Tunus’ta ilerici güçlere birlik çağrısı

Tunus’ta ilerici güçlere birlik çağrısı

Ali KARATAŞ
Tunus

Tunus’ta iki yıl önce suikaste uğrayarak katledilen siyasetçi Muhammed Brahmi için uluslararası bir anma programı düzenlendi. Temmuz ayının sonunda başkent Tunus’ta gerçekleştirilen programa bir çok ülkeden siyasi parti ve örgüt temsilcileri katıldı. Katılanlar arasında Tunus’tan, Mısır’dan, Suriye’den, Fas’tan, Libya’dan, Cezayir’den, Filistin’den, Lübnan’dan, Türkiye’den ve Fransa’dan davetliler vardı. Muhammed Brahmi’nin anısını yaşatmak için kurulan vakfın düzenlediği program dört gün sürdü. 

Anma programı oldukça yoğun hazırlanmıştı. Programın iki günü tartışmalara ayrıldı. Katılımcılar Arap dünyasında ve tüm bölgede yaşanan durumları tartıştı. Gerçekleşen iki oturumun birincisinde Arap dünyasında yaygınlaşan terörizmin nedenleri irdelendi. İkinci oturumda ise Arap toplumunun bugün yaşadığı krizden çıkması için “Arap ilerici güçlerin birliği”nin neden gerekli olduğu üzerine tartışıldı. 

Tunus’ta faili meçhullerle ilgili süreç Türkiye’dekine çok benziyor. Halkın Gücü partisinin Genel Sekreteri  Zahir Hamdi, katledilen eski genel başkanları Muhammed Brahmi ile ilgili iki yıl geçmesine rağmen suikastla ilgili herhangi bir gelişme olmadığını ifade etti. Aydınlanana kadar takipçisi olacaklarını belirtti.

TÜRKİYE’YE YOGUN İLGİ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve AKP Hükümetinin özellikle son dört yılda Arap coğrafyasında tepki toplayan politikaları nedeni ile Emek Partisi temsilcileri ve HDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel’den oluşan Türkiye heyeti de  ayrı bir ilgi ile karşılandı. Etkinliğe katılan ve Türkiye’deki gelişmeleri yakından takip eden bir çok parti ve kişi hükümetin savaşçı ve baskıcı politikalarına karşı barış bloğu ile dayanışma mesajı yayınladı. Evrensel’de de geçtiğimiz günlerde yayınlanan bildiride, “Türkiye’deki Barış Blokunun mücadelesi ile dayanışma içerisindeyiz. Bizler Arap halkları olarak, Türkiye’de ve komşusu ülkelerde yaşayan kardeşlerimizin demokratik, özgür savaşsız bir geleceğini olması gerektiğini düşünüyoruz.

Davutoğlu hükümetini, istibdat rejiminden ve halklara karşı uyguladığı baskıdan vazgeçmesi ve komşu devletlerin işlerine karışmaması için davet ediyoruz.  Adalet ve Kalkınma Partisinden Kürtlerin, Arapların ve diğer halkların hukuklarına saygı göstermesini bekliyoruz. Safların IŞİD’e karşı mücadelede daha sıkı sıklaştırılmasını için çağrı yapıyoruz” denmişti. 

‘İSLAMİ TERÖR’ÜN NEDENLERİ

Anmada ilk oturum “Terörizm ve Arap halkının mevcut durumunun gereksinimleri” adı altında gerçekleştirildi. Siyasi analist, Cenevre Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Arap Merkezi'nin Direktörü Riyad Sidavi’nin tespitleri oldukça önemliydi. 
Sidavi terörü üçe ayırdı. Tunus’ta Susa ve Bardu’da gerçekleştiği gibi “şehir terörü”. Cezayir’in çok çektiği “arazi ve dağ terörü” ki bu alanlar gelişmeleri için muazzam imkanlar sunmakta ve katledebildiği kadar kişiyi katletmeyi hedefleyen “kara terör”.
Irak’ta çözülme ve  parçalanma yaşanmadan  önce terörün olmadığını söyleyen Sidavi, Irak ve Libya’ın harap edildikten sonra genişlemek için arayış içerisinde olan “terörü ihraç eden iki ülke”ye dönüştüğünü söyledi.

