09 Kasım 2015 03:45

Krasnodar: Eski Çerkezya’nın kalbi bugünse Kuban Kozaklarının başkenti

Paylaş

Okay DEPREM

Kuzey Kafkaslarda Novorossiysk’ten sonraki durağımız Krasnodar kenti oluyor. Kuzey Batı Kafkasya’nın bu en büyük eyaletinin aynı adlı başkenti, tarihsel olarak büyük Çerkezistan’ın neredeyse tam orta noktasında yer almasına rağmen çoktandır Kuban Kozaklarının en büyük şehri olmuş durumunda. Sovyetler Birliği dağılana kadar nüfusu sadece birkaç yüz bin iken, son çeyrek asırdır eyaletin ve Kafkasların dört bir tarafından iş-güç maksatlı gelen göçe, Rusya Federasyonu’nun kuzeyindeki uzak ve soğuk bölgelerden daha ılıman bir iklimde emekliliklerini geçirmek üzere buraya gelip yerleşen üst yaş grubunun dalgası da eklenince bugün Krasnodar’ın resmi olmasa da fiili nüfusu için “bir milyona yaklaştı” yorumları ağır basıyor. Novorossiysk’ten buraya karayolu mesafesi sadece 150 km. olmasına karşın, yolun bilhassa Karadeniz tarafının dağlık olmasından dolayı arada geçen süre 3-4 saate çıkabiliyor. İlk bir saatten sonra Krasnodar’a varana kadar artık Kafkas tepelerine kuzey yönünde uzaktan paralel uzayan yemyeşil Kozak düzlüklerinde ilerleniliyor.

YAZLARI ‘KUZEY’DEKİ ANTALYA’ MİSALİ SICAK VE NEMLİ

Nasıl olsa Rusya’dır, yaz olsa bile daha serin ve havası kurudur diye düşülmesin; yazın Temmuz – Ağustos döneminde bölgeye ilk kez yolu düşecekleri sıcaklık açısından çok büyük bir sürpriz bekliyor. Hem küresel ısınmanın genel etkisinden olsa gerek hem de Büyük Kafkas Dağları’ndan doğup Azak Denizi’ne dökülen ünlü Kuban Nehri ve deltasının, ayrıca devasa boyutlarıyla Krasnodar Baraj Gölü’nün de tesiriyle günümüzde oldukça yüksek bir nem oranı altında gölgede en az 40 derecenin seyrettiği yaz günleri artık kanıksanmış durumda burada da. 18. asır sonlarında kurulmasına karşın, sokakları görece dar tarihsel bir şehir merkezine sahip olmasından dolayı bugün Krasnodar’da ciddi bir trafik sorunu ortaya çıkmış ve bu insanı kentin girişinden itibaren karşılıyor. Çok geniş olmasa da kent sathında akarken çevresinde irili ufaklı mesire yerleri filiz vermiş ve oldukça yeşil, temiz ve düzgün korunabilmiş olan Kuban Akarsuyu Krasnodar şehrini bir uçtan diğer uca, sanki kıvrılmış uzun ince bir yılan misali yarıp ikiye ayırıyor. Turumuza, Kuban üzerindeki “Askeri Zafer” Müzesi ile açık havada sergilenen savaş araçlarının bulunduğu meşhur park ile başlıyoruz.

KUBAN ÇEVRESİNDEKİ YÜKSEK VE ÇİRKİN YAPILAŞMA

Türkiye şehirlerini mimari açıdan mahvettikten sonra Türkiyeli müteahhit güruhunun epeydir dadanıp kemirdiği şehirlerden birisi de Krasnodar. Rusya’nın çok nizamlı kent planlaması geleneğinin son 15 yılda bozulmaya başladığı dönemi iyi değerlendiren yeni nesil inşaatçıların estetik dışı eserleri nehrin farklı noktalarında arka görünüm alanında boy gösteriyor. Üzerinde çiftlerin adına-sanına layık olarak genelde öpüşürken fotoğraf çektirdikleri “Öpüşenler” adlı meşhur yaya köprüsünden geçip tarihi kentin yer aldığı taraftaki Gorkiy Parkı’na geliyorum. Burada, 18. yüzyılın ikinci yarısındaki Osmanlı-Rus savaşlarının meşhur Maraşeli Aleksandr Vasilyeviç Suvorov’ın heykeli ve hemen önünde birbirlerine bakan sağlı sollu mermer büstler gözüküyor. Bunlar da gene aynı dönemin ve takip eden asrın en popüler Çarlık Rusyası kumandan ve generallerine ait. Bunlar sırasıyla: Grigoriy Patyomkin, Fyodor Uşakov, İvan Gudoviç, Nikolay Rayevskiy, Denis Davıdov, Aleksey Yermalov, Pyotr Bagratyon, Mihail Vorontsov, Mihail Kutuzov ve Mihail Bogdanoviç…

