Şengal’de katliam sürüyor

Şengal’de katliam sürüyor

Takvim yaprakları 3 Ağustos 2014’ü gösterdiğinde kadim Êzidî halkının “Fermana me rakırın” çığlıkları bir kez daha yükseldi. Tarihleri boyunca sayısız katliama maruz kalan Êzidîler bu kez barbarlık örgütü IŞİD’in hedefindeydi. Mezopotamya’nın tüm kültürel birikimlerine, mirasına ve hafızasına sahip Êzidîler IŞİD’in soykırım girişimiyle karşı karşıya kaldılar. IŞİD, Şengal’i işgalinden yaklaşık bir ay önce Şengal’in güney yönündeki ovalık alanda bulunan Girzerik, Tilbenat, Siba Şeyh Xıdır, Tilizer gibi köylerin 200-300 metre yakınlarına kadar gelmiş ve buralarda hendekler kazarak saldırı hazırlığı yapmıştı. Zaman zaman Êzîdî köylerine havan toplarıyla saldıran IŞİD 3 Ağustos gecesi saat 02:00 sularında ağır silahlarla Şengal’e saldırdı. Köylerinin etrafında mevzilenen Êzîdîler ise tüm kutsallıklarına dayanarak sabah saatlerine kadar Şengal’in çevresindeki köylerini savundular. Êzidîler, cephanelerinin bitmesiyle birlikte Şengal şehir merkezine çekilmeye başlayınca, IŞİD; arabalarla köylere ve şehir merkezine girdi.

ŞENGAL DAĞI’NA SIĞINDILAR

Êzidîler, tarihte birçok kez olduğu gibi, atalarının ruhunu taşıyan Şengal Dağı’na sığındı. Binlerce kişi dağlara çekilirken, Şengal’e ulaşamayan çok sayıda kadın, erkek, çocuk ise IŞİD tarafından rehin alındı. Dağlara çekilen halk IŞİD’le , yer yer şiddetli çatışmalara da girmek zorunda kalırken, IŞİD, kısa bir sürede Şengal ve güneyindeki tüm köyleri işgal etti. Kadim Êzidî halkına en barbar saldırılarından birini gerçekleştiren IŞİD, sonraki gün Şengal Dağı’nın kuzey yönünde kalan köyleri de işgal etti. Halk dağlara sığınmak zorunda kalırken Şengal ise tümüyle barbar çetelerin denetimine geçti. Büyük bir ihanete uğrayan Êzidîler savunmasız olmanın tüm trajedilerini ise birer birer yaşadılar. Tehlikenin farkında olduğu için saldırıdan önce halkı savunmak amacıyla defalarca güç göndermek isteyen ancak KDP’nin engellemeleri nedeni ile savaşçılarını gönderemeyen HPG, KDP’den gizli bir şekilde Şengal’e daha önce ulaştırdığı 7 kişilik bir gerilla grubu ile bir yandan halkı savunarak bir yandan halkı örgütleyerek Dağ’a çekilmelerini sağladı. Bu gerilla biriminin Şengal’i savunmaları ve on binlerce Êzidîyi kurtarmaları ise, yeni bir “kutsal destan” olarak hem insanlığın hem de Êzidî halkının tarihine kayıt düştü.

DAĞ’DA SUSUZLUKTAN KIRILDILAR

Şengal dağına gidemeyen hasta, yaşlı, kadın, çocuk binlerce kişi de IŞİD vahşetine maruz kaldı. Şengal Dağı’na sığınan ve üç tarafı IŞİD  tarafından sarılan Êzidîleri dağda savunan HPG ve YPG güçleri, savunma dışında halkın su ve gıda ihtiyacını da karşılamaya çalıştı. Şengal Dağı’na ulaşımın sağlandığı koridorun sık sık saldırıya uğraması özellikle su sıkıntısı yaşayan Êzidîler ulaşım konusunda zorluklar yaşanmasına neden oluyordu. Çöl sıcağında başta çocuklar olmak üzere yüzlerce Êzidînin susuzluktan kırılması da bugünlerde yaşandı. Tüm dünya ise, bu “sessiz soykırımı” büyük bir suskunluk içerisinde izledi.

‘YAŞAM KORİDORU’

Êzidî halkının bu haykırışlarına sessiz kalmayan PKK’nin, gerilla grupları Şengal Dağı’na ulaştı. Ardından YPG ve YPJ güçleri de Cizire Kantonu ile Şengal arasında “yaşam koridorunu” açarak hem geçişleri sağladı hem de takviye güçler gönderdi.
Açlık ve susuzluk ile mücadele eden ve dağı aşarak YPG’nin açtığı güvenli koridoruna ulaşmaya çalışanlar, Şengal Dağı’nda çok zorlu günler yaşadı. Can havliyle kendilerini dağa vuran halk, susuz ve kurak olan dağda kızgın güneşin altında günlerce yürümeye başladı. Arkalarında yurtlarını ve tüm geçmişlerini bırakmak zorunda kalan Êzidîler, YPG ve HPG güçlerine ulaşmaya çalışıyordu. Bu yolculukta çocuklar susuzluğa dayanamayarak tek tek ölmeye başladı. Yaşlılar artık yürüyemez duruma gelmiş, bebeklerine süt vermeye çalışan annelerin göğsünde süt kalmamıştı. Çocuklarını taşıyamaz durumda olan anneler Şengal Dağı’nı tırmanamaz hale gelmiş, yaşlıları ise bırakmak zorunda kalıyorlardı. 

KADINLAR, ÇOCUKLAR KÖLE PAZARINDA 

Köylerde ve mezralarda IŞİD’in elinden kaçamayan binlerce kadın ve çocuk IŞİD’in eline geçti. Kadınların çoğu önce tecavüze uğradı, ardından ise “ganimet olarak” kaçırılarak, Müslümanlaştırılmaya zorlandı. Êzidî kadınlarını köleleştirmek isteyen çeteler, kadınları köle pazarlarında “satılmak” üzere denetimindeki diğer bölgelere gönderdi. (DİHA)

www.evrensel.net