18 Kasım 2015 04:56

İstanbul'daki işçi kadınlar: Nuray gibi cesaretli olmazsak bunun sonu gelmez

Paylaş

Nuray Bayraklı Rimaks Tekstil’de çalışıyor. Ustabaşının tacizine karşı, kadın arkadaşlarıyla birlikte direndi ve sonunda ustabaşının işten atılmasını sağladı. Ayrıca tacizci ustabaşı hakkında dava açtı. Bir gece işe giderken, kar maskeli iki kişi tarafından yolu kesildi. Küfür edildi, davasını geri çekmesi istendi ve hastanelik edilene kadar dövüldü. Ama Nuray Bayraklı davasından vazgeçmedi. İstanbul’dan gazetemize mektup yazan işçi kadınlar, benzer olayları kendilerinin yaşadığını, Nuray Bayraklı’nın cesaretinin kendilerine örnek olduğunu söylediler.


Bu dava bundan sonra hepimizindir!

Gülsen Sayhan
Esenyurttan Tekstil İşçisi
İstanbul

Evet kadınız, bizler hayata 1-0 yenik başlayan anneyiz, bacıyız, eşiz… Hayatın her alanında var olan üreten her sorunla başa çıkabilen güçlü insanlarız. Ben 12 yaşında işçilik yapmaya başlayan, nice çocuklardan biriydim. Şu an 38 yaşındayım, bir kız çocuğum var. Bu yaşıma kadar bir çok şey gördüm. 13 yaşında yaşadığım bir olay hâlâ hafızamda. İşe giderken uğradığım tacizi hâlâ hafızamdan çıkarıp atamıyorum. Çevremde onca insan olmasına ve görmesine rağmen müdahale eden kimse olmamıştı. Ne acı! Yıllar geçmesine rağmen hâlâ kadınlar tacize, tecavüze, şiddete maruz kalıyor. Biz kadınların açık ya da kapalı olması erkeklerin bakış açısını değiştirmiyor. Çünkü biz kadınlar erkekler için sadece cinsel bir objeyiz. Tuzla’da tekstil firmasında çalışan Nuray arkadaşımız da çoğu kadın gibi işyerinde sözlü, fiziksel tacize uğramış kadınlardan biri. Onu bizden farklı yapan uğradığı tacizi suç duyurusunda bulunarak gündeme getirmesi. Bunun sonucunda şikayetini geri alması için darbedildi, engellenmek istendi. Buna rağmen Nuray arkadaşımız vazgeçmedi, vazgeçmeyecek. Bu dava bundan sonra hepimizindir çünkü bize yapılanlar da bu davayla gün yüzüne çıkmış oldu. Bu davanın takipçisi olacağız. Biz kadınlar örgütlüysek güçlüyüz!


Adım Nuray adımız Nuray…

Çiğdem SARIOĞLU
İstanbul

Merhaba,

Ben Nuray… Diğer Nuraylar gibiyim işte, onlar kadar tedirgin, onlar kadar çekingen, onlar kadar öfkeli… Hangi Nuray var ki tacize uğramamış hayatında hangisi var ki bunun travmasını ağır yasamamış… Yaşamının her alanında bunu yaşamak ya da yaşama tedirginliği içinde olmak… Bu öyle korkunç bir duygu ki aslında sizi duygularınızı bedeninizi esir almıştır ve kimse bunun farkında değildir.

Tacizin her türlüsü ağır gelir hepsi aynı kötü duyguyu hissettirir. Yolda yürürken laf atılmalar bile fiziksel taciz kadar ağırdır, gözle süzmeler otobüste yolda yürürken bir yerde beklerken…  İşyeri tacizleri aslında en ağırıdır. Yaşadığınız fiziksel tacizin yanı sıra bir de o işyerinde hâlâ çalışmak zorunda kalışınız yasadığınızı kimseye anlatamayışınız işten ayrılma sebebi olarak ifade edemeyişiniz ve o kişiden yine aynı tavırlara maruz kalma korkusu kaygısı vs. anlatılmaz bir travmadır.

Öyle bir hal alır ki artık en yakınlarınızın bile dokunuşları sarılmaları size acı verir belki tedirginlik belki ürperti ama en çok aynı duyguyu yaşama korkusu…

Günlük hayatta yaşadıklarımızı artık espri konusu yapacak kadar normalleştirmeye geçiştirmeye çalışsak da çok uzun süre etkisinden kurtulamıyoruz ama ağır yaşadığınız tacizler oluyor bazen. Bunları hatırlamak bile büyük acı üzüntü travma ki iliklerinize kadar işlemiştir. Korkusu, tedirginliği yaşamınız boyunca asla unutmayacağınız ve ömür boyu yaşamınızın her anında sizinle yasayan ve her alanda kendini hissettiren bir duygu öyle ki eşinizle ilişkinize bile büyük derecede yansıdığını görüyorsunuz çocuklarınız için hep kaygı taşıyorsunuz, hayat aslında özünde bir kabusa dönüyor. Hiçbir psikolojik tedavinin bedeninizdeki el izlerini, dokunuşlarını silebileceğine inanmazsınız. Silemez de...

