehmet Tamöz hakkında, şüphelilerin avukatları tarafından HSYK’ya “Şüphelilerinin malvarlıklarına tedbir konulmasıyla ilgili evrakta tahribat yaptıkları” iddiasıyla suç duyurusunda bulunulmuştu. Bu kapsamda HSYK tarafından görevlendirilen Memur Suçları Soruşturma Bürosu Savcısı Veli Dalgalı ile Kaçakçılık ve Mali Suçlar Soruşturma Bürosu Savcısı Hakan Pektaş Ankara Adliyesine giderek dosyaya el koymuş ve soruşturma başlatmıştı. Bu gelişmenin ardından Deniz Feneri soruşturmasını yürüten savcılar yaklaşık bir ay önce görevden alınmış, yerine iki yeni savcı atanmıştı.

SAVCILAR DEĞİŞTİ SANIKLAR SERBEST KALDI

Soruşturmanın savcılarının değişmesinin ardından tutuklu bulunan Zahid Akman’ın yanı sıra Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman, Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Çelik, Yönetim Kurulu üyesi İsmail Karahan, İzzet Kurum ve Ali Solak 21 Ekimde serbest kalmıştı.

Ayrıca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, “Deniz Feneri e.V.” soruşturmasının şüphelilerinin, Deniz Feneri e.V. Derneğinin kuruluş tarihinden önce edindikleri mallar üzerindeki tedbirin kaldırılmasına karar vermişti.

AKP DENİZ FENERİ’Nİ HİÇ YALNIZ BIRAKMADI!

AKP Hükümeti dava boyunca sahip çıktığı Deniz Feneri sanıklarını tutuklulandıklarında da yalnız bırakmamıştı. 10 AKP’li milletveli Akman ve diğer isimleri Sincan Cezaevi’nde Adalet Bakanlığı’nın özel izniyle ziyaret etmişlerdi. Ziyarete gerekçe olarak da tutuklu bulunan isimlerin ‘arkadaşları’ oldukları gösterilmişti. (İstanbul/EVRENSEL)


AKP’YE DOKUNAN DAVALARDA SONUÇ HEP AYNI

AKP hükümetinin iktidarda olduğu süre boyunca görülen ve ucu AKP’ye dokunan önemli davalarda kamuoyunu şaşkına çeviren kararlar alındı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in katledilmesi davasında Yasin Hayal ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılırken Erhan Tuncel’in tahliyesine karar verilmiş, daha da önemlisi tüm sanıklar örgüt üyeliğinden beraat etmişti. Mahkeme heyeti ‘cinayetin örgütlü işlendiğini kanıtlayacak delil bulunmadığına’ hükmetmişti.

DÖNEMİN İSTANBUL VALİSİ AKP’DEN VEKİL OLDU

Öte yandan Hrant Dink’in katledildiği dönemde İstanbul Valisi olan Muammer Güler 2011 seçimlerinde AKP’den Mardin Milletvekili olmuştu. AKP döneminde İstihbarat Daire Başkanlığı görevine getirilen Ramazan Akyürek de dokunulamayan isimlerden biriydi.

Yıllarca devam eden ve halkın geniş bir kesimi tarafından ‘insanlık suçu’ olarak nitelenen Sivas Katliamı Davası’nda da 13 Martta ‘zaman aşımı’ kararı verilmişti. Başbakan’ın ‘Milletimiz için, ülkemiz için hayırlı olsun’ sözleriyle değerlendirdiği karar büyük tepki çekmişti. Yargılama boyunca birçok skandalın ortaya çıktığı Sivas Katliamı Davası’nda sanıkların avukatlığını yapan çok sayıda isim de AKP Hükümeti döneminde önemli görevlere getirilmişti. İşte o isimlerden bazıları: Hayati Yazıcı; AKP’de bir dönem Devlet Bakanı, şimdi Gümrük ve Ticaret Bakanı, Haydar Kemal Kurt; AKP Isparta Milletvekili, Zeyid Aslan; AKP Tokat Milletvekili, Hüsnü Tuna; AKP Konya Milletvekili, M. Ali Bulut; AKP Maraş Milletvekili ve Anayasa Komisyonu üyesi. Birçok avukat da AKP’den belediye başkanı yapılmış ya da bürokraside önemli görevlere getirilmişti.


BEKAROĞLU: BU DAVA YARGIYA MÜDAHALE ÖRNEĞİ

Eski Fazilet Partisi(FP) ve Saadet Partisi milletvekili, HAS Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu, Deniz Feneri iddianamesine tepki gösterdi ve “Bu dava ‘yargıya müdahale’ örneği olarak akıllara kazındı” dedi.

Bekaroğlu, Deniz Feneri e.V. davası iddianamesine ilişkin görüşlerini takipçileriyle Twitter üzerinden paylaştı. “Deniz Feneri davası doludizgin ilerliyor! Önce savcılar görevden alındı, sonra zanlılar tahliye edildi, dana sonra savcılara dava açıldı. Yeni savcılar örgüt ve nitelikli dolandırıcılık yok dedi, sanıklara evrakta sahtecilik ve emniyeti suistimalden dava açıldı” diyen Bekaroğlu şu tweeti attı: “Zahid Akman ve arkadaşları hakkında 3 yıl 9 aydan 14 yıl 6 aya kadar hapis isteniyor. Sonuç ne olursa olsun bu dava tarihe geçmeye aday. Nasıl olduğu önemli değil, belki de normal işlemlerdi ama bu dava ‘yargıya müdahale’ örneği olarak akıllara kazındı.”

Bir takipçisinin “Bu sizin sorumluluğunuz” demesi üzerine “Bu işin benim ve ‘bizim’le bir ilgisi yok; insanların topladığı paralarla kurulan Kanal 7'yi birileri sahiplendi” karşılığı veren Mehmet Bekaroğlu bir diğer vatandaşın “CHP’ye vagon oluyorsunuz” sözlerine de “Öyle mi,Deniz Feneri dediğimizde CHP'ye vagon oluyoruz öyle mi; milletin malına sahip çıkmak CHP'nin işi,biz susalım, öyle mi?” diye itirazda bulundu. (ANKA)

www.evrensel.net