22 Kasım 2015 04:56

Kadınlar şiddete karşı 25 kasım’a hazırlanıyor: Bir arada ve sokakta olacağız!

Paylaş

2014 25 Kasım'ından 2015 25 Kasım'ına Türkiye'de ve dünyada şiddet ortamı akıl almaz boyutlara ulaştı. Savaş, göç, erkek ve devlet şiddeti derken kadınlar çok boyutlu ve çeşitli şiddet sarmalıyla mücadele etmek zorunda kaldı. Eşini, sevgilisini, evlilik teklifini reddeden kadını öldüren, tecavüz eden erkeler 'saygın tutum', 'tutku derecesinde aşırı sevgi' indirimleri alarak yargı ve devlet eliyle ödüllendirilirken,  Ekin Wan'ın cenazesine yapılanlar erkekle bütünleşmiş devlet aklını ifşa etti. Şiddetin boyutunun sınırları aştığı bir süreçte 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü'ne giderken konuştuğumuz kadınlar yeni bir dünyanın inşasında kadın mücadelesinin önemli bir noktada olduğunu söyledi ve ekledi: "Kadınları birbirinden güç almalı, daha fazla dayanışma içinde olmalı ve sokağa çıkmalı." 

'SOKAKTAN BAŞKA BİLDİĞİMİZ BİR YÖNTEM YOK'

Pelin Kalkan (Ankara Feminist Kolektif): Biz diyoruz ki; devletin katliamları, ablukaları varsa kadınların da isyanı var. Biz şu ana kadar şiddetin pek çok türüyle karşılaşıyoruz ve son dönemde bu şiddet ağırlaşarak ilerliyor. Devletin şiddeti çok daha görünür bil hal almış durumda. Erkek şiddeti de devlet tarafından desteklenerek ilerliyor ve artıyor. Son on ayda 350'ye yakın kadın öldürüldü. Kadın olarak farklılıklarımız da var. Çoğu zaman bunları da atlayabiliyoruz. Çünkü şiddet çok büyük bir sarmal. Sadece heteroseksüel kadınlar değil, eş cinsel, biseksüel, trans kadınlar da şiddete maruz kalıyor. Bunların görünürlüğünü yeterince sağlayamıyoruz, ama sürekli her yerde hatırlatmaya çalışıyoruz. Eş cinsel, biseksüel, trans kadınların da patriarkanın, ataerkil sistemin şiddetine uğrarken hem de homofobiden, transfobiden, bifobien kaynaklı ayrımcılığa maruz kalıyor. Biz 25 Kasım'da varolan tüm gücümüzle, umudumuzla, direnişimizle sokaklarda olacağız. Bildiğimiz başka bir yöntem yok, çünkü hayatlarımız böyle. Biz doğar doğmaz mücadelemimiz başlıyor. Bu mücadeleyi başka bir dünya inşa etmek için kullanmalıyız. 

'KADINLAR HAYATLARINA SAHİP ÇIKIYOR'

Sevim Özdemir (Ankara Kadın Palatformu): Son dönemde yaşanan şiddet ortamıyla durum kadınlar açısından daha fazla zor. Evde, sokakta, iş yerinde yaşanan erkek şiddeti çok korkunç boyutları ulaşmış durumda. Cinayetlerin biçimleri daha vahşi hale geldi. Bütün bunların yanında kadınların kendi hayatlarına sahip çıkması gibi bir dinamik de gelişiyor. Savaş coğrafyası ve savaşın topraklarından ettiği kadınlar, Sincar Dağı'ndan gelen Êzidi kadınlar, yaşadıkları, geride bıraktıkları da bir gerçekliğimiz. IŞİD'in kadın düşmanı katliamları... Savaş artık tüm dünyada yayılmakta. Kadınların yaşadıkları Ortadoğu'yu aşarak tüm dünya kadınlarının meselesi haline geldi. Rojava'da, Türkiye'de kadınların direnişi söz konusu. Biz bütün kadınları tacize, tecavüze, ev içi şiddete karşı; bizi can evimizden vuran savaşa karşı ses çıkarmaya, birbirimizden güç almaya çağırıyoruz. Kadın, yaşam, özgürlük diyoruz. 