Hangi kadına baksam genç ya da yaşlı ya da çocuk onlar için kaygı duyarım. Hangisi bu korkuya kaygıya tedirginliğe sahip hangisi benimle aynı hastalığı taşıyor, evet bu yaşananlar insanda hasta bir ruh hali yaratıyor ben de kendimi hasta olarak ifade etmekten rahatsızlık duymuyorum çünkü hasta toplumun hasta erkeklerinin hasta kadınları olmak kaçınılmaz oluyor bu ülkede…

Nuray aramızda en cesuru. Ben en yakınlarımla bile paylaşamadığım durumları o paylaşmaktan öte mahkemeye taşımış ve tehditlere rağmen vazgeçmemiştir. Ben ve bizler onun yanındayız, önünde, arkasındayız mahkemede davacı koltuğunda bizler de oturacağız.

Nuray, biz Nuraylara cesaret verdi, ışık oldu kendisine teşekkür çok teşekkür ederiz..
Yalnız değilsin yalnız kalmayacaksın…


Nuray’ın yaptığı yol gösteriyor

Gülnaz KARAKUŞ 
Çağlayan tekstil işçisi
İstanbul

Merhaba Nuray arkadaş;
Ben Evrensel’de senin haberini görünce yaşadıklarından dolayı üzüldüm. Ama cesaretinden dolayı çok takdir ettim. Senin gibi arkadaşlar böyle haksızlıklara ve ahlaksızlıklara taviz verdiğinde başka kadın arkadaşların başına gelecektir. Biz  bütün kadınlar birbirimiz ile dayanışma sergilememiz gerekiyor. Ben senin yerinde olsaydım bu kadar cesaretim olur muydu bilmiyorum. Ama yaptığını savunacak kadar cesaretliyim. Sonuna kadar haklı olduğunu ve hepimiz için bu mücadeleyi sonuna kadar devam etmelisin. Çağlayan’da da kadınların büyük bölümü işyerlerinde tacize uğruyor. Ama susuyorlar. Çünkü korkuyorlar. Patronundan ustabaşına, ustabaşından makineciye tacize maruz kalınıyor. Bu durumu dile getirmiyoruz. Çünkü çalışmak zorundayız. İşsiz kalmamak için susuyoruz. Bütün işyerlerinde yaşandığını bildiğinden, başka sektörde iş bulamayacağımızdan, bulsak da aile uzak diye izin vermeyeceğinden, eve çalışıp para götürmek gerektiği için susarak çalışmak zorunda kalıyoruz. Bir de kimseye anlatamayız yaşananı. Toplumun  baskısından dolayı. Kadın kuyruk sallamazsa böyle olmaz denir. Ancak bir arkadaşı yaşadıklarını cesaret bulup ona anlatırsa o da paylaşır. Nuray arkadaş yaptığın çok kıymetli ve yol gösterici. İşye-rinde kadınlarla paylaşıp yan yana durarak yürüttüğünüz dayanışma çok kıymetli. Ve biz kadınlara durmamız gereken yeri gösterdiğin ve cesaret verdiğin için teşekkürler. Sonuna kadar devam etmelisin hepimiz için.


Yan yana durmalıyız

LCW’den kadın işçiler
İstanbul

Tacize uğrayan ama buna rağmen dimdik onuruna sahip çıkan Nuray Bayraklı arkadaşımıza yalnız olmadığını Evrensel aracılığı ile belirtmek isteriz. Bu yaşanan olay gibi çok şey yaşanmakta, bizler de çalıştığımız ortamda benzer olaylar yaşıyoruz. En iyi durumda her gün onlarca erkek tarafından gözle taciz ediliyoruz. Sesimizi çıkarsak toplumsal baskıya maruz kalıyoruz. Bu çirkin saldırılara karşı direnen arkadaşlarımız bize güç veriyor Nuray Bayraklı yalnız değildir. 
Biz kadınlar birbirimize sahip çıkmalı ve birlik olmalıyız yoksa bu çirkinlikler giderek daha fazla yaşanacak. Bugün kadınların tecavüze uğradığı ve tecavüzcüsüyle evlendirilmek zorunda bırakılan bir ülke haline geldik, bu nedenle yan yana durmalıyız. 