‘İHVAN, MISIR’DAKİ TERÖRÜN ANA ÜSSÜ’

Mısır ordusunda emekli  general Talat Muslim de, Libya’daki terörün Mısır ve Batı Arap coğrafyasına etkilerini değerlendirdi. Muslim, Cezayir’in 90’lı yıllarda bu sorunla karşı karşıya kaldığını üstesinden gelmeyi başardığını ifade etti. Talat, terörün ortaya çıkmasında ABD, Katar ve Suudi Arabistan’ı suçladı. Talat, İhvan hareketini “Mısır’da terör haraketinin ana üssü” olarak nitelendirdi.  

Birçok Arap ülkesinden  katılımcının olduğu oturumda Arap ülkelerinde yayılan terörün nedenleri üzerine genel olarak şu sonuçlarda ortaklaşıldı varıldı:

*Marjinalleşme ve yoksulluk terörist örgütlere katılımı kolaylaştırmaktadır.

*ABD’nin dostları olan Katar ve  Suudi Arabistan, IŞİD’i  Suriye’yi vurması için finanse etmektedir. 

*İslami terörizmin yaygınlaşmasında yoksulluk, dini nedenler katkıda bulunmaktadır.

*Şiddet içeren, öldürme üzerine odaklanan dini söylem dikkate alınması gereken önemli bir faktördür. 

*Arap ülkelerinde terörün ortaya çıkmasını ve yaygınlaşmasının diğer bir nedeni siyasi sebeplerle Irak ve Libya’ya girilmesidir.

ARAP İLERİCİ GÜÇLERİNİN BİRLİĞİ İÇİN TUNUS BİLDİRGESİ

Anma programının ikinci oturumu, Arap coğrafyasının yaşadığı sorunlara karşı nasıl bir siyasi hat izleneceği üzerine oldu. Öncelikle Arap coğrafyasında oldukça hızlı bir dönüşümün yaşandığı belirtildi. Selefi gurupların silah ve petrol tekelleri ile olan ilişkilerine dikkat çekildi. Filistin Halk Kurtuluş Cephesi Sekreter Yardımcısı Ebu Ahmed Fuad, Araplar birleşmeden Filistin sorununun çözülemeyeceğine vurgu yaptı. Tunus’taki Halk Cephesi tecrübesinin diğer ülkelerde de denebileceği ifade edildi. Ayrıca ortaya çıkan durum (emperyalist müdahaleler, selefi grupların bütün coğrafyaya yayılmış olması İsrail saldırganlığı vb.) nedeniyle bütün Arap ülkelerindeki ilerici partilerin ortak bir cephede buluşması çağrısı yapıldı. 

Tunus Halk Cephesi sözcüsü Hamma Hamami’nin okuduğu sonuç bildirgesinde ise katılımcıların sunumların bir toplamı niteliğindeydi özet olarak bildirge şunları içermekteydi;

1. Arap ülkelerinde bu gün normal bir süreç yaşanmamaktadır. Yeni süreç 1916’da Sykes Picot anlaşmasının imzalandığı dönemden daha tehlikelidir. Süreç bir yandan toplumsal ayaklanmalar yoluyla halkların özgürlük arzularını içerirken, diğer yandan sömürgeci güçler bu ayaklanmaları başarısızlığa uğratmak için müdahale etmekte ve Arap ülkeleri mezhep, milliyetler, aşiretler temelinde bölünmek istenmektedir.

2.Arap ülkelerinde yaşanan iç savaş durumu, Filistin davasını mezara gömme ve Siyonist bir devlet kurma hedefi ile Arapların ana davalarından uzaklaşmalarına  neden olmuştur.  

3.Tehlikeli yeni evre ile başa çıkmanın tek yolu; ulusal, ilerici demokratik Arap güçlerinin gerçek bir birliği ile mücadelesidir. 

HDP İSTANBUL MİLLETVEKİLİ LEVENT TÜZEL: LAİKLİK, DEMOKRASİ VE BARIŞ ORTAK MÜCADELEMİZDİR

Etkinliğin son gününde HDP İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, salonda toplanan binlerce Tunusluya ve konuklara seslendi. “Sizleri Emek Partisi ve Halkların Demokratik Partisi adına selamlıyorum” diyen Tüzel, Türkiye halkı ve emekçilerinin Tunus Devrimini çok yakından izlediğini ve Tunus Halkının başarılarını kendisinin başarıları gibi gördüğünü belirtti. Tüzel’in konuşmasının bir kısmı şöyleydi:  “Tunus Devrimi, sadece Arap coğrafyasında değil, Yunanistan’dan İspanya’ya, Brezilya’dan Türkiye’ye dünyanın birçok ülkesindeki halk ayaklanmaları ve mücadelelerinin ilham kaynağı olmuştur. Bunun en önemli nedeninin uyguladığınız başarılı cephe siyasetidir.  İşte bu nedenle Halk Cephesi’nin attığı her adım bütün dünyadaki ilerici güçler ve devrimciler tarafından dikkatle izlenmektedir.

