Genç Anayasa Çalıştayı yapıldı, duyan var mı?

Genç Anayasa Çalıştayı yapıldı, duyan var mı?

“Türkiye’de yeni bir anayasa düzenleniyorsa bunun içinde gençlerin de rolü olmalı, gençlerin talepleri de değerlendirilmeli.” 23-24 Mart 2012’de Ankara Ramada Otel’de yapılan Genç Anayasa Çalıştayı’ nın düzenlenme sebebi Türkiye Öğrenci Konseyi (TÖK) Başkanı Nihat Buğra Ağaoğlu

Öznur Oğuz

Yazının girişinde -mişli geçmiş zaman eki kullanılmasının sebebi bu çalıştayın örgütlenmesi ve sonuçlarıyla ilgili bilgilere ulaşmadaki zorluktur. Eğer gerçekten sınıflardan başlayarak bölümler ve fakültelerden, bütün öğrencilerin görüşleri alınarak; hatta o ildeki bütün gençlik örgütlerinin katılımını sağlayarak, yani gerçekten bir rüzgâr estirerek ‘Gençlik nasıl bir Anayasa istiyor?’ sorusuna yanıt aransaydı 15 günlük periyotla Gençlik Dergisi çıkaran tek günlük gazete olan Evrensel’ de bu yazı canlı gözleme dayanarak yazılırdı.

SEÇİLMEK TEMSİL ETMEK İÇİN YETER Mİ?

“Sayın YÖK başkanımızın bizim kurumumuza verdiği önemden ve öğrencilerin sorunlarıyla ilgili tek muhatap olarak bizi görmesinden dolayı memnuniyet duyuyoruz” diyen ve kendisinin “3,6 milyon yüksek öğretim öğrencisini temsil ettiğine” inanan TÖK Başkanı ve yardımcısına soralım: Aylardır yeni anayasa tartışması sürerken gençlik yığınlarının beklentilerini saptayabilmek için kaç öğrenci bu çalışmadan haberdar edildi? Kaç sınıf temsilcisi bu çalışmaya katıldı? Kaç bölümde toplantı düzenlendi? Kaç fakültede daha geniş katılımlı toplantılar sağlayabilmek için çağrılar duyurular asıldı? Bölge toplantılarının tarihleri, yapılacağı iller, bölgeler hangi illerin katılacağının duyuruları, tartışma başlıkları üniversite konseylerinin web sitelerinde, üniversitelerin en görünür yerlerinde niye duyurulmadı? Neden toplantı yapılan illerin valilerinin katılımı için gösterilen özen öğrencilerin katılımı için gösterilmedi? Üniversite hayatının canlılığını sağlayan en etkin araçlardan olan kol ve kulüpler neden bu çalışmada yer almıyorlar? Ankara’daki çalıştayın sonuçlarının yazılı bir dosya haline getirilmesine dayanak olacak ana eğilimler neden hala gençlik yığınlarına açıklanmadı? Meclis komisyonuna sunulacak raporu kaç üniversite öğrencisi biliyor?

Daha pek çok soru eklenebilir ancak bunlar yapılmadan gençliğin en eğitimli kesimlerinin; 3,6 milyon üniversitelinin temsilcisi nasıl olunur? Bütün antidemokratik ve gerici yönetmelik maddeleriyle mücadele etmeden seçilmiş olmakla yetinmeyip, 3,6 milyon gencin temsilciliğinin YÖK, üniversite yönetimleri ve devlet kurumları tarafından ‘tek muhatap’ olarak kabulünü istemek ne kadar demokratiktir? Burada, Cumhurbaşkanı ve YÖK’ün, üniversite öğrencilerini dinleyeceğim diye bu ‘seçilmiş’ arkadaşları çağırdığında bunların aldıkları oydan daha fazla sayıda ki gencin gerçekleştirdiği protestolar hatırlatmakta yarar vardır.

Parasız, bilimsel, anadilde eğitim; YÖK’süz, demokratik ve özerk bir üniversite talebinin on yıllardır süren mücadelesinin bir unsuru olan konseyler ya da öğrenci temsilciliklerinin bu tartışmada üç buçuk milyon üniversiteliyi temsil etmek adına söz sahibi olmak istemesi son derece önemlidir. Dahası, yeni anayasa konusunda gençliğin beklenti ve taleplerinin ortaklaştırılması için yapılan her çalışma, tartışma; öğrenci temsilciliklerinin kendi antidemokratik, yasakçı anayasasını değiştirmek için de iyi bir fırsat olabilirdi. Tabii TÖK yönetimi isteseydi!

TÖK’DE YENİDEN YAPILANDIRMA

Geçtiğimiz ay Başbakan’ın “dindar/kindar nesil yetiştirme” hedeflerine ilişkin yaptığı açıklamanın ardından pek çok kişinin dikkatinden kaçtığına inandığımız bir açıklama da TÖK Başkanı Ağaoğlu’ ndan gelmişti: “Kültüründen bağımsız kendi inancından uzak bir gençliğin geleceğe bakışı açısından ciddi problemlerinin olabileceğini düşünüyoruz. (…) Ama gelecekteki Türkiye bağlamında bu konuda ciddi bir şekilde önemli adımlar atılması gerektiğini düşünüyoruz. İleride Türkiye’de yeniden bir medeniyet canlandırılacaksa geçmişteki değerlerin ve günümüzdeki bazı durumların ayrı olarak değerlendirilmesi söz konusu olamaz.”

Ağaoğlu’nun açıklamasının son cümlesindeki “Türkiye’de yeniden bir medeniyet canlandırılacaksa” cümlesi konseyin ve üyelerinin başka açıklamaları ve yazılarında da karşımıza çıkıyor. Örneğin aynı hedef, Çukurova Üniversitesi Öğrenci Konseyi’nin resmi sitesinde de yer alıyor: “Gençlik Medeniyeti hareketi ile geleceğin ideal gençliğini oluşturma davasına sahip bir yönetim yapısının sağlanması…”

GENÇLİK MEDENİYETİ HAREKETİ NEDEN KONSEYİN TEMEL HEDEFLERİNDENDİR?

Medeniyet Gençliği web sitesinde kendisini aşağıdaki gibi tanımlıyor: “Tarihi ile barışık, kendi medeniyet değerlerinden haberdar ve bu değerleri yüceltecek bir neslin yetişmesi gerektiğinin farkındalığıyla neslimize hitaben kurulmuş; ilim, kültür ve sanat alanında faaliyet gösterecek bir harekettir Medeniyet Gençliği. (…) Muhatabımız olan bir bireyi hiçbir beklenti duymaksızın aramıza davet eder, icabetini sabırla bekleriz. Hayatın akışında zaman akçesini paylaşacak, ilme emek verip eğlencesinde dahi hikmet arayan insan evladını meseleyi idrakinden ötürü kucaklamak isteyen biz, koca bir Medeniyetin Gençliği’yiz!” Bu yaklaşım, İslami temelli, milli görüşçü çizginin dernekleri, dergileri, etkinlikleriyle de örtüşmektedir.  TÖK’ ü oluşturan bireylerin farklı görüşlerinin olması elbette doğaldır. Ancak bu görüşleri bütün öğrencilerin doğal üyesi olduğu bir örgütün resmi görüşü ve hedefi olarak ilan etmek, hele de ‘yeni bir anayasa’ tartışmasında rol üstlenen bir kitle örgütü için daha baştan sınırlayıcıdır. Bu yaklaşım doğal olarak; Genç Anayasa Çalıştayı’nın üniversitelerde örgütlenmesinin de sınırlarını belirlemiştir. Bu da TÖK Başkanı Ağaoğlu ve onun gibi düşünenlerle Medeniyet Gençliği Hareketi’nin demokratlığı hakkında sanırız bir fikir vermektedir.

TÖK YÖNETİMİ YÖK’Ü SEVİYOR!

Ağaoğlu daha önce konuk yazar olarak yazdığı Hürriyeteğitim.com’daki makalesinde bakın neler yazmış: “… Yusuf Hoca (eski YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan) üniversitelerde zihniyet değişimi adına çok önemli işlere imza attı. Olmazların gerçekleşmesine vesile oldu. (…) Kıymeti belki yıllar sonra anlaşılacak icraatlar ile birlikte YÖK'ün artık ideale yakın şeklini ve yerini almış olması, YÖK aracının servisten çıkması şeklinde yorumlanabilir. Bu araç ile hangi yollarda ne kadar yol alınacağı da Gökhan Hoca'nın (YÖK Yeni Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya) sürücülükteki başarısına bağlı olacak sanırım.” YÖK’teki toplantının ardından basın toplantısında bir gazetecinin ‘bazı öğrencilerin protesto gösterileri yaptıkları, pankart açtıkları için cezalar aldıklarını’ hatırlatarak bununla ilgili çalışmalarını sorması üzerine Ağaoğlu, “Öğrencilerin terörle ilgili olmadığı sürece disiplin cezalarının bir defaya mahsus olmak üzere bir sosyal sorumluluk projesinde çalışması şartı ile iptalini istiyoruz” diyor. Demokrasi ve temsiliyet üzerine büyük laflar eden Ağaoğlu, gerici disiplin yönetmeliklerinin kaldırılması için YÖK’le tartışmıyor, ifade özgürlüğünü savunmak yerine yeni cezalar öneriyor.

HER ŞEYE RAĞMEN

Çalıştay bir şekilde sonlanmıştır. Üniversite bir şekilde haberdar olacaktır bu çalışmadan, olmalıdır. TÖK, sonuçları ve tartışmaları ana hatlarıyla kamuoyuna ve temsil ettiğine inandığı üniversiteye sunmalıdır. Bütün antidemokratik, üstten ve gençliğin ana gövdesinden kopuk bir yöntem tercihine rağmen bu çalışmadan çıkan sonuçlar tartışmaya açılmalıdır. Ayrıca TÖK “kendi anayasasını” demokratikleştirmek üzere de bir çalıştay yapmalıdır. Üniversite gençliği de, bilimin, üniversitenin ve ülkenin karanlıktan çıkışı için bu kürsüleri kullanmalıdır.


BİNGÖL ÖNEMLİ BİR ÖRNEKTİR

Genç Anayasa Çalıştayı'na Bingöl'ü temsilen katılan Tavz Kültür Sanat ve Kalkınma Derneği Başkanı Murat Soysal’ın Bingöl Güncel Haber Sitesi’ne yaptığı açıklamalar, çalıştaya ilişkin ulaşabildiğimiz en somut bilgi oldu. Soysal’ın temsilcisi olduğu kurumlar adına sunduğu öneriler dikkat çekici. Soysal; “Bilmekteyiz ki yürürlükte olan Anayasa 1982’de yapılan referandumla kabul ettirildi. Ancak halka neredeyse alternatif sunulmamış zorla evet dedirttirilmiştir. (…) Buna rağmen hiçbir bedel ödemekten kaçmayan Bingöl Türkiye’de toplu olarak darbe anayasasına hayır diyen ve ret oyunun çoğunlukta olduğu tek ildir. Dolayısıyla Bingöl’ün 1982’deki duruşuna sahip insanların çocukları olarak önerilerimiz şöyledir” diyerek önerilerini 21 madde halinde sıralıyor. Bir kısmını aşağıda aktardığımız öneriler güçlü ve nitelikli bir tartışmaya olanak sunmaktadır ve değerlidir.

- İdeolojisi olmayan bir anayasa yapmak imkansız olduğuna göre ‘yeni anayasa’ sadece ve sadece şu ideale göre yapılmalıdır: Mutlak adalet.

- 12 Eylül hukuku veya 12 Eylül anayasası ve yasaları tamamen ortadan kaldırılmalıdır.

- Anayasanın ötekileştirici bir etkiye sahip olmamasını sağlamak, bilakis sevilmesi için herkese Türk demektense en azından Türkiye Yurttaşlığı gibi farklılıkları geniş bir şekilde kapsayan bir kavram kullanılmalıdır.

- Anayasanın başlangıç kısmı hiçbir kurum, kişi ve milleti üste çıkarma gayesi içinde olmamalı bilakis bütünleştirici bir içeriğe sahip olmalıdır.

- Milli Güvenlik Kurulu'nun anayasal statüsüne son verilmelidir.

- Yasal olarak denetlenemeyen ve faili meçhullere neden olan, JİTEM, Özel Tim, Özel Harekat, Özel Harp Dairesi gibi tüm antiterör kuruluşları kaldırılmalıdır.

- Tüm temel hak ve hürriyetler ile sosyal haklar ve ödevler çağın gereklerine uygun olarak yeniden düzenlenmelidir ve uygulamada hiçbir sorun yaşatmayacak şekilde yasal güvenceye kavuşturulmalıdır. (Örn: İşçi-işveren arasında gerçek manada adaletin tecelli etmesi sağlanmalıdır.)