'KADINA ŞİDDETLE MÜCADELE HER TÜR ŞİDDETLE MÜCADELEDİR'

Tülinay Kambur (Kadın Dayanışma Vakfı): Biz feministler, bütün kadınlar olarak şiddeti sadece eril şiddet olarak değerlendirmiyoruz. Devlet şiddeti, erkek şiddeti, militarist şiddet denen şeyler var. Şu an özellikle Türkiye'de Diyarbakır, Suruç, Ankara, Cizre, Silvan'da yapılan katliamları hatırlayıp devlet şiddetinin eril şiddetle birlikte çalıştığını göz önüne alırsak, zaten kadına yönelik şiddet demek bütün bunlarla mücadele etmek demektir. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü bizim açımızdan büyük bir önem taşıyor. Sokaklara çıkmanın ne kadar korkutucu olduğunun farkında olsak da 25 Kasım'da kadınları sokağa çağırıyoruz; ki şiddetle mücadelede sesimiz yüksek çıksın.
 
'ENGELLİ, ENGELSİZ HİÇBİR KADININ ŞİDDETİ YAŞAMADIĞI BİR DÜNYA'

Arzu Şenyurt Akdağ (Engelli Kadın Derneği): Engelli kadına yönelik uygulanan şiddet Türkiye'de yeni yeni bilinen ve konuşulan bir konu. Biz Engelli Kadın Derneği olarak engelli, engelsiz hiçbir kadının şiddete uğramadığı bir dünyanın oluşturulması için insan hakları temelli çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ancak, engelli kadınların da uğradıkları şiddeti artık haykırmalarını, şiddetle mücadele mekanizmalarını aktif kullanmalarını ve uğradıkları şiddetle ilgili bugüne kadar korudukları suskunluklarını bozmalarını istiyoruz. Bütün kadınları bizimle birlikte mücadeleye çağırıyoruz.  

'KADIN DEMEK ZILGIT DEMEK, YAŞAM DEMEK...'

Göksu Baykal (Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği): Hem Türkiye'nin hem de dünyanın gündemi çok yoğun. Bir savaş, terör ortamı yaşanıyor bütün dünyada. Bu gündem içinde kadınların sorunları ve kadına yönelik şiddet de arka plana atılıyor. İnsanların gündemini başka yönlere çekiyorlar. Hem kadına yönelik şiddet hem de savaştaki kadınların, sığınmacı kadınların sorunları görmezden geliniyor ve bu sorunlar birikerek büyüyor. Son 13 yılda kadına yönelik şiddet hem çok görünür oldu hem de çok arttı. Yüzde bin 400 gibi bir rakam. Ayrıca devlet bu rakamı net açıklamıyor. Türkiye'nin insan hakları karnesi neredeyse son sıralarda. Coğrafayamızdaki bütün kadınlar büyük bir şiddete maruz kalıyor. Bu süreçte kadınları tek ses olmaya sokağa çağırıyoruz. Eşitlik, özgürlük, kardeşlik için alanlarda olalım. Kadın demek zılgıt demek, yaşam demek, yardımlaşma ve dayanışma demek. 

 

 

'DAHA ÇOK KADIN DAYANIŞMASINA İHTİYAÇ VAR'

İlke Işık (Emek Partisi Ankara İl Başkanı): 2015 25 Kasım'ına bütün ülkeye yayılan bir savaş ve şiddet ortamında giriyoruz. Ülkenin dört bir yanında patlayan bombalar, bölgede yeniden tırmandırılan savaş, sokağa çıkma yasakları, gerçekleştirilen katliamlar kadına yönelik şiddetin ciddi bir parçası. Saydıklarımızın hepsinde kadınlar devlet tarafından uygulanan şiddete maruz kaldılar. Cizre'de, Silvan'da Nusaybin'de sokağa kafasını uzattı diye kadınlar öldürülürken, yaşam kadınlar için tamamen sürdürülemez hale geldi. Bölgede ciddi bir göç yaşanırken, bu durumdan yine en çok kadınların yara alacağını biliyoruz. Suriye'den bütün dünyaya yayılan büyük göçmen kitlesi ise savaşın en korkunç yüzlerinden birini ortaya koyuyur. Ülkesinden ayrılmak durumunda kalan kadınlar sokaklarda yaşam mücadelesi veriyor ya da ölüm pahasına Avrupa'ya geçmeye çalışıyor.

Savaş ve katliam politikası kadınlara şiddet olarak dönüyor. Yaşananlar bir yandan kadınların evde, sokakta, işyerinde yaşadığı şiddeti de görünmez kılıyor. 2015'in ilk 10 ayında 346 kadını kaybetmiş olmamız bize bir şey söylüyor. Devlet şiddeti kadınların hayatın her alanında yaşadığı şiddeti artırıyor ve perde arkasına atıyor. O yüzden bu yıl kadınlar olarak sorumluluğumuzun daha da arttığı bir 25 Kasım'ı karşılıyoruz. Her zamankinden daha çok kadın dayanışmasına ihtiyacımız var, her zamankinden daha çok kadın olarak yan yana gelmeyi başarmalıyız. Emek Partili kadınlar olarak bunu yapmak için daha çok çaba harcıyoruz. Evde, okulda, sokakta, işyerinde, fabrikalarda konuşmaya tartışmaya ve kadınların en geniş kesimi ile birlikte mücadeleyi örgütlemeye ihtiyacımız var. Bunu başardığımız oranda şiddet sarmalını kıracağız ve daha güzel günler için çoğalarak yola devam edeceğiz.

‘SAVAŞIN KADIN BEDENİNE İŞKENCESİNİ EKİN WAN’DA GÖRDÜK’

Birsen Kaya (Halkların Demokratik Partisi Ankara İl Eş Başkanı): Bildiğiniz gibi Türkiye ve dünyada şiddet her geçen gün tırmanıyor. Ve tırmanan şiddet kadın bedeninde karşılık buluyor. Ülkemizde de öldürülen kadın sayısı her gün artmakta, maalesef hiç bir azalma yok. Bunun nedeni de ülkemizde tırmandırılan devletin uyguladığı savaş politikaları. Ve bu tırmandırılan savaşla birlikte toplumsal erkeklik de güçlenmiş durumda. Milliyetçilik ve cinsiyetçilik kol kola yürüyen iki ideoloji ve erkek egemenliği de gücünü devlet eliyle buradan alıyor. Savaşlarda kadın bedenine nasıl işkence yapıldığını Ekin Wan’dan görmüş olduk. Bu yüzden 25 Kasım’da kadına yönelik şiddeti teşhir ederken Ekin Wan’a uygulanan şiddeti de unutmayacağız. Devlet eliyle üretilen şiddet politikalarıyla erkek egemenliğin yüceltilmesi, hem devlet kurumları aracılığıyla ve de toplum nezdinde şiddetin her gün yeniden üretilmesi ve yargının erkeği korumaya devam etmesi, erkekten yana indirimlerde bulunması bu şiddeti artıran nedenlerin başında geliyor. Diğer yandan hem bölge, hem Türkiye, hem dünya bakımından IŞİD ve Boko Haram örgütü ve bunlarla aynı referans kaynaklarından beslenen AKP iktidarı biz kadınlar için büyük bir tehlike olmayı sürdürüyor. Bu yüzden bu 25 Kasım’da kadınların erkek, devlet şiddeti ve katliamlara karşı yaşamı barışı, özgürlüğü savunmak için alanlarda olması çok önemli.

‘BİR KİŞİ DAHA EKSİLMEMEK İÇİN SOKAKLARDAYIZ’

Pelin Bektaş (Özgürlük ve Dayanışma Partisi MYK Üyesi) : Bu 25 Kasım diğerlerinden çok daha farklı. Kadınların daha fazla yan yana gelmesi,  daha çok bir arada olması gereken bir 25 Kasım bu. Ve biz kadınlar da sokakta, alanlarda olacak “Burada ve bir aradayız” diye haykıracağız. Çünkü her gün katledilen kız kardeşlerimiz var.Ankara’da 10 Ekim katliamında ölen kızkardeşlerimiz Berna, Dilan ve diğer kadınlar için, Suruç’ta kaybettiğimiz Ezgi’nin sesini duyurabilmek için, Paris’te, Cizre’de kaybettiklerimiz için, Varto’da kaybettiğimiz Ekin Wan, polis terörüyle yitirdiğimiz Dilek Doğan için ve diğer bütün kızkardeşlerimizin sesini, inancını, yüreğini sokağa taşımak için, inadına bu 25 Kasım’da sokakta olacağız. Diğer yandan AKP, kadınları her gün daha fazla katledecek kadın düşmanı politikalar geliştirmeye üretmeye devam ediyor. Kadınlara tacizi, tecavüzü, şiddeti savaşı dayatıyor. Biz kadınlar bir arada yaşamak için, eşit, özgür, demokratik kardeşçe bir yaşam için, bir kişi daha eksilmemek için bir arada sokaklarda olacağız. 

ÖNCEKİ HABER

Marx’ın Kapital’inin Oluşumu

SONRAKİ HABER

Meksika’da plastik ve yağ fabrikalarında yangın çıktı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa