11 Eylül 2015 14:14

‘ Toplumun huzur ve güvenliği’ denilerek 1.5 ayda 17 çocuk katledildi

Paylaş

AKP Hükümetinin "Her şey toplumun huzur ve güvenliği için" dediği savaşta son 1.5 ayda 17 çocuk katledildi. 

AKP'nin “toplumun huzur ve güvenliği” gerekçesiyle başlattığı savaş kapsamında devlet güçleri terör estirirken, savaşta en çok da çocuklar katlediliyor. AKP'nin 13 yıllık iktidarı döneminde yüzlerce çocuk katledilirken, keskin nişancıların hedefi haline gelen Kürt çocuklarına yönelik devlet şiddeti devam ediyor. Suruç katliamının ardından 24 Temmuz'da başlayan savaşla birlikte katledilen ya da şiddete uğrayan çocuklar şöyle:

TEMMUZ'DA BEYTULLAH VE HASAN KATLEDİLDİ

26 Temmuz'da Diyarbakır'ın Bağlar ilçesinde polis ekiplerinin kovaladığı Beytullah Aydın (11) kaçarak saklandığı bir binanın 7'inci katından düşerek yaşamını yitirdi. 30 Temmuz'da Şırnak Cizre'de polislerin açtığı ateş sonucu 17 yaşındaki Hasan Nesre katledildi.

AĞUSTOS'TA 6 ÇOCUK KATLEDİLDİ

Şırnak'ın Silopi ilçesinde polislerin mahallelere girerek etrafa rastgele ateş açması sonucu 7 Ağustos günü, Hıdır Tanboğa (15) öldürüldü. 12 Ağustos'ta ise, Diyadin'de akşam saatlerinde jandarma karakoluna yapılan silahlı saldırı sonrasında özel hareket polisleri tarafından ekmek fırınında çalışan 14 yaşındaki Muhammet Aydemir ve 16 yaşındaki Orhan Aslan taranarak katledildi. Rojava sınırında infazlarını sürdüren askerler 15 Ağustos günü Girê Spî'nin batısında bulunan Girê Sor köyü yakınlarında sınırı geçmek isteyen Rojavalıları taraması sonucu 15 yaşındaki Mihemed Hesen Bunyamîn isimli çocuğun vücuduna 10 mermi isabet etmesi sonucu katledildi. İstanbul'un Esenler ilçesi Tuna Mahallesi'nde Silvan'da yaşanan devlet terörünü protesto ederken polisin ateş etmesi sonucu 18 Ağustos'ta da 16 yaşındaki Fırat Elma katledildi. 27 Ağustos'ta Cizre'de Garnizon Komutanlığı'na yapılan saldırının ardından gençler ile polisler arasında başlayan şiddetli çatışmalar esnasında 7 yaşındaki Baran Çağlı özel harekat timlerinin saldırıları sonucu katledildi. 

CİZRE EYLÜL'DE YAPRAK DEĞİL, ÇOCUK DÖKÜYOR! 

Bir haftadır sıkıyönetimin ilan edildiği Cizre'de, ağır silahlarla ilçeyi ablukaya alan devlet güçleri can almaya devam ediyor. 5 Eylül'de Cizre'nin Nur Mahallesi'nde keskin nişancıların hedef alması sonucu yaralanan 16 yaşındaki H.B "güvenlik" nedeniyle hastaneye götürülemeyerek yolda yaşamını yitirdi. 6 Eylül'de Diyarbakır'ın Sur ilçesinde polislerin etrafa rastgele ateş açması sonucu, 7 yaşındaki E.G., karnına isabet eden kurşunla ağır yaralandı.Cizre'nin Nur Mahallesi'nde Muhammed Tahir Yaramış isimli 35 günlük bebek, 6 Eylül günü akşam saatlerinde rahatsızlandı ancak polisler mahalleye ambulansın girmesini engellediği için yaşamını yitirdi. 7 Eylül'de Cizre'de 12 yaşındaki Ö.M., karnına aldığı kurşunla ağır yaralanırken, polisin Ö.M.'nin hastaneye gitmesini engellemesi sonucu yaşamını yitirdi. Yine son olarak, 9 Eylül gecesi, polislerin evlerini taraması sonucu 17 yaşındaki anne Zeynep Taşkın yaşamını yitirdi, kucağındaki 11 aylık bebeği Berxwedan Taşkın ise kolundan ve bacağından yaralandı. Sait Nayici isimli 16 yaşındaki çocuk ise, 10 Eylül'de Cizre'de keskin nişancıların hedefi olarak, can verdi. Gece saatlerinde de 10 yaşındaki Selman Ağar ve bugün sabah saatlerinde de 15 yaşındaki Bünyamin İrci, özel harekatçılar tarafından katledildi. 