KRASNODAR’IN BÜYÜLÜ ‘KIZIL CADDESİ’Nİ ARŞINLARKEN     

Krasnodar’ın kalbinin attığı bir yer var ise onun kesinlikle Krasnaya Caddesi (Kızıl Sokak) olduğu söylenebilir. Belli bir noktadan sonra bulvar özelliği kazanarak kilometrelerce uzanan yolun belirli bir etabı her hafta pazar günleri trafiğe tamamen kapatılarak sadece yayaların kullanımına açılıyor. Bu arada şehrin ilk etapta kolayca anlaşılamayan bir özelliği de, dört bir tarafta bank ve tarihi havalı çöp kutularının üzerinde sarı yaldızlı “E” harfinin yer alması. Bu sesli harf, modern şehrin kurucusu olan 2. Ekaterina’nın (Büyük Yekaterina), aynı zamanda kentin de eski ismi olan “Ekaterinodar”ın baş harfinden başkası değil. Nitekim meşhur caddenin hemen başında bulunan soğan kubbeli beyaz ve sade Ortodoks katedralinin isminin “Kutsal Yekaterina” olmasından, yolun hemen karşısındaki Merkez Meydanı’nda devasa ebatlardaki Katerina anıtına kadar, Rusların efsanevi çariçesinin son yıllarda Rus dünyasındaki “Rönesansı”nın Krasnodar’ın da belli başlı noktalarında da hissedildiğini görmek mümkün. Söz konusu anıtsal heykel kompleksi, imparatoriçenin en yakın amiral ve generallerinden bazıları ile temsili Kuban kozaklarının heykellerinin etrafında boy gösterdiği yüksekçe kırmızı granit kaidenin en üstünde Katerina’nın büyükçe heykelinin taçlanması ile stilize edilmiş. Buranın ise tam karşısında ise, Töton şövalyelerine karşı mücadelesi Ayzenştayn’ın bir filmine de konu olan, Rus tarihinin yüzyıllar öncesindeki ulusal kahramanı Aleksandr Nevski’nin (1221–1263) beyaz mermerden bir büstü dikkati çekiyor. Altındaysa ünlü anarşist Kropotkin’in Nevski’ye dair şu sözleri yazılı: “Rus zaferi yolunun projesi”.

SONU GELMEYEN HEYKEL VE ANITLAR ARASINDA BİR YOLCULUK

Hemen her köşe bucağı anıtsal çeşmelerle bezeli Krasnodar’ın minik bir sarayı andıran yerel müzesinin hemen önünde bir A.S. Puşkin heykeli yükseliyor. Ölümsüz şairin yontusunun bulunmadığı büyük ve orta ölçekli hemen hemen hiçbir Rusya kenti yoktur. İleride tarihi bir binanın kenar cephesini boylu boyunca bir fotoğraf kaplıyor. Kuzey Kafkas halklarının geleneksel kıyafetlerini çok fazla andıran ananevi giysileri içinde bir Kuban erkeği ve yanında güzellikleri ile dillere destan Kozak kadınlarını temsilen bir genç kadın poz veriyor birlikte “Ülkemin mübarek bölgesi Kuban” sloganının yanında. Şehre ikinci gelişim şanslıyım ki pazar gününe denk geliyor. Yediden yetmişe binlerce Krasnodarlı bulvar ve onu dik kesen temel sokak ve caddelere dağılmış durumda. Kamusal alanlarda hoparlörlerden nitelikli müzik çalınması biçimindeki eski Rus-Sovyet geleneği bugün de aynen sürüyor. Halkın genel toplumsal-estetik eğitimini pekiştiren heykel kültürünün aykırı bir misali tarihi kentin ortasında bir köşede fotoğraf müptelalarının vazgeçilmez uğrak noktalarından: Yetişkin bir karı-koca edasıyla tasvir edilmiş metalden kol kola iki köpek heykeli!.. Stalinist-anıtsal mimarinin örneklerinden nispeten ufak bir bina bugün tamamen bir giyim-kuşam mağazası haline getirilmiş. Öte yandan kvas, limonata gibi soğuk içeceklerin otomatlarının açık alanlarda bulunması geleneği geri gelmiş son yıllarda ki, dört bir tarafta bunlara rastlamak olası. Mareşal Jukov’un büstünün olduğu savaş-anıt parkının tam karşısında şaşalı Krasnodar vilayet binası duruyor. Üzerinde RSFSR ambleminin halen durduğu yapının önünde aynen Rostov’daki benzerindeki gibi at üzerinde bir Kozak betimlenmiş. Vakit akşama doğru gelirken dünyaca popüler bir resmin heykel kompozisyon versiyonu karşıma çıkıyor: “Kuban Kozaklarının toplu halde Osmanlı sultanına mektup yazmaları”… Turumu, 1888’de dikilme kiremit tuğlalı ve tarihi Rus mimarisini sembolize eden takın altından geçerek tamamlıyorum.     

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Nusaybin'de zırhlı araca saldırı: 3 polis yaralandı

SONRAKİ HABER

Boğaziçi Üniversitesinde siyasete damgasını vuran "popülizm" konuşuldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa