‘ABD de Irak’ta yenilgiye uğradı’

‘ABD de Irak’ta yenilgiye uğradı’

Stockholm geçtiğimiz günlerde işgalci ve işgal edilen iki ülkeden, ABD’den Cindy Sheehan , Irak’tan Khdhayer Waheed Hussein’in konuşmacı olarak katıldıkları bir panele ev sahipliği yaptı. Sheehan ve Hussein, Irak’ın işgalinin üzerinden geçen 9 yıl içinde ülkelerinde yaşanan siyasal ve toplumsal değişikleri, savaş

Murat Kuseyri

Oğlu Casey’in 2004 yılında Irak’ta öldürülmesinden sonra yaptığı eylemlerle savaş karşıtı hareketin sembolü haline gelen ve bu nedenle de bir çok kez tutuklanan “Barış Annesi” Cindy Sheehan, Demokrat Partinin taraftarlığından bir sınıf savaşcısına dönüşmesinin öyküsünü anlattı. Oğlu Casey öldürüldüğünde Demokrat Partiye sempati duyduğunu, ancak yaşadığı trajedi sonucu 50 yaşındayken savaşa ve haksızlıklara karşı mücadele etmeye başladığını söyledi.
ABD’de 1998 yılından bu yana cezaevlerinde tutulan 5 Kübalı devrimcinin serbest bırakılmalarını sağlamak için sürdürülen kampanyaya da destek veren Sheehan, “ABD terörizme karşı mücadele bahanesiyle ülkeleri işgal ederken, ABD’de Küba’ya karşı terörist faaliyetleri yürütenleri açığa çıkaranları cezaevlerinde” tutuyor şeklinde konuştu.

SOYGUNCULAR VE SOYULANLAR

Sheehan, ABD’de iki büyük problemin Cumhuriyetçiler ve Demokratlar olduğunu söyledikten sonra sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunlar temelde aynı parti. Silah tekelleri ve Wall Street’teki bankerlerin çıkarlarını kimlerin koruyacağını belirlemek amacıyla yapılan seçimler için milyarlarca dolar harcanıyor. Bush, tüm dünyada ‘aşırı kâr’a susayan savaş tekellerinin sembolü olmuştu. Yıpranan Bush’un yerine ABD’nin ilk siyah başkanı Demokrat Obama gelince solun önemli bir kesimi zafer sarhoşluğuna kapıldı. Ben Obama’yı hiç bir zaman desteklemedim. Seçim kampanyasında Afganistan’a daha fazla asker göndereceğini, İran’a karşı her türlü aracı kullanacağını söyledi. Latin Amerika ülkelerine karşı tutumundan da hoşlanmıyorum. Obama silah ve sigorta tekellerinin bir aletidir. Onun sağlık reformu, “HMO” ve “Big Pharma” gibi büyük sigorta tekellerine yapılan bir para bağışıdır.”

Finans krizinden sonra ortaya çıkan Occupy Wall Street hareketini emperyalizme yönelik bir hareket olarak görmesine rağmen hareketin silah tekellerini gündeme getirmemesini eleştirdi. Occupy Hareketinin barış, gıda subvansiyonu, adil bir ticaret gibi konuları gündemine aldığı takdirde daha da güçleneceğine inandığını söyledi. ABD’deki esas çelişkinin cinsiyet, din ve ırk çelişkisi olmadığını, sınıf çelişkisi olduğunu olduğunu vurguladıktan sonra “ABD’de iki sınıf var. Soyguncular ve soyulanlar. Ben haklı tek savaşın sınıf savaşı olduğuna inanıyorum” dedi.

ABD IRAK’TAN ÇEKİLDİ Mİ?

Professör Dr. Khdhayer Waheed Hussein ise ABD’nin Irak’ta büyük bir askeri yenilgiye uğradığını, bu nedenle de üniformalı askerlerini geri çekmek zorunda kaldığını söyledi. Sivil giyimli güvenlikçilerin hâlâ ülkelerinde olduğuna dikkat çeken Hussein, bunların sayılarının 45 bin civarında olduğunu, silahları, tankları, uçakları ve füzeleri olan bu milislerin hâlâ sivillere saldırdıklarını dile getirdi. ABD Büyükelçiliğinde 15 bin kişinin çalıştığını, konsolosluklarda çalışanlar ve özel güvenlikçilerle birlikte Irak’ta hâlâ 100 bin civarında ABD’linin bulunduğunu söyledi. 9 yıl süren işgalin ülkesini yıkıma götürdüğünü, halkın yaşam standartlarının her açıdan, politik, ekonomik, sosyal ve ahlaki açıdan gerilediğini somut örnekler vererek şu cümlelerle aktardı: “Her yıl Irak milyarlarca dolar petrol ihraç ediyor. Buna rağmen halk elektrik ve içecek temiz su sıkıntısı çekiyor. WHO’ya göre 1990 yılından önce Irak Arap ülkeleri içinde en iyi sağlık sistemine sahipti. Şimdi ise en alt sırada. Yolsuzluk almış başını gitmiş. Partiler kendi aralarında bakanları ve kurumları bölüşüyor. Halkın can güvenliği yok. Bombalar patlıyor. Halka ateş ediliyor. Kriminal çeteler terör estiriyor. Tüm bunlar işgalin sonuçları.” ABD askerlerinin geri çekilmelerinden sonra direnişçilerin taktik değiştirdiklerini ve Irak’ta bulunan 6 ABD üssüne, füzelerle saldırdıklarını ve bir füze fabrikası kurduklarını söyledikten sonra taleplerini şu cümlelerle özetledi: “Biz işgalcilerden bağımsız demokratik değerleri temel alan yurtsever bir rejim istiyoruz. Bu rejim insan haklarına saygılı olmalı ve komşu ülkelerle iyi geçinmelidir. Bu nedenle de bugünkü hükümetin tamamıyla değiştirilmesini istiyoruz.” (Stockholm/EVRENSEL)

www.evrensel.net