İleri ama nereye doğru?

İleri ama nereye doğru?

Genellikle acemi şöförlerin yaptığı klasik bir hatadır bu; yolda giderken aracın yönü değişmişse frene basmak yerine gaza basmak. Böylece o yönde olmaması gereken aracı daha da “ileri” götürmek.Bizler de “İleri demokrasi”nin yönünü bulamadığı malum günleri yaşamaya devam ediyoruz... ABD&rsqu

Genellikle acemi şöförlerin yaptığı klasik bir hatadır bu; yolda giderken aracın yönü değişmişse frene basmak yerine gaza basmak. Böylece o yönde olmaması gereken aracı daha da “ileri” götürmek.

Bizler de “İleri demokrasi”nin yönünü bulamadığı malum günleri yaşamaya devam ediyoruz... ABD’nin Irak’a götürdüğü demokrasiyi örnek alan hükümet bunu daha da “ileri”ye Suriye’ye taşımayı planlıyor. Her gün bu coğrafyada ölen Türk ve Kürt gençlerini görmezden gelen, daha fazla gencin ölmesi için en az üç çocuk isteyen devlet, yine daha fazla gencin ölmesi için kendini Suriye’ye emperyalist bir müdahalenin maşası yapmaya hazırlanıyor.

Devletimiz Kürt halkını o kadar çok düşünüyor olacak ki Newroz’un anlamına uygun olarak 21 Mart’ta kutlanılması gerektiği gibi komik bir bahane ile bütün illerde 18 Mart’ta kutlanılması planlanan etkinliklerini iptal etti. Ancak başta Kürt gençliği olmak üzere Kürt halkı kendi üzerindeki baskılara karşı tam da anlamına uygun olarak Newroz alanlarını hınca hınç doldurarak AKP diktatörlüğüne en güzel cevabı vermiştir.

İleri demokrasi diğer yandan 4+4+4 adını verdiği bir sistemle profesörleri bile çıldırtan bir matematik sorusu ortaya attı. Ne hikmetse herkesin harıl harıl cevabını aradığı bu soruya henüz bir kişi dahi 12 cevabını veremedi. Nerden baksan 12 etmeyen bu sistem ile gençliğin içinde bulunduğu işsizlik, geleceksizlik, güvencesiz çalışma, bilimsel olmayan eğitim kıskacından çıkmak bir yana daha da bu batağa saplandığı, saplandırılmak istendiği ortadadır.

Cezaevlerinde çocuklara tecavüz ve işkence eden çocuk düşmanı “İleri” demokrasi, çocukların ve gençliğinin neye ihtiyacı olduğunu tartışmaya gerek duymadan “çocuk işçiliği” ve “çocuk yaşta evlenme”yi arttırıcı hamleler yapmaktadır. Buna karşı bu ülkenin onurlu insanları olarak KESK’in çağrısını yaptığı 28 ve 29 Mart’taki iki günlük greve dahi tahammül edemeyen devlet, ülkenin her yerinden Ankara’ya doğru yola çıkan otobüslere sudan gerekçelerle el koymuş. Kızılay’ı, Ankara’nın göbeğini de emekçilere karşı savaş alanına çevirmekten geri durmamıştır.

4+4+4 gelecek eğitim dönemini beklerken, şu anki sistemin mağduru olan liseliler 1 Nisan’daki YGS ile engelli maratonun bir engelini daha atlattılar. Samsun’da sınava giderken yaşadığı stresten dolayı kalp krizi geçirip hayatını kaybeden Damla kardeşimiz gibi sınavı atlatamayanlar da var. Gençlerin kanıyla beslenen bu sistem kendini daha güçlü hissediyordur belki şimdi. Geçen seneki şifre skandalının suçunu bir matbaa çalışanına atan YÖK ve ÖSYM, sahte profesör başkanlarına resmen dokunulmazlık getirdiler. Bütün bunlara rağmen frene değil de gaza basmaya devam ediyorlar.

Bu kadar kana, haksızlığa doymayan bu sistemin yürütücülerinin unuttuğu bir şey var. O da gençliğin çaresiz ve iradesiz olmadığı. Gençliğin en geniş talepleriyle bir mücadele platformu olan Emek Gençliği Türkiye’nin her yerinde liselerde, atölyelerde, mahallelerde, üniversitelerde yaptığı konferanslarla mücadele hattını yeniledi. 7-8 Nisan’da yapacağı merkez konferansla da bütün bu birikimi bütün illerden gelen gençlerle paylaşmayı ve ilerletmeyi planlıyor. Diğer yandan toplumun bütün kesimleri için bir umut olan Halkların Demokratik Kongresi’nin gençlik ayağını örmek, gençliği tüm bu saldırılara karşı ortak bir irade etrafında örgütlemek görevi önümüzde duruyor. Egemenler gaza mı frene mi basacaklarını düşünürken bizler şöförü değiştirmek için yola çıkıyoruz.

www.evrensel.net