'DEVLET 'ÇOCUKLAR ÇATIŞMA ORTAMINDAYDI' DİYEREK ÖLDÜRME LÜKSÜNE SAHİP DEĞİL'

Cizre başta olmak üzere bölge illerinde yaşanan çocuk katliamlarını değerlendiren Çocuk Hakları savunucusu Avukat Tülay Bingöl, çocukların fırında taranarak, başlarına gaz fişeği isabet ederek veya çatışma ortamında korunamadıkları için katledilmesinin normal bir ölümle kıyaslanamayacağını ifade etti. Türkiye'de hukuk merciinin de katledildiğini ifade eden Bingöl, Türkiye'nin de imzaladığı Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin (ÇHS), 6'ncı maddesi gereği; temel haklar kategorisinde bir çocuğun "yaşam hakkı"nın elinden alınmasıyla çocuğun en temel hakkını ihlal ettiğini kaydetti. Bunun yanında yine aynı sözleşmenin 38-39'ncu maddesine göre, çocukların savaşlardan korunma hakkının da düzenlendiğini vurgulayan Bingöl, "O nedenle devletin, 'Çocuk çatışma ortamındaydı ondan dolayı öldürüldü' deme gibi bir lüksü yok. Burada yapılaması gereken o çocuğun çatışma ortamından korunması ve zarar görmemesini sağlamaktır" dedi. 

'FAİLLER YARGILANMALI'

Katledilen çocukların yaşam haklarını ihlal eden faillerinin tespit edilmesi gerektiğinin altını çizen Bingöl, hak ihlallerinin önlenebilmesi bakımından faillerin yargılanmalarının büyük önem taşıdığını söyledi. Bingöl, "Çok basit devlet öldürmeyecek. Yaşam hakkının kutsallığına saygı gösterecek ve her şeyden önemlisi çatışma ortamından bir an önce çıkabilmenin yollarını arayacak" dedi. Yaşam hakları ihlal edilen çocuklar için, yakınları tarafından yapılacak hukuki sürecin, savcılığa suç duyurusunda bulunarak başlayacağını söyleyen Bingöl, iç hukuk yollarının tükenmesinin ardından ise, Anayasa Mahkemesi veya AHİM' e başvurular yapılması gerektiğini belirtti. 

İHD ÇOCUK ÖLÜMLERİNİ İNCELEMEK İÇİN CİZRE'YE GİDECEK

İHD İstanbul Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu adına değerlendirmelerde bulanan Hatice Kalpaklı da, çocukların yaşam haklarını korumanın devletin temel yükümlülüğü olduğunu söyledi. Hak ihlallerinin durdurulması ve güvenlik politikaları neden gösterilmeden çatışmasızlığın derhal sağlanması gerektiğini vurgulayan Kalpaklı, diyalog ve müzakere sürecine geri dönülmesi gerektiğini belirtti. İHD İstanbul Genel Merkezi ve bölge şubelerinin gerekli çalışmaları yürütmekte olduğunu kaydeden Kalpaklı, Çocuk Komisyonu ve Kadın Komisyonu'nun önümüzdeki günlerde acil barış çağrısıyla bölgeyi ziyaret edeceğini ve rapor hazırlayacaklarını belirtti. (DİHA)

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

Demokrat Yargı Derneği: Şırnak Valisi suç işliyor

SONRAKİ HABER

12 yaşındaki çocuk ölü bulundu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...