Rönesans Avrupa’da değil Balkanlarda başlamış olabilir mi?

Rönesans Avrupa’da değil Balkanlarda başlamış olabilir mi?

Londra Müzik ve Dramatik Sanatlar Akademisinin (LAMDA) oyunculuk bölümünde eğitim gördüğü yıllarda mezuniyet projesi olarak sahnelenen oyunda Cabriella’yı canlandıran Pınar Öğün, geçtiğimiz 8 Marttan beri tekrar Cabriella karakteri ile sahnede. Londra’da bulunan St. Leonards Kilisesi’nde sahnelenen oyun bir dönem

Sevda Aydın

‘Pentecost’ David Edgar tarafından 19 yıl önce yazılmış ve ilk kez National Theatre’da oynandığında pek çok ödül almış. Oyun bir  kilisede geçtiği için Shoreditch Kilisesi’nde sahneleniyor. Bu kiliseye aynı zamanda Shakespeare Kilisesi de deniliyor. Çünkü Londra’daki ilk tiyatro sahnesi olan The Theatre 1576’da burada kurulmuş ve Shakespeare, oyunlarını kendi tiyatrosu olan Globe’u kurmadan önce burada sahnelemiş.  Kilisede günümüzde de pek çok oyun sergileniyor.
Pınar Öğün, oyunda Devlet Müzesi Müdürü Gabriella Pecs karakterini oynuyor. Gabriella Pecs, kilisede bir freski, tarihi belgelerin de yardımıyla keşfediyor. Gabriella, bulduğu freskin, tarihi değiştirerek aslında Rönesans sürecinin Avrupa’da değil Balkanlarda gerçekleştiğini ispatlamaya çalışıyor. Öğün oyunun bu noktası için ‘Ülkelerin ve tarihin bugüne nasıl birbirinin içinden geçerek dönüştüğünü, kaybolduğunu görüyoruz’ diyor.

Daha önce de oynadığınız Pentecost’un Gabriella’sını tekrar canlandırıyorsun. Yıllar sonra Gabriella ile tekrar buluşmak nasıl bir duygu?
Çok heyecan verici. Keyifle ve büyük bir mutlulukla oynuyorum. Özellikle kilisede oynamak bütün akustik problemlerine rağmen çok etkileyici. St. Leonards Kilisesi, Elizabeth döneminin tek aktör kilisesi. Aktörlerin çoğu bu kilisenin civarında, hatta bazıları kilisenin altında gömülü. Shakespeare bu kiliseye gelirmiş mesela. Bu detaylar içimi ürpertmiyor değil. Pentecost oyununda Gabriella’nın mücadelesini 3 saat sahnede kalarak anlatmak benim için büyük bir coşku.

Biraz David Edgar’ın ‘Pentecost’undan bahseder misin?
Balkanlar’da ismi belirtilmeyen bir ülkedeki kilisede, Rönesans’ın başlamasına neden olan İtalyan Ressam Giotto de Bondone’nin Padua Kilisesi’ndeki freskine benzeyen bir fresk, Devlet Müzesi Müdürü Gabriella Pecs tarafından keşfediliyor. Gabriella oyun boyunca din adamları, devlet yetkilileri ve batılı entelektüeller gibi çeşitli otoriteleri bu freskin Giotto’dan önce yapıldığına ikna etmeye çalışıyor. Bu mücadelesini kuvvetli tarih bilgisiyle bütün otoritelere karşı sürdürürken, dünyanın çeşitli ülkelerinden mültecilerin (Arap, Türk, Kürt, Polonyalı, Rus, Azeri) kiliseye girip Gabriella dahil olmak üzere, biri İngiliz Oliver Davenport ve diğeri Amerikalı bir tarih bilimci olan Leo Katz’ı rehin almasıyla oyun tamamen yörünge değiştiriyor.Aslında ülkelerin ve tarihin bugüne nasıl birbirinin içinden geçerek dönüştüğünü, kaybolduğunu görüyoruz.

FRESK GİOTTO’DAN ÖNCE BOYANDIYSA RÖNESANSIN TARİHİ DEĞİŞİR

Oyundaki Avrupa’nın sanatsal ögelerinden bahseder misin?
Toplama kamplarında Yahudiler gramofondan Mozart dinliyor, her şeye rağmen. Bu beni çok etkiliyor. Genel olarak oyunda politik tarihin sorgulanmasından çok sanatın gücünden bahsediliyor. Bu anlamda bulunan fresk eğer gerçekten Giotto’dan önce boyandıysa bütün Rönesans tarihi ve başlangıcı değişecek. Orta Çağ’ın o karanlık, cahil ve primitif halinden sanatın aydınlatıcılığı ile kurtulup bilgi ve akıl yüklü hale gelmesine ilginç bir alternatif bakış açısı getiriyor.

İstanbul’a dönünce dahil olacağın yeni bir proje var mı?
İstanbul’da beni bekleyen bir oyun daha var. Memet Ali (Alabora) ile beraber Meltem Arıkan’ın yazdığı ‘Mi Minör’ isimli oyunda oynayacağız. Bu olağanüstü absürd ve çarpıcı oyunumuzla çeşitli festivallere katılmayı planlıyoruz. (İstanbul/EVRENSEL)


KİLİSENİN RAHATSIZ EDİCİ SIRALARINA RAĞMEN KİMSE SIKILMADI

8 Martta başladı oyun. Londra’daki tiyatro dünyasından gelen tepkiler nasıl?
Çeşitli gazete ve dergilerde bir çok eleştiri çıktı. Oyunun genel olarak eleştiriliyor olması müthiş bir şey. Oyunun basın gecesine yaklaşık 15 farklı dergi, gazete ve bloglardan eleştirmen geldi ve biz sahnede oynarken sürekli notlar aldılar. İşte bu gerçekten beni çok etkiliyor. İşime verdiğim değeri daha da arttırıyor. beğenilsin beğenilmesin fark etmez verilen değer ve gösterilen özen çok etkileyici. Seyirci çok memnun. izlemeye gelip de -ki upuzun diyaloglara ve kilisenin oldukça rahatsız sıralarına rağmen- sıkıldığını söyleyen olmadı. Zaten tabancalar ve tüfekler meydana çıkınca oldukça gergin anlar yaşandığı için zaman biraz hızlı geçiyor diyebilirim.

www.evrensel.net