- Siyasi partiler, dernekler ve sendikalar yasası, seçme, seçilme, toplantı ve gösteri, basın ve yayınla ilgili tüm yasalar yeniden düzenlenmeli. Söz konusu hakların kullanımı anayasal güvenceye kavuşturulduktan sonra başka kanunlarla sınırılandırılmamalıdır.

- Anadilde eğitim hakkı HERKES için ve tam olarak sağlanmalıdır.

- Kürt sorununun ve adil ve demokratik siyasal çözüm yollarının serbestçe tartışılmasını önleyen yasal ve idari engeller kaldırılmalıdır. Demokratik bir ortam oluştuktan sonra, Kürt halkının kendi geleceğini özgürce belirlemesinin imkanları yaratılmalıdır.

- Tüm yerel yönetimler o birimlerde yaşayanların oluşturacağı yerel meclislere bırakılmalıdır. Yerel meclisler, yerinden yönetim olarak halk egemenliğinin kurulduğu ve demokratik biçimde halkın kendini yönettiği gerçek iktidar organları olmalıdır. Bu bağlamda yerel yönetimler güçlendirilmeli, etkinlik ve verimlilikleri arttırılmalıdır.

- Barış ve kardeşilk içinde yaşamak için kadınlar, yetim ve kimsesiz çocuklar, yoksul aileler, ezilenler, yaşlı ve engelli yurttaşlar için sosyal devlet olma gereği pozitif ayrıcalıklar tanınmalıdır.

- Anadilde eğitim özel kurumlara bırakılmayacak kadar ciddi bir meseledir. Bundan dolayı ana dilde eğitim Milli Eğitim müfredatına dahil edilerek, yasal zeminine oturtulmalıdır. Zira, yasal zeminde olmayan tedbirler vaatlerden öteye gitmeyecektir.


KONSEY YENİDEN YAPILANDIRILDI

163 yüksek öğretim biriminden 132 öğrenci konseyi başkanının yer aldığı TÖK seçimleri, Aralık 2011’de gerçekleştirildi. Oy çoğunluğu ile Marmara Üniversitesi Öğrenci Konseyi Başkanı Nihat Buğra Ağaoğlu’nun başkanlığa seçildiği genel kurulda, Süleyman Demirel Üniversitesi Öğrenci Konseyi Başkanı Feyzullah Tecirli Başkan Yardımcısı oldu. Konseyin Genel Sekreteri Doğuş Üniversitesi’nden Ömer Furkan Alpay, Sayman Turgut Özal Üniversitesi’nden Taha Emre Saka oldu. Eğitim çalışmalarını Cumhuriyet Üniversitesi Öğrenci Konseyi Başkanı Zübeyir Ömer Karakaya yürütecek. Galatasaray Üniversitesi Konsey Başkanı Taygun Öngören ise Dış İlişkiler Sorumlusu oldu. Sağlık, kültür, spor alanındaki çalışmaları Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Öğrenci Konseyi Başkanı Murat Çakar yürütecek. Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Savaş Çalışır ise çalışma gruplarından sorumlu. Konseyi’nin Denetleme Kurulu Başkanı ise Ankara Üniversitesi’nden Çağatay Zencirlioğlu.


TÖK’TEN 4+4+4’E DESTEK!

İstanbul Üniversitesi kapısında açıklama yapan TÖK 4+4+4 düzenlemesinin üzerinde pek durulmayan yanını, sermaye için kalifiye ara eleman yetiştirme amacını gördü ve hemen destek attı:  "Sistemin daha esnek hale gelmesi için atılan 27 maddelik ilk adımla, 8 yıllık ilköğretim kalkıyor, yerine 4+4 ilkokul ve ortaokul kademeleri geliyor. Bunun getirisi olarak okullar ve bölümler arası geçişler serbest olacak. Meslek eğitiminin önü açılarak, öğrencinin erken dönemlerden itibaren mesleki eğitim ile ilgili alt yapı esikliği ortadan kalkacak ve kalkınmış müreffeh ülkelerin sahip olduğu dinamiklere sahip olan bir ülkeye sahip olmanın yanında yetişmiş kalifiye ara elemanları ile sanayi atağını tam anlamıyla gerçekleştirmiş bir ülke haline geleceğiz."

www.evrensel.net