Birlik olmalıyız

Merhaba sevgili Evrensel okurları
Ben kot fabrikasında çalışan bir kadın işçiyim. Gazetenin üzerinde takip ettiğim kadın haberleri için gazeteye teşekkür ederim. Rimaks fabrikasında çalışan tacize direndiği için darbedilen kadın arkadaşıma cesareti ve duruşunda kendisiyle tanışıyor olmasam da yürekten selam iletiyorum. İnsan haberi ilk okuduğunda hem anıları canlanıyor hem öfkeleniyor hem yapamadıklarına hayıflanıp üzülüyor. İlk işe başladığım gün bile şefin sözlü tacizine maruz kalmama rağmen hiçbir şey diyememiştim. Çünkü o senin şefin, sen bir şey yapmışsındır ki adam öyle davranmıştır diye insanlar düşünür diye hep geri adım attım. İtirazlarıma karşı iş üzerinden baskı yapmasından, daha fazla iş sayısı çıkartmasından korktum. Bir kadın olarak emin olun  bunu dile getiremeyişim içimi kemiriyor. İşyeri yönetiminin bunu bilmesine rağmen suçlu senmişsin gibi davranması da ayrı bir dert. Bunlar herhalde hepimizin yaşadığı ortak dert. Biz aslında Nuray gibi cesaretli olmalıydık. Yoksa bunların sonu gelmez,  burada yine işçilerin birlik olmasının büyük önemi artmıştır.


Kadınların cesareti her şeyi başarır!

Nermin KILIÇ
Elektronik Cihaz Fabrikası İşçisi
Esenyurt/İstanbul

Rimaks fabrikasında çalışırken ustabaşı tarafından taciz edilen ve sonrasında erkek şiddetine maruz kalan Nuray Bayraklı’ya yapılan saldırı, devletin şiddet politikasından bağımsız değildir. Çünkü özellikle de AKP iktidarı döneminde kadınlara yönelik erkek şiddeti olabildiğince artmış durumdadır. Günde 3 ila 5 kadın, eşleri, sevgilileri tarafından katlediliyor ve bu katiller devlet tarafından adeta korunuyor ve teşvik ediliyor! Bu cinayetlerle ilgili yargılamalarda “Takım elbise giyip kravat takan, mahkeme salonunda formalite icabı sessiz duran, saygılı davranan” canilere iyi hal indirimi uygulanmaktadır; sevdiği için yapmış denilerek, kadın gülerek karşı tarafı tahrik etti, askılı giyinerek tahrik etti denilerek adeta kadınlar suçlanmaktadır, baskı altına alınmaktadır! Erkekler bu cezasızlıktan güç alarak daha da saldırgan davranmaktalar. Kadınlara gerektiği kadar koruma verilmemektedir, yeterince sığınma evleri açılmamaktadır ayrıca kadınlar sürekli olarak fazla çocuk doğurmaya teşvik edilmekte ve kadınların yeri evidir, çocuk bakmaktır, ütü, yemek yapmaktır rolü biçilerek kadınlar eve hapsedilmeye çalışılıyor. Gerici faşist eğitim sistemiyle de bu anlayışı daha çocukken o gencecik beyinlere işlemeye çalışıyorlar. Nuray Bayraklı gibi bütün kadınlar bu toplumda hep ikinci sınıf vatandaş muamelesi görüyoruz, işyerlerinde, dolmuşta, otobüste, sokakta, gözaltında şiddete, tecavüze maruz kalıyoruz, erkeklerden daha az ücretlerle çalıştırılıyoruz, önce kadınlar işten çıkartılıyor, kadınların emeği hep değersiz olarak görülüyor, eve katkı sunmak olarak görülüyor! Halbuki tam tersi kadın çocuğunu eğiterek, büyüterek bir geleceği hazırlamaktadır, uyku saatini çıkarsak günün 16 saatini hiçbir maddi değeri olmaksızın çalışmaktadır. Nuray Bayraklı kardeşimize büyük geçmiş olsun diyerek onun acısını, duygularını paylaşıyorum, onu büyük cesaretinden dolayı kutluyorum bizlere örnek teşkil edecek davranış sergiledi, susmayınca, kendimize güvenince neleri başarabileceğimizi gösterdi! Nuray’ın yaşadıklarından öğreneceğimiz çok şey var, biz kadınlar olarak hayatın her alanında, her türlü şiddete karşı birbirimize sahip çıkarsak başaramayacağımız hiçbir şey yoktur. Tekrar çok geçmiş olsun diyorum kardeşim ve desteğimi sunduğumu, yalnız olmadığını bilmeni istiyorum sınıf kardeşim, kız kardeşim. 

ÖNCEKİ HABER

Biz kimiz onlar kim?

SONRAKİ HABER

Uzel Makina, Real Market ve Makro Market işçilerinden tazminat eylemi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa