Bu kez büyük küçüğü dinlemeli

Bu kez büyük küçüğü dinlemeli

Tolga Alp TURGUT
İstanbul

Türkiye’nin hem idari hem de siyasi olarak ciddi kronik problemleri var. Yaşadığımız 21. yüzyılda ortak akıl, gerçekçi ve sorun çözecek yasalar yapmak için bu yasaların bütün muhatapları yasama sürecine dahil etmeyi öngörüyor. Demokratik olarak işlemesi gereken kurumların başında doğal olarak parlamento geliyor. Ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) sağlıklı bir yasama faaliyeti işletemiyor. Örneğin kadınlar hakkında yapılan bir yasaya kadın örgütlerinin fikri dahil edilmiyor. Yani düzenli işleyen bir demokrasi mekanizmasından söz etmek söz konusu değil. İnsan hakları savunucusu Şanar Yurdatapan’ın girişimiyle kurulan ve ‘sivil toplum’ ile siyasetin diyaloğunu amaçlayan Türkiye küçük Millet Meclisleri (TkMM) ise belediyeleri, milletvekillerini ve kitle örgütlerini bir araya getirerek genel ve yerel sorunları yüz yüze tartışıyor. Her ayın ilk hafta sonu 20 ilde toplanan TkMM’ye 56 meslek odası, 103  sendika, 513 kitle örgütü katılıyor. 

ÖNYARGILAR GİREMEZ

“Önyargılar giremez.” Bu söz her küçük Millet Meclisi toplantı salonunun duvarında yazıyor. Tüm siyasi parti, belediye ve kitle örgütlerine eşit uzaklık yerine ‘eşit yakınlık’ ilkesini benimseyen TkMM’nin diyalog yaratmaktaki amacı bağcıyı dövmek değil üzüm yemek. Yapılan toplantılarda, bağırarak katılmamak ya da alkışlayarak katılmak yerine sadece başka görüşleri dinlemek ve anlamaya çalışmak diyalogların sürdürülmesi için belirlenen temel ilkelerden. Ana ilkelere göre kurulan her kMM, kendi işini kendi görüyor. Hepsini yöneten bir merkez yok. İllerde çalışma yürüten temsilciler (hamallar) ve İstanbul’da bulunan mutfak ekibi, toplantıların düzenli ve sürekliliğini sağlıyor.

Türkiye küçük Millet Meclisleri Projesi Sorumlusu Yakup Kadri Karabacak, “Yasama sürecini toplumsallaştırmanın evrensel ölçütlerinin STK’lar olduğunu düşünüyoruz. Toplumun örgütlü kesimleri. kMM aslında sivil toplumun yasama sürecine katılımındaki engelleri aşmanın fiili bir yolu. Çünkü bu toplantılara milletvekilleri katılıyor. Bunun dışında bir yol da bilmmiyoruz. Bu yolu denemezsek nasıl daha sağlıklı bir yasama sürecine sahip olabiliriz bir fikrimiz yok” diyor ve TkMM’nin STK’dan kastını şu sözlerle anlatıyor: “Yalnızca devletin yasalarıyla belirlenen, Dernekler Yasasına, Vakıflar Kanuna göre örgütlenmiş kurumlar değil. Biliyoruz ki Türkiye’de örgütlenememiş ancak belirli bir sosyal çevreyi ve düşünceyi temsil eden girişimler var. Yalnızca benzer dünya görüşüne sahip insanların bir araya geldiği toplantılardan ziyade aynı mahallede olmayanların, komşuluk etmeyenlerin birbiriyle konuşmasını nasıl sağlarız meselesi üzerinde duruyoruz. Bu anlamda bütün demokratik örgütlenmelere ulaşmaya çalışıyoruz. Farklı düşüncelerin hangi konularda anlaştıklarını ne noktalarda ayrıştıklarını bizzat birbirlerinin ağızlarından dinlemesi bizce önemli.”

TÜRKİYE SİYASETİ TOPLUMUN GERİSİNDE

Türkiye’de siyasetin toplumun gerisinde olduğunu söleyen Karabacak, “kMM toplantılarında en uzlaşmaz fikirlerin dahi bazı temel değerler üzerinde biraz siyaset dışına çıkıldığında ortaklaşabileceğini görüyoruz. Örneğin 2011 Şubat ayında yapılan bir kMM toplantısında Türkiye’de siyasette üslup konusu masaya yatırıldı. Çünkü salı günleri gerçekleşen Meclis grup toplantıları insanlar için kabus haline gelmişti. TBMM’de sürekli söz kesen ve yumruk yumruğa kavga eden milletvekilleri gördük. TkMM toplantılarında ise birbirini tanımayan, yalnızca basından veya üçüncü şahıslardan duyduklarıyla yetinen insanlar, birlikte daha detaylı fikir alışverişi yaptı ve birbirini mat etme, galip gelme üslubundan vazgeçti” dedi.   

‘KONUŞMAK LAZIM KONUŞMAK’

TkMM toplantılarında karar alınmıyor ancak konuşulanlar havaya da gitmiyor. Her toplantı tutanak altına alınıyor. Tutanaklar web sitelerinde yayınlanıyor. Türkiye’nin her yerinden gelen tutanaklar ortak payda raporlarına dönüştürülüyor. TkMM toplantılarında yeni bir anayasa konusunda milliyetçi, muhafazakar, liberal, sosyalist, Türk, Kürt, Alevi, Sunni farklı çevrelerin toplumun hassasiyetlerini giderecek, katılımcı, demokratik bir Anayasa talebi olduğunu anlatan Karabacak, kMM’lerin 8 yıldır en fazla gündemine gelen konunun Kürt sorunu ve çözümü olduğunu söyledi. Sorunun nasıl çözüleceği ve sorunun ne olduğu noktasında ciddi eksen farklılıkları bulunmasına rağmen doğrudan veya dolaylı olarak tartışılan meseleye dair ‘çatışmadan kimsenin bir çıkarı yok’ düşüncesinde birleşen kMM üyeleri, hiçbir toplantıda çözüm sürecine itiraz ya da olumsuz görüş belirtmemiş. 

TkMM TV

TkMM’nin bir de televizyonu var. TkMM TV bu hafta 100. programını yapacak. Karabacak televizyonun hikayesini şu sözlerle anlatıyor: “kMM toplantısının konusu ne olursa olsun ilk sözü alan konuşmacı nasıl bir çerçeve çizdiyse bütün tartışmalar bu çerçeve üzerinden yürüyordu. Bu durumda toplantının verimliliği azalıyordu. Bu sorunun önüne nasıl geçebiliriz sorusu, tartışılacak konunun objektif bir gözle kronolojisini anlatabilecek bir sunum hazırlama sonucuna vardı. Yapılan 10 dakikalık sunumlara neleri ekleyebiliriz diyerek yola çıktık ve sivil toplum kuruluşlarının yakından takip ettiği meclis araştırma komisyonlarını takip eden, internet üzerinden ve 6 yerel kanalda haftalık yayın yapan bir programa dönüştük. Söz Milletin isimli ana programımızın yanında, Türkiye ve Dünya’da Neler Oldu?, TBMM’de neler oldu?, Bir Zamanlar Meclis’te gibi programlarımız var. TBMM’deki aksaklıkları konu edinen Sözüm Meclis’ten İçeri ve toplumun aksaklıklarını değerlendiren İğneyi Kendimize programlarımızın yanı sıra Meclisin nasıl çalıştığına dair bilgilerin yer aldığı, torba yasanın ne demek olduğunun anlatıldığı TBMM Sözlüğü ve TkMM Sözlüğü isimli programlarımız da var.”

www.evrensel.net