ABD ve Avrupa emperyalizmi, Arap coğrafyasında halk ayaklanmaları başlar başlamaz, ayaklanmaları bastırmak  ve devrimleri çalmak için her yöntemi denedi. Bazı ülkelerde eski rejimlerin kalıntılarından yeni bir gericilik tesis edilirken, diğerlerinde ise en gerici güçleri kullanarak ülkeler yeniden dizayn edilmeye çalışıldı. El Kaide ve onun türevi olan IŞİD gibi örgütler bu politikanın sonucu olarak tarihte görülmedik düzeyde güç kazandı.”
 
IŞİD, EMPERYALİST MÜDAHALECİLİĞİN BİR SONUCU

“Halk Cephesi ve Tunus emekçileri olarak devrimi bütün gerici saldırılara karşı kahramanca savundunuz. Bunun için şehitler verdiniz. Bunlardan bir tanesi evinin önünde bir suikast sonucu öldürülen Muhammed Brahimi’ydi. Sizin şehitleriniz bizim de şehitlerimizdir. Brahimi’yi saygıyla anıyor, halklarımızın mücadelesinde yaşatma sözü veriyoruz.

Öncelikle hepimiz biliyoruz ki IŞİD gibi terör örgütleri ABD ve Fransız emperyalistleri ve Türkiye, Suudi Arabistan, Katar gibi işbirlikçi rejimlerin Libya’dan başlayıp Suriye’de devam eden müdahale politikasının bir sonucudur. Mezhepçi bir görünüme büründürülen bu egemenlik ve müdahale politikasının sonucu dünyanın dört bir tarafından radikal İslamcı-cihatçı teröristler başta Suriye ve Irak olmak üzere bütün bölgeye yayıldı”

‘MÜCADELEMİZ ORTAKTIR’

“Hepimiz biliyoruz ki ülkelerimizdeki İSİD eylemlere zemin hazırlayan politika Müslüman Kardeşler örgütü çizgisindeki AKP hükümeti ve Tunus’ta Gannuşi iktidarlarının radikal İslamcı çeteleri cesaretlendiren politikalarıdır. Müslüman Kardeşler radikal İslam ile ayni ideolojik kökenden gelmektedir. Ayrılıkları zaman ve mekanla ilgilidir. Türkiye halkları olarak, en Nahda hükümetinin kadın haklarının tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik mücadelenizi yakından izledik ve en Nahda’nın gerici girişimlerine karşı kadın mücadelesinde elde ettiğiniz başarıyı coşkuyla karşı karşıladık. Laiklik ve demokrasi, barış içinde insanca yaşam;  emperyalist müdahale, sömürü ve yağma politikalarına karşı mücadele halklarımızın, işçi sınıfı ve emekçilerin ortak talep ve mücadelesidir”  

ETKİNLİĞE KATILAN PARTİLER

Ulusal Demokratik Birlik Partisi (Tunus), İşçilerin Solcu Birliği (Tunus), Libya Gençleri Ulusal Birliği (Libya), Hürriyet ve Gelişme için Halk Partisi (Tunus), Dayanışma ve İletişim İçin Uluslaraarası Arap Birliği (Lübnan), Arap Merkez Partisi (Tunus), Demokratik Yaklaşım Partisi (Fas) Emek Partisi (Tunus), Kutup Partisi (Tunus), Sol Parti (Fransa), Suriye Ulusal Toplumsal Partisi (Lübnan), Halk Hareketi (Lübnan), Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (Filistin), Mısır Halk Akımı Hareketi (Mısır), Demokratik Nasırcı Parti (Mısır), Halk Akımı Hareketi (Tunus), Halk Cephesi (Tunus) Emek Partisi (Türkiye)

Son Düzenlenme Tarihi: 07 Ağustos 2015 13:42
www.evrensel.net